Çok yerli ve milli bir paylaşım olmuş!
Kurtuluş Savaşının ismini değiştirmeye kalkanlar; “Osmanlı’ya hasta adam”diyenlerin bayrağının renklerini FSM köprüsüne yansıttırmış!
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
ARŞİV | Ümit Özdağ:
“Yusuf Tekin'e buradan sesleniyorum. Senden Ermenistan'a iyi bakan olur. Senden Yunanistan'a iyi bakan olur.
Sen bu topraklara ait değilsin. Bu milletin tarihine ait değilsin!”
Cezaevinde kaldığım süreçte uzun uzun düşünerek şu kanaate vardım: Bizi yönetenler ile benim inandığım aynı Allah değil! Zira benim Allah’ım; adaletli ve merhametli olmayı, israf etmemeyi, kul hakkı yememeyi emrediyor.
Belediyenin borçlarını ödersen, partizanlık yapmazsan, şeffaf ihaleler yaparsan, öğrencilere burs, engellilere ve ihtiyaç sahiplerine destek için kaynak bulmaya çalışırsan; bunları her seferinde sandıkta yenersen, önce içeri atarlar, sonra da arkandan iftira!
Allah bana yaşattıklarını sormadan kimsenin canını almasın!
Ve yürürken her adımda “yine patlamadı” diye şükrederken belli saatten sonra patlasa da kurtulsam diyerek umursamadan sabaha kadar yürürken…..
Yıllar sonra birilerinin kalkıp da “terör sizin yüzünüzden bitmedi” diyeceğini hiç tahmin etmemiştik.
Son ABD/İsrail ile İran savaşı gösterdi ki :
1- İslâm devletleri birleşemez
2- Kendi kendine yeten savunma sanayiiniz olmazsa, kimse size çıkarı olmadan destek vermez
3- Müslümanız diyenlerin gerçek Müslüman olmadıkları ve siyonizm savunucusu oldukları
4- Ortaçağdan kalma mezhepler arası düşmanlığın devam ettiği ve Müslümanların akıllanmadığı
5- Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere güvenilemeyeceği
6- İçinizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer alacağı
7- Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı
8- Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğu
9- Liyakatli insanların yönetiminde ancak düşmana karşı başarı kazanılabileceği
10- Dua ile düşmanla baş edilemeyeceği
11- Ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğu
12- Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba inanan Şiileri, milyonlarca müslümanı katleden, soykırım yapan siyonistlerden ve Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük.
Aslında biz bu maddelerdeki durumları, Millî Mücadeleyi verirken de görmüştük. Belli ki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, geçmişten ders almamışız. Ders almadığımız ve bu konuda yeterli eğitimi vermediğimiz için maalesef tarih tekerrür ediyor.
Türkiye'yi ve Büyük Türk Milleti'ni yıllardan bu yana bulunduğum her platformda uyardım; "İsrail'in Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında önce Irak, sonra Suriye, sonra İran bölünecek ve ardından sıra Türkiye'ye gelecek!"
Ülkemizde milyonlarca sığınmacı ve kaçağın bulunması da terörist başı Öcalan'ın serbest bırakması, PKK terör örgütüyle sözde barış yapılması çalışmaları da sıranın Türkiye'ye geldiğinin ön hazırlığıdır.
Türk Milleti'ne büyük bir tuzak kurulmuş ve "İsrail'in hedefleri doğrultusunda Türkiye'nin parçalanması" çalışmaları son hızıyla devam etmektedir.
Bu hedef doğrultusunda atılan adımlara "DEM Parti'ye siyaset alanı açalım, Kürtler'i Türk Milleti'nden koparıp, ayrı bir millet statüsüne sokalım" diyen muhalefet partilerini de Atatürk çizgisine dönmeye davet ediyorum.
Zafer Partisi olarak, Türk Milleti'ne kurulan tuzakların parçası değil, milletimizi bir arada tutan güç olarak tek başımıza kalsak da İsrail'in Büyük Ortadoğu Projesi'ni Türkiye'de hayata geçirmenize izin vermeyeceğiz!..
Ne mutlu Türk'üm diyene!
@zaferpartisi