🚨 Vakıf Varlık Kiralama tek hamlede 70 milyar TL'lik kira sertifikası tavanı açıkladı bu rakam küçük değil.
🟢 6 TEMMUZ BİST GÜNDEMİ
🔹 #HALKBK: Moody's, Halkbank'ın Temel Kredi Notu'nu Caa1'den B3'e çekti; bankacılık sektörüne gelen not artışları devam ediyor.
🔹 #GOODY: Goodyear Lastikleri %462,96 bedelsiz sermaye artırımını tamamladı; 100 lot tutan yatırımcı 562 lota çıktı, hisse düzeltilmiş fiyattan yeniden fiyatlanıyor.
🔹 #TCKRC: Kıraç Galvaniz, beklenen büyük Bulgaristan ihalesini kaybetti ama boş durmadı 10 milyon Euro'luk bakım onarım sözleşmesiyle sahada kalmayı başardı.
🔹 #HUBVC: Hub Girişim, 258 milyon TL zarar nedeniyle temettü dağıtmıyor; yatırımcı beklentisi sıfırlandı.
🔹 #VAKVK: Vakıf Varlık Kiralama, 70 milyar TL'lik sukuk/kira sertifikası ihraç tavanı belirledi; Vakıf Katılım fon kullanıcısı olacak.
Kıraç gibi ihaleyi kaybedip yedek sözleşmeyle ayakta kalmak mı daha değerli, yoksa hiç teklif vermemiş olmak mı? Siz ne düşünürsünüz?
İnsanların çoğu zengin olmak için büyük bir vurgun arıyor, halbuki asıl sır çok daha sıkıcı bir şeyde, sabırda.
Şöyle bir hesap var, 20 yaşından 60 yaşına sigaraya verilen para her ay düzenli biriktirilseydi, bugün yüz binlerce dolara ulaşıyormuş. Tek başına küçük görünen tutar, yıllar içinde koca bir servete dönüşüyor.
Mesele ne kadar kazandığın değil, ne kadar süre dayanabildiğin.
👇🏻 Detaylar videoda, sizce 20 yıl sabredebilir miydiniz?
Bir dizi izliyordum, kapıdaki küçük bir tabela dikkatimi çekti. Üstünde burada nakit para bulundurulmaz yazıyordu. İlk başta anlamadım, sonra kafama dank etti, meğer bu koca bir güvenlik önlemiymiş.
Mantığı şu, gece açık olan benzinlik, market gibi yerler bu tabelayı asıyor. Soymaya niyetlenen birine baştan diyor ki, boşuna uğraşma, burada para yok zaten. Topladıkları nakdi de belli aralıklarla gönderip dükkanda biriktirmiyorlar. Yani daha olay olmadan, bir tabelayla riski sıfırlıyorlar.
Bizde ise bu kültür hiç oturmamış. Biz daha çok kamera takarız, alarm kurarız, kepenk indiririz ama kimse kalkıp burada para yok diye yazmaz. Belki de meselesi şu, biz hala soruna olduktan sonra çözüm arıyoruz, onlar olmadan önce önlüyor.
Sizce bizde de işe yarar mıydı böyle bir tabela, yoksa tam tersi mi olurdu?
⚡ Bir yanda tekstil devi el değiştiriyor, diğer yanda Türk markası Avrupa'nın tam sahibi oluyor.
🟢 19 HAZİRAN BİST GÜNDEMİ
🔹 #ARCLK: Arçelik, Beko Europe'un kalan %25'ini 71,45 milyon Euro'ya Whirlpool'dan devraldı; Avrupa operasyonunun tamamı artık Türk kontrolünde.
🔹 #EUPWR: Europower hem Başkent EDAŞ ihalesini 2,98 milyon USD'ye kazandı hem de kayıtlı sermaye tavanını 5 milyar TL'ye çekti; enerji sektöründe hareketli bir gün.
🔹 #BRMEN: Birlik Mensucat'ta %35,09 oranında hisse 302,2 milyon TL'ye el değiştirdi; ortaklık yapısında ciddi bir değişim var.
🔹 #BBETON: Boğaziçi Beton, Mesa Mesken ile 1,35 milyar TL'lik inşaat sözleşmesi imzaladı; konut tarafında büyük iş.
