′′ Le vélo est la mort lente de la planète ".
Un banquier a fait réfléchir les économistes quand il a déclaré : ′′
Un cycliste est une catastrophe pour l'économie du pays :
il n'achète pas de voitures et n'emprunte pas d'argent pour l'acheter.
Il ne paie pas les polices d'assurance.
N'achète pas de carburant, ne paie pas pour la révision et les réparations nécessaires de la voiture.
N 'utilise pas de parking payant.
Il ne provoque pas d'accidents majeurs.
Ne nécessite pas d'autoroutes multiples.
Il ne devient pas obèse.
Les gens en bonne santé ne sont pas nécessaires ou utiles à l'économie.
Ils n'achètent pas de médicaments, ils ne vont pas dans les hôpitaux ou chez les médecins, ils n'ajoutent rien au PIB du pays.
Tandis que chaque nouveau magasin McDonald' s crée au moins :
30 emplois,
dont 10 cardiologues,
10 dentistes,
10 experts en régime alimentaire et nutritionnistes,
ainsi que les personnes qui travaillent dans le magasin lui-même, évidemment ".
Choisissez donc avec attention : un vélo ou un Mc Donald ?
Ça vaut la peine d'y penser...
PS : marcher c'est encore pire car les piétons n'achètent même pas de vélo !
@nevsinmengu Gazeteci böyle yazmaz. Yazar da bunların karşılığında bizden ne istedi diye de sorar.
Yolları da halkı için yapmadı. Sarı kafa için yaptı.
Hollandalı gazeteci NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'ye, muhaliflerin, gazetecilerin ve komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını hatırlatıp, "Türkiye sizce liberal demokrasilerin zirve toplantısı için en iyi adres mi? Sizce (bu zirve) bu konuları Erdoğan'la ele almak için bir fırsat olabilir mi?" diye sormuş. Sağolsun. :)
Rutte cevabında, demokrasinin sadece seçimden ibaret olmadığını falan söylüyor. "Sizlerin her türlü soruyu sorabilmeniz gerekir" diyor, ama bu basın toplantısında ev sahibi ülkeden orada olması gereken birçok gazeteci bulunamıyor. Türkiye'de resmî basın kartını hâlâ hükümet veriyor. Onu da beğendiğine veriyor, beğenmediğinden de kartı alıveriyor. FYI @SecGenNATO
türkiye'deki en nefret dolu kesim türkçü ulusalcı tayfa. profillerine atatürk portresi ekleyip herkese küfrediyorlar, herkesi tehdit ediyorlar. ölen sanatçıdan yaşayan yazara kadar herkes terörist, herkes bölücü, herkes hain, bir tek onlar vatanını seviyor. toksik bir zihniyet.
oyunculuğuyla, cesaretiyle,
yakışıklılığıyla, duruşuyla, toplumsal meselelere duyarlılığıyla gerçek bir sanatçıydı kadir inanır. vefatına çok üzüldüm. tatar ramazan asaleti ve vakarı ile yüreğimizde yaşayacak her zaman. mekânı cennet olsun. iyi bilirdim.
Kadir İnanır bir Karadenizli olarak Kürt meselesinin en tartışılamadığı, topluma savaşın dayatıldığı günlerde bile ısrarla “Barış lazım” diyerek AKP’nin hedefi olmuştu.
O zaman bile geri adım atmamıştı. Sırf bu bile kendisini iyi anmak için bir sebep.
CB olacak kişi mesela İngilizce, Fransızca, Almanca biliyorsa bununla gurur duyarlar.
Arapça, Farsça bilirse utanırlar.
Kürtçe bilse bölücülük sayarlar.
Oysa Türkiye gibi bir ülkeye CB olacak kişinin Türkçe'den sonra en önce Kürtçe bilmesi yakışır hatta gerekir.
Yıllarca nezih, eğitimli, kültürlü, ahlaklı, görgülü falan diye pazarladıkları burjuvaların gerçek yüzü.
Bunların en bir bok olanı da işte bu kadar, şaşırmayın.
Erasmus programında "turkish girl easy" kavramını yaratanlar ne kadar alçaksa, rahmi koç'un anlattığı fıkra da o kadar alçakçadır.
Unutmayın, "Gerçek tehlike faşist farz edilenler ya da hakikaten faşist olanlar değil, demokrasi ideali olmayan demokratlardır."
kılıçdaroğlu'nun uçurduğu "barış güvercinleri" bile uçmayıp genel merkez kapısından içeri girdiler. getirdikleri kuşlar bile koltuk sevdalısı, şaka gibi:)