Birinin belaya düşünce başı,
Hepsinin bozulsun her türlü işi,
Her Türk’ün her Türk’ü öp öz kardeşi,
Canı bileceği dertlere düşür.
Küstürme kardeşi artık kardeşe,
Düşür hepimizi aynı ateşe,
İmamla şamanın mecbur baş başa,
Verip çözeceği dertlere düşür.
- Caner Kara
Bu benim 15. kitabım.
İlk tercihim değildi ama yazmasam çatlardım.
Kendimi bildim bileli, hatta kendimi bilmediğim yaşlardan beri yazıyorum ama beni bu memleketin mahkemeleri yazar etti.
Düşmanım hep çoktu ama sayelerinde daha çok dost kazandım.
Benim okurum yok.
Dostlarıma teşekkür ederim.
Dostlukları devam ettiği sürece, yazmaya devam edeceğim.
Sağ olun, var olun.
Canım Türkçüler;
Ben de yıllar önce Türkçülük Günü diye andım. Hatta o şekilde pankartlarla donattığım şehirler oldu.
Doğrusunu öğrendik; hatamızı düzelttik.
Kimsenin kalbini kırmaya değecek bir konu değil.
Doğrusunu duyunca kırılan varsa da incindiği yerden kırılmıştır.
Sevgiler
3 Mayıs Türkçüler Günü Kutlu Olsun. Milli duygularımızın, fikirlerin, gönül dünyamızın, ülkemizin maddi üretimi ve manevi hissiyatının, sağlıklı ve bilinçli biçimde artması ve oluşması temennilerimizle.
Söz @CanerKara_Tayma
Seslendiren @mevlutcankpln
Yazı @yaziyolcusu
Bu günler daha iyi günler...
Çünkü bir ağacın köküne zehir döküldüğünde, yaprakların sararması sadece başlangıçtır.
Asıl felaket, gövde gürültüyle devrildiğinde yaşanacak.
Türk yurdunda yayılan bu hastalık ne nezle, ne de grip; bu, toplumsal bir kangren!
Gözler kör olmadı, gözler bilerek yumuldu.
Eller yanlışa sarılmadı, eller doğruyu itti.
Uçurumun Kıyısındayız
Siz hâlâ içi boşaltılmış bir eğitimin ya da ticarete dökülmüş bir dindarlığın bu gidişi durduracağına mı inanıyorsunuz?
Gerçek şu ki:
Pusulası Atatürk olmayan geminin varacağı yer liman değil, kayalıklardır.
Kökü kurutulan bir milletin sonu, sığındığı o sahte limanlarda yok olmaktır.
Şimdi ya uyanacağız ya da bu çürümüşlüğün enkazı altında, "vaktiyle uyarmıştık" diyenlerin bile sesinin duyulmadığı o derin sessizliğe gömüleceğiz.
Yetiş akbaba kardeşim, yetiş!
Aman daha bedenler soğumadan sen de yetiş! Bedava sermaye gözünün önünde gidiyor, yetiş!
Diziler suçlu, oyunlar suçlu, benim sevmediğim adamlar suçlu. Şunu yasaklayın bunu tutuklayın, aman afilli sözlerimi kaçırmayın. Favlar, rt'ler ve alkışlar sonunda 48 saatte unutulacak çocuklar.
Bir bakmışsın şimdi okula gitmekten korkan çocukla öğretmenin haklı korkusu, ünlülerin çetelesini tutan magazin sayfasının, twitter'da adalet dağıtan futbol tayfanın, üç beş sosyal medya şaklabanının sermayesi olmuş. Yetiştin mi?
Oğlum bu medyada - ama sosyal ama ana akım - yüzde doksanı için ölünüzün ya da dirinizin beş kuruş değeri yok, bunu bilin. Bunlara göre ölseniz kullanılacak ahval, yaşarken kullanışlı aptalsınız.
Garibanlar bir de laf anlatmaya çalışıyor "O öyle değil! Yanlış bilgi!" diye. Yahu sence önemi var mı? Onun kafasında çark çok basit dönüyor, empati boşa yer kaplıyor. Çıkarılması gereken bir yasa vardı, bu da iyi denk geldi kaçırmamak lazım. Gir oğlum altyazıyı mevlüt, gir VTR'de PUBG'yi! "Abi burnun kanıyor!" Ha bir saniye.
Ne demiştik?
Genç nesil neden böyle oldu? Dizi mi, film mi, oyun mu?
Ona şimdi geliriz de - senin kuşağın baldızına tecavüz etmeyi, adam öldürüp ceset kaldırmasını, 80'de birbirini, 90'da milleti vurmasını nerden gördü? Hangi filmden diziden gördü? Yoksa canlı canlı çatışmadan yayın yapan Reha Muhtar'dan mı izledin, canlı yayında kadın dövme tutorialı yapan İbo'dan mı?
Dizi film mi? Ulan senin etik kuralları sorgulayan, ciddi ciddi suç-dramı içeren bir tane işin var mı? Bıraktın mı? Belki de bırakmalıydın? Kırmızı Çizgisi olmayan, iyi adam olmayan bir tane "mafya" karakter mi var? Zaten kamu spotu senin TV!