🔹 #SASA: Sasa Polyester, 59,9 MWe'lik elektrik üretim hakkı kazandı; kendi enerjisini kendisi üretme yolunda önemli adım.
Beta Enerji halka arzı ertelenmişti, yeni tarihler belli oldu. Talep toplama 23-24-25 Haziran, yani önümüzdeki hafta.
Merak edenlere güncel tabloyu özetleyeyim dostlar. Erteleme sebebi de ilginç, şirketin Almanya'daki distribütörüyle olan sözleşmesi feshedilmiş, bu yüzden izahname güncellenmiş, tarihler de kaymış.
Bunun dışında büyük bir değişiklik yok. Geri kalan detaylar aynı duruyor. Fiyat 40 lira, dağıtım bireysele yüzde 50 pay, katılım endeksine de uygun. Hisse Yıldız Pazar'da BETAE koduyla işlem görecek. #BETAE
Bir tarafta Ortadoğu'da savaş bitiyor, öbür tarafta bir roket şirketi 3 trilyon dolara koşuyor. Alakasız gibi duruyor değil mi? Halbuki ikisi aynı zincirin iki ucu.
Şöyle bağlanıyor. Trump İran'la barış anlaşmasını duyurdu, Hürmüz Boğazı açılıyor, petrol bir anda yüzde 5 düşüp 80 dolara geriledi. Savaş korkusu kalkınca para güvenli köşelerden çıkıp riskli ama büyüyen yerlere aktı.
İşte tam o anda Musk'ın SpaceX'i $SPCX bu rüzgarı arkasına aldı, değeri 2 günde Apple, Google ayarına fırladı.
Aklıma takıldı, bu devirde insan rahat bir nefes alabilmek için ayda ne kadar kazanmalı?
Birine soruyorsun, kira ev derdi olmasa 50 bin bana yeter diyor. Başkasına soruyorsun, gözünü kırpmadan 200 bin olmadan rahat edemem diyor. İlginç olan, ikisi de kendince haklı.
Çünkü bu rakam aslında paranla değil, beklentinle ilgili. Kimisi sade yaşıyor, az parayla mutlu. Kimisi ne kazansa yetmiyor, hep bir eksik kalıyor. Aynı maaş birine bolluk, diğerine darlık geliyor.
Ben de tam bir rakama karar veremedim açıkçası, kafamdaki sayı her sene değişiyor. Sence bugün rahat yaşamak için ayda kaç para lazım?
Tek bir şirketin değeri, koca bir ülkenin bütçesini geçti bugün. Elon Musk’ın SpaceX’i $SPCX borsaya açıldı, değerlemesi 1,75 trilyon dolar. Bu rakam birçok ülkenin yıllık milli gelirinden büyük.
Roket fırlatan, uyduyla dünyayı saran, yapay zekaya uzanan kocaman bir imparatorluk. Hisse 135 dolardan açılacaktı, talep o kadar sert ki ilk gün 170 doları geçti.
Altın enflasyon artınca yükselir sanıyoruz ama çoğu zaman tam tersi oluyor. Çünkü altının asıl baktığı şey enflasyon değil, reel faiz. Yani faiz eksi enflasyon.
Mantık şu, reel faiz negatifse, yani paran bankada enflasyona yeniliyorsa, herkes altına koşar, altın uçar. Reel faiz pozitifse, yani banka enflasyonun üstünde kazandırıyorsa, faizsiz duran altını kimse tutmak istemez, altın düşer.
Tarih bunu defalarca gösterdi. 1980’de faiz patlayınca altın yıllarca düştü. 2012’de ve şimdi reel faiz negatife yaklaşınca altın rekora koştu.
Yani altına bakarken manşetteki enflasyona değil, reel faize bak. Tek bir veri izleyeceksen, o budur.
Oğluma her gün ufak ufak yatırım yapıp biriktirme alışkanlığı kazandırmak istiyorum. Niyetim sadece para biriktirsin değil, küçük yaştan piyasayı tanısın, parasının nasıl büyüdüğünü gözüyle görsün.
