Kendi çocuğunu özel okula gönderen bir Milli Eğitim Bakanı’nın, milyonlarca çocuğa “Ben öğrenciyken…” diye başlayan çocukluk hatıralarıyla eğitim anlatması aslında bütün hikâyeyi özetliyor. Sizi o köy okulundan bu makama taşıyan Cumhuriyet’in kamusal eğitim sistemiydi; bugün ise kendi çocuğunuz için tercih etmediğiniz eğitim düzenini başarı diye anlatıyorsunuz.
“Ben öğrenciyken sobalı okullar vardı…” Evet Sayın Bakan, sobalı köy okulları vardı. Ama köyde okul vardı. Bacası tüten o okulların yaklaşık 20 binini sizin iktidarınız kapattı. O okullar; çobanın, çiftçinin, işçinin çocuğunu öğretmen de yaptı, doktor da, mühendis de, profesör de, bakan da, cumhurbaşkanı da…
Demek ki mesele soba değilmiş; mesele Cumhuriyet’in halkın çocuklarına açtığı yolmuş. Siz o yolu kapattınız.
“Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi…” 70 kişilik sınıflar yoktu ama evet, bazı okullarda kalabalık sınıflar vardı. Siz bunu istisna olmaktan çıkarıp kent merkezlerindeki devlet okullarının gerçeği hâline getirdiniz. Bugün 40-45, hatta 50 kişilik sınıflar; 1.500-2.000 öğrencilik okullar ve ikili eğitim sıradanlaştı. Sonra 10-15 kişilik sınıfları olan, boş derslikleri bulunan ve özel olarak desteklediğiniz okulları da hesaba katıp “ortalama 24-25 öğrenci” masalı anlatıyorsunuz. Ortalamayı düzeltiyorsunuz, gerçeği değil.
Üstelik bunu anlatan kişinin çocuğu özel okulda.
“Ben öğrenciyken ders kitapları geç geliyordu…”
Bugün kitaplar ücretsiz dağıtılıyor diyorsunuz. O kitaplar halkın vergisiyle basılıyor. Bu süreçte halkın parasını kimlere aktardığınızı da, sınav sorularının defalarca çalındığı düzeni de bu ülke unutmadı. Ama tamamen sınava dayalı hâle getirdiğiniz bu sistemde kaç çocuk yalnızca o kitaplarla sınava hazırlanabiliyor?
Veliler kaynak kitaplara binlerce lira harcıyor; okulun temizliğini, kırtasiyesini ve birçok temel ihtiyacını cebinden karşılıyor. Eğitimin gerçek maliyetini velinin sırtına yüklemek başarı değildir.
Peki bugün övündüğünüz eğitim tablosu ne?
En güvenli olması gereken okullarda öğretmenlerin ve öğrencilerin yaşamını yitirdiği; temizlenmeyen okullarda çocukların aç ve susuz bırakıldığı; diplomanın artık çocuklara bir gelecek vaat etmediği; okulların tarikat ve cemaatlerin etkisine açıldığı; yoksul çocukların eğitim hakkı yerine ucuz işgücüne sürüklendiği bir eğitim düzeni…
Cumhuriyet sizi köy okulundan bakanlığa taşıdı. Siz ise halkın çocuklarını geleceğe taşıyan o yolu daralttınız.