her savaşta yeni bir uzmanlık alanı kazanıyorum.. hendek olaylarında tank ehliyeti aldım, pençe-kilit sağ olsun köy/dağ ismi ezberletti. bu savaşta da nasip f~16 pilotu olmakmış..
Osmanlı donanmasında görev yapmış İngiliz asıllı bir deniz subayı olan Augustus Charles Hobart Hampden, yani kısaca Hobart Paşa, 19. yüzyılın en renkli figürlerinden biridir. Maceralarla dolu hayatı, tam anlamıyla romanları aratmayacak türdendir.
1822 yılında Leicestershire'da doğan Hobart, altıncı Buckinghamshire Dükü Augustus Edward Hobart'ın dördüncü çocuğu ve üçüncü oğlu olarak dünyaya geldi. 10 yaşındayken Surrey'de bulunan Cheam adındaki ünlü okula gönderildi. Aristokrat kökenine rağmen, okul yıllarında derslere pek ilgi göstermedi. Denizciliğe olan düşkünlüğü üzerine, henüz 13 yaşındayken HMS Rover gemisinin komutanı albay rütbesindeki kuzeni Sir Charles Eden'in yardımıyla İngiliz bahriyesine katıldı. HMS Rose gemisindeki denizcilik eğiminin ardından, 1842 yılı temmuz ayında Deniz Koleji'ndeki sınavları geçerek subay oldu. Önce HMS Excellent gemisine atanan ve bir yıl sonra da HMS Dolphin gemisine verilen Hobart'ın bulunduğu bu ilk üç gemi, Güney Amerika kıyılarında köle ticaretine engel olmak için görev yapıyordu. O dönem, Rio de Janerio köle ticaretinin merkeziydi. Güney Amerika kıyılarında maceralı serüvenler yaşadı. Görevinde sağladığı başarının ödülü olarak Kraliçe Victoria özel yatı olan Victoria and Albert'e atandı. 1845'in Eylül ayında yüzbaşı rütbesiyle yeniden aktif hizmete dönerek önce, Akdeniz'deki HMS Rattler gemisine, daha sonra da 1847’de HMS Bulldog’a tayin edildi. Bulldog ile Kırım Savaşı'na Baltık cephesinden katıldı. Burada cesareti ve yetkinliğiyle dikkat çekti. Sveaborg'a yapılan bombardımanda havan topu gemilerini komuta etti. Ününü Kırım Savaşı’nda duyurdu. Ardından commander (yarbay) rütbesine terfi etti. 1863 yılında captain (albay) oldu. Yine de düzenli donanma disiplini onun maceracı ruhuna tam uymuyordu. O dönemde, İngiliz bahriyesindeki kurallara göre, ülkenin savaşta olmadığı zamanlarda, albay rütbesindekiler, dört sene müddetle bir hizmette kullanılmaz, yarım maaşla açıkta kalır, isterse ayrı bir iş yapabilirlerdi. Aynı günlerde tüm şiddetiyle devam eden Amerikan İç Savaşı, Albay Hobart'a sıra dışı bir fikir verdi. Birkaç arkadaşıyla birlikte özel tipte bir gemi inşa ettirdi. Güney Konfederasyonu’nun tarafını tutan Hobart, ismini değiştirerek “Kaptan Roberts” takma adıyla ablukayı delen gemilerin kaptanlığına soyundu. Wilmington ve Charleston limanlarına silah, cephane ve malzeme taşırken, dönüşlerde pamuk yüklü gemilerle kaçmayı başardı. Defalarca Kuzey Birliği’nin savaş gemileri tarafından kovalandı, sisli gecelerde kıl payı kurtuldu, top ateşleri altında manevralar yaptı. Bu heyecanlı maceralarını daha sonra “Never Caught” (Asla Yakalanmadım) adlı kitabında anlattı. Kitap, İç Savaş döneminin en canlı anlatımlarından biri kabul edilir.
