Bilime göre daha mutlu hissetmenin 3 basit yolu... 😊
Uzmanlara göre mutluluğu artırmak için:
📌 Tanımadığınız biriyle sohbet edin.
📌 Paranızı eşyalara değil, deneyimlere harcayın.
📌 Mutlu olmaya takıntılı şekilde odaklanmak yerine, duygularınızı olduğu gibi kabul edin.
Okullarda öğretmen sınıfa girdiğinde öğrencilerin ayağa kalkıp selam verdiği, sabahları Gençliğe Hitabe’nin okunduğu, ders kitaplarının özenle ciltlendiği; öğretmen ile öğrenci arasındaki sevgi, saygı ve nezaket sınırlarının korunduğu günleri özlüyoruz.
Elbette eğitim yalnızca bu uygulamalardan ibaret değildir. Ancak küçük yaşlarda kazanılan saygı, sorumluluk, disiplin ve millî bilinç; çocuğun bütün hayatını etkiler. Öğretmenden korkulan değil, öğretmene değer verilen; öğrencinin susturulmadığı ama sınırlarını da bildiği bir eğitim ortamına yeniden ihtiyaç var.
Bunların geri gelmesi imkânsız değil. Yeter ki aile, okul ve toplum aynı değerlerde buluşsun; özgürlük ile saygının, sevgi ile disiplinin birbirine karşıt olmadığı yeniden hatırlansın.
Sizce bunlar yeniden mümkün olabilir mi?
22 yaşındaki bir kadına tecavüz eden adam, mahkeme tarafından 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak çıkan bir afla, daha 20 ay bile dolmadan özgürlüğüne kavuştu.
Kadın, yaşadığı acıyı ve adaletsizliği unutamadı. Bir gün eline geçen bir tabancayla, kendisine bu zulmü yaşatan adamı sokak ortasında dört kurşunla vurdu.
Kısa süre sonra yakalandı ve hâkim karşısına çıkarıldı.
Hâkim sordu:
“Kızım, neden öldürdün o adamı?”
“Çünkü bana tecavüz etti, Hâkim Bey.”
“Ama devlet onun cezasını vermedi mi?”
“Verdi Hâkim Bey. Yirmi yıl hapis cezası verdi. Ama daha yirmi ay bile yatmadan çıktı.”
“Devlet affetmiş işte kızım. Bunun nesi yanlış?”
Kadın bir anda öfkeyle ayağa kalktı. Sesi mahkeme salonunda yankılandı:
“Hâkim Bey! Bu adam devlete değil, bana tecavüz etti! Bana sormadan, benim acımı yaşamadan, benim hayatımı geri vermeden onu kim affedebilir?”
Salonda derin bir sessizlik oldu.
Çünkü bazen verilen ceza, mağdurun yarasını sarmaz; bazen af, yalnızca suçluyu özgür bırakır.
"Her şeyi affedin ama.! Vatanınıza, (Devletinize) Namusunuza göz dikeni, asla affetmeyin.".
9 ŞEYİ YAPARSAN KAYBEDERSİN!
1. Birine acırsan, kaybedersin.
2. Ona onu sevdiğini açıkça gösterirsen, kaybedersin.
3. Dostunu başkasıyla tanıştırıp kenarda bırakırsan, kaybedersin.
4. Mutluluğunu herkese anlatırsan, kaybedersin.
5. İşlerini sabaha bırakırsan, kaybedersin.
6. Sırlarını başkasına açarsan, kaybedersin.
7. Cimri birini ikinci kez misafir edersen, kaybedersin.
8. Birini bir daha asla görmeyeceğini bilip hâlâ önem verirsen, kaybedersin.
Öğrenmemiz gereken bir kural var:
Biri sizden iyilik istemedikçe ona iyilik yapmayın.
İyilik yapanın düşmanı olur, değerinizi azaltır, ya sömürülür ya nefret çekersiniz.
Çünkü çoğu insan iyiliğin altında ezilir, kim olursa olsun, aileniz bile olsa.
Kendini borçlu hisseder.
Kendini yetersiz hisseder.
Egosu incinir.
Ve zamanla size minnet duymak yerine sizden rahatsız olmaya başlar.
İnsanlar bazen kendilerine en çok fedakarlık yapan kişiden nefret eder.
