Quando você está exausta,mas o mundo não para e você precisa continuar funcionando.Ainda tenho que comer, ainda tenho que tomar banho, ainda tenho que ir trabalhar....
İnsanın kendine duyduğu özlemden daha ağır bir özlem yoktur; bir zamanlar olduğu haline. Ve kendisinin dönüştüğü haline duyduğu gariplikten daha acı bir gariplik yoktur.
İyi bir ilişki, erkeğin elindedir. Çünkü kadın; gördüğünü büyütür, hissettiğini çoğaltır. Sevgi görürse sevgiyi, saygı görürse saygıyı kat kat geri verir. Ama ihmal edilirse susan, değersiz hissederse yavaşça uzaklaşır. Kadın, erkeğin aynasıdır..
Kardeşimin Hikâyesi — Zülfü Livaneli
“Bir insanı gerçekten tanıdığımızı düşündüğümüzde, aslında onun bize gösterdiği kadarını biliyor olabiliriz.”
Bazı romanlar merak uyandırır, bazıları ise insanın gerçeklik algısını sorgulatır. Kardeşimin Hikâyesi tam olarak böyle bir kitap.
Zülfü Livaneli, cinayet soruşturması etrafında gelişen hikâye üzerinden yalnızlığı, geçmişi, takıntıyı ve insanın kendisi hakkında sakladığı gerçekleri anlatıyor.
Kitabın en güçlü tarafı, okuru sürekli şüphe içinde bırakması. Hikâye ilerledikçe karakterleri tanıdığımızı düşünürken, anlatılanların arkasında başka gerçeklerin olduğunu fark ediyoruz.
Belki de kitabın asıl söylediği şey şu:
İnsanların bize anlattıkları, onların gerçeklerinden yalnızca küçük bir parçadır.
Kardeşimin Hikâyesi, bu yüzden yalnızca bir polisiye değil; insan zihninin karanlık taraflarını ve gerçeğin ne kadar kolay gizlenebileceğini anlatan sürükleyici bir roman.