AVUKATLARA HAP BİLGİLER v2
Hazırlamış olduğum hap bilgileri içeren "AVUKATLARA HAP BİLGİLER" derlemesinin 2. sürümünü paylaşıyorum.
İçerik oldukça genişletildi. Kira hukuku, miras hukuku, kamulaştırma, tapu iptal tescil davaları, ticaret hukuku kısımlarına eklemeler yapıldı.
Çalışmada sözleşme hazırlama ya da dava süreçlerine ilişkin hap bilgiler yer almakta.
İçindekiler kısmında yer alan başlıklara tıklayarak konuya doğrudan gidebiliyorsunuz.
Link: https://t.co/9mR096MwCb
Borçlunun kendi üzerinde malvarlığı bulunmazken,
eşi veya çocukları adına edinilen mallar tasarrufun iptali davasına konu edilebilir.
Avukat Talih Uyar anlatıyor. 👇
AVUKATLIK ÜCRET SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAKLARDA GÖREVLİ MAHKEMELER HUSUSUNDA KARARLAR(Paylaşım ve çalışma :Doç.Dr. Anıl Köroğlu)
Avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görev konusu, yargı kararlarında, müvekkilin işçi, tacir, tüketici sıfatıyla hareket edip etmediği - avukatlık sözleşmesinde sunulan desteğin konusunun ne olduğu ekseninde ele alınmaktadır.
Kararlarda (biraz da göreve ilişkin getirilen kuralların belirsizliği sebebiyle) istikrar yakalanamamış olması, bu davalarda herhangi bir sebeple görevsizlik kararıyla karşılaşılmasına neden olabilir.
Avukatlık ücreti talebine ilişkin açılacak davalarda güncel uygulama şu :
- Eğer avukatın ücretini talep ettiği dava veya iş müvekkilin “mesleki veya ticari faaliyetine ilişkin” ise Asliye Hukuk Mahkemesi, (Örnek: Müvekkilin şirket olduğu davalar, iki esnafın arasındaki alacak davası)
- Eğer avukatın ücretini talep ettiği dava veya iş müvekkilin “mesleki veya ticari faaliyetine ilişkin değil” ise Tüketici Hukuk Mahkemesi, -dava değerine göre tüketici hakem heyeti- (Örnek: Boşanma davası, işçilik alacağı davası, muris muvazaasından kaynaklı tapu iptal tescil davası)
Görevli.
📌VEKALETNAME ÖRNEĞİ
"Vekaletname örneğiniz var mı?" sorusuna çok muhatap oluyoruz. Ekli bağlantıda benim hazırladığım ve içerisinde çokça karşılaşılan davalar için bazı özel yetkiler barındıran bir vekaletname örneği var.
Yararlı olmasını dilerim.
https://t.co/fSCjtAiK8I
OHAL KHK'SI İLE İHRAÇ OLDUKTAN SONRA BİRLEŞTİRİLMİŞ HİZMET SÜRELERİ ÜZERİNDEN EMEKLİ OLUP TARAFINA EMEKLİ İKRAMİYESİ ÖDENMEYENLER İÇİN ANKARA 14. İDARE MAHKEMESİ'NDEN ÇOK ÖNEMLİ İPTAL KARARI
Dava dilekçesini yazdığım dosyada, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılıp birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden tarafına emekli aylığı bağlanan, ancak Sosyal Güvelik Kurumu tarafından tarafına emekli ikramiyesi ödenmeyen davacıya, EMEKLİ İKRAMİYESİNİN davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ÖDENMESİNE karar verilmiştir.
ANKARA 14. İDARE MAHKEMESİ'NİN KARARI DOĞRULTUSUNDA DAVACIYA EMEKLİ İKRAMİYESİ ÖDENECEKTİR.
HİZMET BİRLEŞMESİ SURETİYLE EMEKLİ OLMAK, EMEKLİ İKRAMİYESİ ALMAYA ENGEL TEŞKİL ETMEZ.
Ankara 14. İdare Mahkemesi Kararı Doğrultusunda İzlenilecek Hukuki Yollar ;
Birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli olup, tarafına Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından emekli ikramiyeleri ödenmeyip, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bu kararına karşı dava açanlar, dava dosyalarına ilgili kararda yer alan tespitlere yönelik ek beyanda bulunacaklardır.
Birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli olup, tarafına Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından emekli ikramiyeleri ödenmeyip Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bu kararına karşı açtıkları dava sonucu Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunanlar AYM'deki dosyalarına ek beyanda bulunacaklardır.
Birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli olup, tarafına Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından emekli ikramiyeleri ödenmeyip bugüne kadar Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan emekli ikramiyesi talep etmeyenler, ilgili karar doğrultusunda Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan emekli ikramiyesi talebinden bulunacaklardır.
Hukuki destek konusunda yardımcı olurum.
11/03/2026 tarihli karardan.
Hesaba elden yatan paraların, vergi müfettişince mesleki (ya da ticari) kazanç olduğu kanıtlanmadan vergilendirilemeyeceğine dair istinaf mahkemesi kararının tam metnini paylaşıyorum.