Kafamdaki soru şu, bunu nasıl kurgulamalı. Her gün küçük miktarla bir hisse mi biriktirsem, yoksa onun adına bir fon mu seçsem, yoksa altın gram gram mı toplasam. Her birinin mantığı farklı, çocuğa öğretmek istediğim ders de farklı.
İşin içinde olan, çocuğuna yatırım alışkanlığı kazandıran var mı aranızda? Siz hangi enstrümanla başlattınız?
Şunu bir kenara yaz, kimse gelip senin hayatını yoluna koymayacak. Ne devlet, ne şans, ne bir akraban, kimse.
Ben bunu anlayana kadar yıllar geçti vallahi. Hep bir şeyleri bekledim, işler düzelsin, ortam otursun, kafam rahatlasın derken baktım ömür geçiyor. Bir ara kişisel gelişim videolarına saldırdım, adam motive ediyor, o an gaza geliyorsun, ertesi gün yine aynı tas aynı hamam.
Beni asıl silkeleyen şey neydi biliyor musun, başıma gelen her şeyin, iyisinin de kötüsünün de sahibinin ben olduğumu kabul etmek. Kulağa basit geliyor ama çoğu insan hayatı boyunca bir suçlu arıyor, kendine bakmıyor.
Hayat birkaç kere suratına tokadı yapıştırınca, bir gün etrafı suçlamayı bırakıyorsun. İşte değişim tam da o gün başlıyor.
Dostça söylüyorum, dümen sende. Sen tutmazsan o dümeni, başkası tutar, götürür istediği yere.
Bakın şu işe, Nolan'ın yeni filmi için sinemalarda mısır kovası bile koca bir IMAX kamera şeklinde tasarlanmış. İçinde ışık yanınca filmden sahne gösteren vizör var. 50 dolar, daha çıkmadan tükendi, şimdi karaborsada dört katına satılıyor.
Adamlar bir mısır kutusunu bile deneyime, koleksiyona, ana çevirmiş. İnsan sırf onu almak için sinemaya gidiyor.
Biz de ne var? Dümdüz beyaz bir karton kova, üstünde belki soluk bir logo. Bilet alıyorsun, mısırını alıyorsun, çıkıyorsun, geriye hiçbir şey kalmıyor. Ne hatıra, ne özel tasarım, ne bir heyecan.
Halbuki sinema dediğin sadece film değil, baştan sona bir deneyim. Onlar bunu anlamış, kovasına bile yatırım yapmış. Biz hala neden en basitini yapıyoruz, gerçekten merak ediyorum.
Borsada para asla yok olmaz, sadece el değiştirir. Bir sektörden sessizce çıkar, başka bir sektöre akar.
Buna sektör rotasyonu deniyor ve çoğu küçük yatırımcı bu hareketi hep en son fark ediyor. Basit bir dille anlatayım, bir daha geç kalma.
Tek maaşa bağlı yaşamak, bu devirde en büyük risk. Çünkü o maaş kesildiği gün, elinde hiçbir şey kalmıyor.
Her sene aynı hesap, zam geliyor, sevinemeden eriyor, yine başa dönüyorsun. Bu kısır döngüde debelenmek çözüm değil. Asıl mesele ikinci bir kapı aralamak.
Bir beceri öğren, küçük bir iş kur, bildiğin bir şeyi sat, yapay zekayla bir sistem oturt. Maaşının dışında tek bir damar bile açarsan, oyunun kuralı değişiyor. İki üç yerden su akıyorsa, biri kurusa bile ayakta kalırsın.
Kimse gelip seni kurtarmayacak, bunu en baştan kabul et. Ya bu döngüde kalırsın, ya da bugün küçük bir adım atıp kendi çıkışını yaratırsın. Seçim sende.
İş arayan gençlerin telefonunda hep aynı ekran var, başvuru görüntülendi, sonra koca bir sessizlik. Karşı taraf CV'yi açmış, okumuş, ama tek kelime dönmemiş. Çocuklar günlerce o ekrana bakıp umutla bekliyor.
En koyan tarafı da görüntülendi yazması. Hiç açılmasa neyse, belki sıra gelmemiştir denir. Ama açılmış, okunmuş, yine de iki satır cevap çok görülmüş.