Amerikan İç Savaşı'nın ardından, 1867'de, macera dolu yaşantısını sürdürme arzusuyla Akdeniz gezisine çıktı. İngiltere Elçiliği'ndeki dostları aracılığıyla İstanbul'da Türk yöneticileriyle tanıştı. Osmanlı Devleti'nin o günlerdeki en büyük sorunu Girit Adası'ndaki ayaklanmaydı. Osmanlı Donanması, adanın limanlarını abluka altına almıştı ama Yunan gemiciler ablukayı yarıp Rum isyancılara yardım ulaştırıyordu. Hariciye Nazırı Keçecizade Fuad Paşa ile görüşmesi sırasında, bu isyanla ilgili önerileri onun 1867 senesinde Osmanlı Bahriyesine girmesiyle sonuçlandı. Bahriye livası rütbesiyle donanma komutanlığına atandı. Hobart Paşa'nın Keçecizade Fuad Paşa ile olan görüşmesini kendisinden dinleyelim:
"(..) Ayrıntılarıyla anlatmış olduğum maceralı işlerden sonra albaylıktan terfi etmeme daha bir yıl olduğunu görünce bu süreyi doldurmak için Avrupa turu yapmaya karar verdim. Değişik ülkelerde dolandıktan sonra planlanmış olmaktan çok, tesadüf sonucu İstanbul'a gittim. Oradayken büyük devlet adamı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun sadrazamı Fuad Paşa'ya (Keçecizade) ziyarette bulunarak kendimi tanıtan mektupları takdim ettim. Beni çok sıcak bir dostlukla kabul etti. Görüşmelerimiz sırasında Girit Adası'nda bir süredir uğraşmak zorunda kaldıkları ciddi ayaklanmayı anlattı. İsyanı yönetenler, Yunanistan'dan yardım gördükleri için bastırmakta güçlüklerle karşılaşıyorlarmış. Bunun bir diğer nedeni de kuşatmanın yarılması hususundaki kanunların belirsizliğiymiş. Bir ara ekselansları Fuad Paşa'ya hiçbir kanunu çiğnemeden, özellikle de kanunların böyle esnek olduğu durumda abluka yarmaya son vermenin mümk��n olduğunu söyledim. Bu sözlerimden çok etkilenmiş göründü ve birkaç gün sonra tekrar gelmemi istedi. Ekselanslarını tekrar ziyaret ettiğimde bana, 'Majesteleri Sultan'ın (Abdülaziz) görüşünü aldığını ve Osmanlı Hükümetinin hizmetine girmeyi arzu edersem bunun gereğini yapabileceğini ancak kendi vatandaşlarımı gücendirme riskini ve sorumluluğunu üstlenmem gerektiğini söyledi.' Cevap vermeden önce biraz düşündüm, sonra da Fuad Paşa'ya cevap verdim: 'Evet Ekselansları. Teklifinizin şartları tatmin edici ise hazırım.' Şartların tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Bu görüşmeyi izleyen günlerde, Girit ayaklanmasını bastırmakla görevlendirilen Hobart, adanın limanlarını abluka altına aldı, isyanın bastırılmasında kritik rol oynadı. Sultan Abdülaziz tarafından “Paşa” unvanı verildi, artık Hobart Paşa’ydı. İngiliz donanmasından da resmen silindi. Amirallik listelerinden çıkarıldı ama o buna pek aldırmadı.
1876 yılında Balkanlar'daki anlaşmazlıklarla ilgili toplanan İstanbul Konferansı'nda Avrupalı devletlerin ağır taleplerine karşı İngiltere'nin desteğini kazanmak için görevlendirildi. Hobart Paşa aracılığıyla Avrupa kamuoyunu Osmanlı tarafına çekebilmek için mektuplar yayınlandı. Ancak ne İngiltere adına İstanbul'da bulunan Lord Salisbury ve Lord Elliot, ne de diğer Avrupa devletlerinin temsilcileri Hobart Paşa aracılığıyla yapılan bu girişimlere olumlu yanıt verdiler. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, Rus limanlarına ve Tuna ağzına abluka uygulayarak Rus donanmasını etkisiz kıldı. Suhum'un boşaltılmasında binlerce Müslümanın Batum, Sinop ve Trabzon'a taşınmalarını sağlayıp müşirliğe yükseltildi. Osmanlı tarihinde bir ilk yaşandı, Hristiyan kökenli bir subay olarak müşir rütbesine yükseltilen ilk kişiydi.
Görevi dışındaki zamanlarını İstanbul çevresinde ya da Çanakkale'deki çiftliğinde ava çıkarak geçiren Hobart Paşa, yine bir av partisinin sonunda başlayan hastalığının artması üzerine 17 Mart 1886'da tedavi için İtalya'ya gitti. Tedavisi tamamlandıktan sonra, İtalya'dan İstanbul'a hareket etmek üzere olan trene yetişmek için koşarken kalbi durarak vefat etti. Vasiyeti üzerine İstanbul'a getirilen cenazesi 10 Temmuz 1886'da askeri törenle Haydarpaşa'daki İngiliz Mezarlığı'na gömüldü. Osmanlı donanmasında görevli bir başka İngiliz subayı Henry Woods, Hobart Paşa’nın cenaze törenini şöyle anlatıyor:
“Hobart Paşa, öldüğü zaman Haydarpaşa'daki Protestan Mezarlığı'na gömülmesini vasiyet etmişti. Sultan (Abdülhamid) bu vasiyetnameyi öğrenir öğrenmez Hobart'ın naaşını İstanbul'a getirtti. Tören görülmeye değerdi. Merasimde, Veziriazam Mehmet Paşa ve ben Padişahı temsilen kortejin en önünde yürüyorduk. Kabristana vardıktan sonra koca Hobart mezara sığmaz gibiydi. Mezarın başına çelenkler konarken bir manga asker saygı ateşinde bulundu."
İşte Hobart Paşa’nın romanları aratmayacak hayat serüveninin kısa bir özeti. Cesur, soğukkanlı, biraz asi ve her zaman maceranın peşinde koşan bir denizci...
Houston Rockets center Alperen Sengun has been named by NBA Commissioner Adam Silver to replace injured Oklahoma City Thunder guard Shai Gilgeous-Alexander on Team World for the 2026 NBA All-Star Game (Sunday, 2/15 on NBC & Peacock).
Yapay Zekayla Daha Etkin Hizmet Verecekler - Kastamonu Üniversitesi'nde görev yapan idari personele, iş ve işlemlerin daha akıcı hale getirilmesi amacıyla uygulamalı yapay zeka araçları eğitimi veriliyor. https://t.co/9VjQ1Y5KL7