Bir süredir karşılaştığımız "Whatsapp'tan gönderilen UDF dosyalarının ZİP olarak görünmesi" sorununu çözen chrome uzantısını ücretsiz ve açık kaynak olarak yayınladım. Kurulumdan sonra tarayıcıyı kapatıp yeniden açmanız gerekmektedir.
Chrome Uzantı Bağlantısı: https://t.co/9VIGn9hwov
Github Bağlantısı:
https://t.co/lJvinPinQQ
Hazırlayan:Hakim Yusuf Menteş
MEN-İ MÜDAHALE VE ECRİMİSİL DAVALARINA ilişkin olarak aşağıdaki tabloda:
Mülkiyet türüne göre dava açma yetkisi,
Kararın kapsamı,
Pay oranı / miras hissesi etkisi,
İntifadan men gerekliliği gibi
ihtimaller dikkate alınarak sistematik biçimde bir araya getirilmeye çalışılmıştır.
Dün yayımlanan Resmi Gazete’de vekile tebliğ ile ilgili güzel bir ihlal kararı var. Olay şöyle; başvurucu hakkında mahkumiyet kararı veriliyor, başvurucuyu zorunlu müdafii temsil ediyor bu süreçte, sonra başvurucunun zorunlu müdafii süre tutum gönderiyor, bundan sonra da özel müdafii dosyaya vekaletname sunuyor. Mahkeme; gerekçeli kararı zorunlu müdafiiye tebliğ ediyor ve dosya istinafa gidiyor. Anayasa Mahkemesi; özel müdafii vekalet sunmasına rağmen gerekçeli kararın özel müdafiye yapılmamasını “Müdafii yardımından yararlanma hakkı” kapsamında değerlendirerek ihlal kararı veriyor. Karar güzel detaylar barındırıyor, ilgili kısımlarını aşağı bırakıyorum, merak eden olursa dün tarihli Resmi Gazete’den bakabilir. ⬇️
Avukatlara serbest meslek makbuzu düzenlenmediği gerekçesiyle kesilen özel usulsüzlük cezasını iptal eden vergi mahkemesi kararını onayan istinaf mahkemesi kararı. (Tuhaf bir cümle oldu)
Özetle şöyle deniyor:
Avukatın hesabına giren paraların avukatlık ücreti olarak kabul edilerek serbest meslek makbuzu düzenlenmediğinden bahisle özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için, avukatın, hangi tarihte, kimlerden ücret tahsil ettiği ve kimlere serbest meslek makbuzu düzenlenmeği geçerli biçimde tespit edilmelidir.
Salt hesap hareketinden yola çıkılarak hasılat elde edilmesine karşın makbuz düzenlenmediğinin söylenmesi varsayımsaldır ve hukuka aykırılık teşkil eder.
Yahu bu CMK dosyaları için bir çözüm bulmayı düşünüyor musunuz? Eski sistemde angarya mangarya yine elden kağıt götürüp çözüyorduk, şimdi uhap üzerinden saçma sebeplerle dosyalar geri gönderiliyor, görevi yapıp parasını alamıyoruz ve bu krize dönüşüyor bir çözüm üretecek misiniz?
FAKÜLTEDE ÖĞRETİLMEYENLER - ....
1⃣ TANIK DİNLENİRKEN AVUKATIN ROLÜ
(Aşağıda yazılanlar ağırlıklı olarak ceza muhakemesine dair olmakla birlikte özel hukukta da geçerli olan durumlar söz konusudur.)
TANIK NASIL DİNLENİR?
Tanığı önce hakim sorguya çeker. Genellikle, hakim yalnızca yemin ettirmekle yetinir. Eğer hakim, yalan yere tanıklığın yaptırımını hatırlatmazsa bunu hatırlatmak gerekir.
Bu iki açıdan önemlidir:
1) Muhakemeyi yürüten hakim nezdinde kanuna vakıf olduğunuz ve süreci kontrol ettiğiniz anlaşılır.
2) Tanığın kendisinden -doğal olarak- üstün gördüğü hakime kanun hükmünü hatırlatan avukat, hakimin bu yaklaşımı anladığı şekilde yasal bir prosedür olarak algılamanın ötesinde bir biçimde algılayacak ve tanıklığı sırasında avukatın nefesini ensesinde hissedecektir.
2⃣ NE OLURSA OLSUN SORU SORULMALI MI ?
Bazen öyle durumlar gelişir ki hakimin dosyaya vakıf olmasından dolayı sorduğu sorular aslında avukata sorulacak bir soru bırakmaz. Böyle bir durumda ısrarla ve farklı biçimde yanıtı aynı olan soruyu sormak sadece antipati yaratır. Bunun yerine "Soracağımız 8 soru vardı, ancak siz sorduğunuz için gerek kalmadı." demek bile daha az kötüdür.