Bir insana iki dakika ayırıp "değerlendirdik, olmadı" demek bu kadar zor mu gerçekten? Karşıda umutla bekleyen biri var, koca bir heves öylece askıda kalıyor.
İş arayanlar bu ekranda en uzun ne kadar bekliyor, dönen oluyor mu hiç?
Sana kesin yükselir denen hisse, aslında birinin elindekini sana satma planı olabilir mi? Çoğu zaman EVET.
Aradaki bu zaman farkı, kimin kazanıp kimin geç kaldığını belirliyor. Peki bu makas neden hep küçük yatırımcının aleyhine açılıyor, anlatayım.
Milyonlar harcanan reklam kampanyalarında aradığımız o samimiyet ve güven duygusunu, adam tek bir vesikalıkla yakalamış.
Marka yüzü diye ünlülere servet ödüyoruz, en büyük marka yüzü esnafın kendisiymiş. Ne logo, ne slogan, direkt insanın gözüne bakıyorsun.
Pazarlama dünyası yıllardır bunu konuşuyor, otantik ol, gerçek ol diye. Adam hiç kitap okumadan en saf halini bulmuş. Helal olsun.
GENÇKEN PARAYI DOĞRU YÖNETMEK, OKULDA ÖĞRETİLMEYEN EN ÖNEMLİ DERS.
Ben öğrenciyken eline geçen üç beş kuruşu hemen harcardım. Burs geldi, kahve, dışarı derken ay sonu yine sıfır. Nasıl olsa az para, biriktirsem ne olacak derdim. En büyük hatam buydu.
Şimdi anlıyorum, mesele paranın büyüklüğü değil, alışkanlığı erken kurman. Ayda 100 lira bile olsa bir kenara koyan biri, mezun olunca bambaşka bir disiplinle başlıyor. Para biriktirmek kas gibi, ne kadar erken çalıştırırsan o kadar güçleniyor.
Bu yaşta önemli olan nereye yatırdığın değil, kazandığının hepsini harcamamayı öğrenmen. O alışkanlık ileride hangi aracı seçersen seç işine yarar.
Az da olsa biriktir, bütçeni takip et, parayla aran erken iyi olsun. Gerisi zamanla gelir.
İyi maaş, güzel ofis, tatlı dilli müdür. Peki o şirketin aslında kötü olduğunu nereden anlayacaksın? Cevap mülakatta gizli.
İlanda "aile ortamı, dinamik ekip" yazıyorsa dikkat. Çoğu zaman bu, mesai saati belli değil, akşam 9-10 saatlerine kadar buradasın demek.
Maaşı net söylemiyor, "piyasa koşulları, görüşürüz" diye geçiştiriyorsa orada bir sıkıntı var. İyi şirket rakamı baştan koyar.
Eski çalışanları kötülüyorsa, "öncekiler beceriksizdi" diyorsa kaç. Bugün onları kötüleyen yarın seni de kötüler.
4-5 aşama mülakat, üstüne case study adı altında koca bir proje istiyorsa, çoğu bedava iş peşinde.
En önemlisi, sana soru sorma fırsatı vermiyor, sadece onlar seni sorguluyorsa, o şirket seni insan değil işçi olarak görüyor.
Haklı mıyım yoksa ben mi abartıyorum? Sizin eklemek istediğiniz işaret var mı?
Çoğu kişinin bilmediği bir şey var, kredi kartı ekstre tarihini yılda 1-2 kez ücretsiz değiştirebiliyorsun. Doğru kullanırsan borcunu faizsiz, tek kuruş masrafsız öteliyorsun.
Ben geçen ay yaptım. Son ödeme 25’ine denk geliyordu ama o ay nakit sıkışıktı. Kesim tarihini ay sonuna çektim, son ödemem 10 Temmuz’a kaydı. 15 gün bedava nefes aldım, hiçbir faiz yok.
Mantık şu, kesim tarihinden bir gün önce mobil uygulamadan değiştiriyorsun, o ayki ekstren kesilmeden borç bir sonraki döneme kayıyor.
Bankalar bunu söylemez çünkü sen ekstre ertele diye faizli işlem yapasın isterler. Halbuki bedava hakkın var. Tabii her bankanın limiti farklı, çoğu yılda 2 kez veriyor, kendi bankandan teyit et.