Ne yani şimdi Çağatay Ulusoy'un sikindirik dizisinde silah sıkılınca şiddet eşiği aşılmadı mı? Benim oğlan bundan etkilenmedi mi?
Bak eşek kardeşim, senin oğlan Çağatay Ulusoy'a götüyle gülüyordur. Çünkü bu ülkede 2013'lerden sonra bir nesil İŞİD infaz Videoları, kafa kesen Meksiksa Kartelleri Videolarıyla büyüdü, kare kare ezberledi. Yakılan iki askerin videosunu nokta nokta bir nesil tekrar tekrar izledi. Ben eşek kadar adamım, o Suriye İç Savaş döneminde bir öğrenci grubuna "ne bu ne izliyorsunuz?" dediğimde bana gülerek tankla üzerinden geçilen bir adamın infaz videosunu izlettiler. Onlar için normaldi bile, ben 1 ay yemek yiyemedim. 10 yıl oldu hala aklıma gelir. Ne dizisi dangalak, ne anlatıyorsun sen? Medya hiç bu kadar oto sansürlü olmadı! O yüzden her eski kesitte şoke oluyorsun, bu zamanında nasıl yayınlandı diye!
Sen 90'larda nasıl travmatize olmuşsan kendine bir hayal dünyası yaratmışsın, bir nesil de onda büyüsün istiyorsun ama o kadar ilgisiz ve isteksizsin ki, onu da başkaları üstlensin istiyorsun.
Benim oğlan neden senin diziyi izliyor, hesap ver!
Bilmem abi, gerçekten mesela neden? İzliyor ve de etkilenecek kafa yapısına nasıl sahip oluyor? Bu çocuğun hiç mi rol modeli yok da benim kurgusal karakterimi rol model alıyor? Yani diyorum ki yavşak herif, bu çocuk buraya gelene kadar sen neredeydin anası babası olarak?
Ne oldu sustun? Tabletlerle büyütülen bebekler yetişkin mi oldu? Yoksa ne yapacağını mı bilmiyorsun? Bunca yıl yarış atı gibi davrandığın çocuğuna, şimdi fakire sadaka verir gibi sahte ilgi alaka mı vereceksin, kontrol etmek için? Bu daha da beter, daha da iğrenç.
Okul katliamcılarının hepsi insanlıktan nefret eden, ömürleri boyunca sevilmemekten bahseden tipler. Ortak özellik. Orada hiç dizi film yok. Senin suni baskı ve kontrol girişimlerin sevgi gösterisi değil, çocuğun da bunu ayırt edecek zekada. E unutma, senin yaşındayken şöyle ederdim yapardım diyorsun ya? Oradan yola çık, kafası nelere basıyor.
Dizilerde değil; Aynı sofrada oturmayan aileler, kentsel dönüşümle ölen mahalleler, hal hatır sormayan büyükler, akran zorbalığı, güzellik idealleri, gelecek kaygısında, daha kafada kendisi çocukken ebeveyn olanlarda arayacaksın.
Yasaklarmış. Sorun sence şiddet nasıl uygulanabilir görmesi mi, şiddet uygulayacak birisi olması mı?
Romanı bitirdim. Bugüne kadar sözle, şiirle, resimle, müzikle ne anlattıysam, aynısını anlattım.
“Bülbülün üç türküsü var; üçü de gül üstüne” derler.
Ders, herkes öğrenene kadar devam eder.
Herkese anladığı dilden, hep aynı türkü.
Gelişme oldukça duyururum.
Sevgiler.
“Zayıf şahsiyetli insanlar, erişemediği üzüme ham diyen tilki gibi, kendilerinde bulunmayana sahip olanın bedava düşmanıdır. Cahil, bilgilinin hasmıdır, ilmine bir şey söyliyemediği için onu, meselâ satılmışlıkla suçlandırır. Zayıf, kuvvetliden nefret eder. Bu nefretini, meselâ, kuvvetin hayvani bir vasıf olmasıyla ileri sürer. Veremlinin sıhhatliye karşı gayzı tıp kitaplarına da geçmiştir. Fahişeden doğan çocuk, bu aşağılık duygusunu namuslu kadınların iffetine dil uzatmakla tatmine çalışır. Avamdan gelip baş mevkiye geçen insan, asillere harekette bir teselli bulur.”
Atsız
Kötüler kötüdür.
Bazı kötülüklerin açıklaması, gerekçesi, mantığı yoktur.
Onlara dair üretilen her açıklama, her gerekçe, her mantık, sıradanlaştırmaya, genelleştirmeye, masumlaştırmaya yarar; kötüye hizmet eder.
Kıymetiniz bilinmediği ve başarılarınız takdir edilmediğinde ruhunuz daralır ve çok hüzünlenirsiniz. Bu yüzden 10. Yıl Nutku beni çok duygulandırır. Çünkü bu nutuk "Cumhuriyet 10 yıl yaşamaz" diyen, dahili ve harici fesatçılara, ayrıca vakarlı bir duruş ve ispat metnidir.