3⃣ TANIĞA SORULACAK veya SORULMAMASI GEREKEN SORULAR
Tanığa yanıtı bilinmeyen soru sorulmamalıdır. Ne biçimde cevap vereceği bilinemez. Amaca uygun olmayan soru sorulmamalıdır. Sorulacak soru cevabı çok kritik (main question) ise doğrudan sorulmamalıdır. Bunun yerine tanığı -gerekenden fazla- germeyecek biçimde rahatlatıcı ve yan konularla ilgili sorular sorup ana soruya yürüyen bir çember çizmekte yarar vardır.
Bunu yaparken, tanığın son soruda veya sorularda önceki beyanlarına aykırı beyanda bulunamayacağı biçimde sakin bir şekilde soruları biçimlendirmek çok önemlidir.
4⃣ AVANTAJ VE DEZAVANTAJA ODAKLANMAK
Tanığın dinlendiği oturumda önceki beyanlarına tamamen vakıf olmak oldukça avantajlı bir konuma imkan verebilir.
Örneğin tanığın kollukta verdiği önceki beyanından çelişkili ve muhakemeyi etkileyecek biçimde verdiği beyanını ele alalım.
Bu durumda tanığa "beyanınızdan emin misiniz?" demek yerine "Jandarma x ile aranızda husumet var mı?" (Hayır diyecektir) "Beyanınızı sahte bir şekilde tutanağa yazmış ve size baskıyla imzalatmış olabilir mi?" şeklinde sorular sormak oldukça etkilidir.
(Kitabın güncellenmiş versiyonunda bu bölüm daha ayrıntılı yer alacak. Katkı sunmak isteyen meslektaşlarımın ulaşmasını dilerim.)
*Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında İhtarnameye İlişkin Tablolar*
1-İhtarname Gerekli mi ve Arabuluculuk Şartı Var mı?
2-İhtarname Hakkında
3-İhtar Gerekmeyen Durumlar
4-İhtarnameye İlişkin Temel Bilgiler
Via/Av.Şafak Uğurlu
Hap bilgi;
Dosyadaki delillere göre durum kötüye gidiyorsa ( özellikle müvekkil şirketin ticari defterlerinin açılış kapanış tasdikleri usulüne uygun değilse ve davalı ticari defterlerini sunmuyorsa ) hoop delil ıslahı isteyin ve münhasıran davalı yanın ticari kayıt ve defterlerine dayanıyoruz diyin.
HMK’nun “Belge ve Senet” başlıklı ikinci bölümü 219. Maddesinde “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar.
HMK 222/5. Maddesinde “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır “ şeklindeki kanun maddesi kapsamında günü kurtarırsınız.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 05.12.2016 tarihli, 2015/11858 Esas ve 2016/9302 Karar Sayılı ilamı Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için ıslah talebinde bulunmuştur. Mahkemece, yeni delil sunmanın ıslaha konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüyle ilgili bir işlem olup, ıslah ile değiştirilmesi mümkündür. Diğer bir söyleyişle ıslah, iyi niyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.” şeklindedir.
Düğün takıları, Yargıtay’ın eski içtihadına göre kadına ait sayılıyordu. Ancak yeni içtihatlar kapsamında aşamalı olarak şu esaslar benimsendi;
1️⃣ Eşler arasında anlaşma varsa, paylaşım bu anlaşmaya göre yapılır.
2️⃣ Anlaşma yoksa, yerel örf ve adet iddia edilip ispatlanırsa buna göre karar verilir.
3️⃣ Ne anlaşma ne de örf-adet mevcutsa:
Erkeğe takılan/verilen eşyalar erkeğe,
Kadına takılan/verilen eşyalar kadına ait sayılır.
4️⃣ Cinse özgü (örneğin bilezik ↔ kadın, saat ↔ erkek) takılar o cinse verilmiş kabul edilir.
5️⃣ Cinsiyete özgü olup olmadığı konusunda çekişme varsa, bilirkişi incelemesi yapılır.
Bilirkişi incelemesi sonucunda takının her iki cinse özgü olduğu belirlenirse, o şey takılan/verilen eşe ait olur.
6️⃣ Takı sandığı veya torbasına konulan ekonomik değeri olan eşyalar bakımından:
Konulan şey kadına ya da erkeğe özgü ise o cinse verilmiş sayılır,
Her iki cinse özgü olduğu belirlenirse ortak mal kabul edilir.
İş davalarında hangi kalemlerin belirsiz alacak davası, hangi kalemlerin kısmi dava olarak açılacağı konusunda 9. Hukuk Dairesi’nin belirlemiş olduğu kriterlere dikkat etmek gerekiyor. Daire, Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının işçi tarafından önceden bilinen alacaklar olduğu için kural olarak belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını söylüyor. Ancak, kıdem ve ihbar tazminatının belirlenmesinde işveren tarafından sunulacak belgelere bakılması gerekiyorsa bu durumda belirsiz alacak davası olarak açılabilecektir. (Yargıtay 9 . Hukuk Dairesi E. 2020/7585 K. 2020/15213)