Çünkü o kişi, onlara sürekli ne kadar muhtaç olduklarını hatırlatır.
Kimsenin kurtarıcısı olmaya çalışmayın.
İsteyen insana ya da isteyemecek kadar zor durumda olana çıkarsızca el uzatın.
İstemeyen insanı ise kendi yoluna bırakın.
Kimsenin kurtarıcısı olmayın, kimseye istemediği halde iyilik yapmayın, sevgi dilenmeyin.
Bu yüzden iyiliği herkese değil, gerçekten ihtiyaç duyan ve kabul eden insana yapın, istisnasız.
Bir çiftçi ağladı!
“Kavunu 20 liraya benden alıp 50 liraya satıyorlar. Ben çilesini çekmişim sen ne yaptın da benden çok kazanıyorsun. Hanıma bakınca üzülüyorum.”
@lordsinov Bu işte bir yanlışlık var.Ben de tam tersi diye biliyorum.Yani Türkler geride kalan kimsesiz ermeni çocukları evlatlık alıp büyütmüşler.Çünkü benim iki dedemin de birer ermeni erkek çocuk alıp büyüttüklerini bliyorum.Bir tanesinin kızı ve torunlarıyla yıllarca biraradaydık.
2 kızı için tüm ömrünü adayan adam: Abuzer Dayı
Şanlıurfa'dan Abuzer amca yıllar sonra olan 2 evladıyla zorlu bir hayat sürüyor.
Yıllarca çalışırken eşi de emekli olabilsin diye onun sigortasını da ödemiş.
Kendi emekli maaşı yaklaşık iki yıldır her ay düzenli olarak çekiliyor. Meğerse banka kartı posta yoluyla geldikten sonra mahalleden biri tarafından alınmış ve iki yıl boyunca maaşı çekilmiş. Abuzer amca buna rağmen şikâyetçi olmamış. Çünkü vardır ihtiyacı demiş.
“Kim olduğunu bilmiyorum. Allah korusun, çocuklarıma bir zarar verir.”
Çünkü Abuzer amca için bu dünyada paradan daha kıymetli tek şey çocukları. O, hayatı boyunca parasını değil, evlatlarını korumayı seçmiş bir baba.
@sevgivarsaengelyok
@izmirgibiyiz Çandarlı gerçekten çok ihmal edilmiş.Mutlaka yeni geniş yollar açılmalı.Çarşı merkezi felaket.İstimlak edilmesi gerekiyorsa devlet el atmalı ve trafik rahatlatılmalı.
Bir gün insanlığın son üyesi ölecek.
Belki milyonlarca yıl sonra, belki çok daha erken.
O anda bütün savaşlarımız, sınırlarımız, kutsallarımız ve tartışmalarımız anlamsızlaşacak.
Asıl soru şu:
Bu kısa zamanı neden birbirimizi yok ederek geçiriyoruz?
Ev taşıyacaklara güncel taşınma notları
Yakın zamanda ev taşıdığım için, bu süreçte yaşadığım sorunları ve dikkat edilmesi gereken bazı noktaları paylaşmak istedim:
• Nakliye firmalarının çoğu hâlâ aynı yöntemleri uyguluyor. Eşyalarınızı önceden videoyla göstermiş ve koli sayısını tek tek bildirmiş olsanız bile eve gelir gelmez, “Abi, eşyan çokmuş.” demeye başlıyorlar.
• Eşyaları taşırken yeni bir savunma yöntemi geliştirmişler: Sürekli, “Abi bak, şurası zaten kırık.”, “Burada önceden hasar var.” gibi cümleler kuruyorlar. Bunu yüzlerce kez söylüyorlar ki kendi kırdıkları eşyalara karşı daha sonra, “Abi, sana söylemiştik.” diyebilsinler.
• Bu defa gelenler “Açız.” demediler. Belki de çok aceleleri olduğu içindir, bilemiyorum.
• Tüp, çiçek, sıvı ürünler ve kendi belirledikleri bazı eşyaları kamyona yüklemek istemiyorlar.
• Eşyaların yarısı yüklendikten sonra, “Abi, bizi biraz motive et.” diyerek anlaşılan ücretle bu kadar eşyanın taşınamayacağını söylemeye başlıyorlar. Yani işin ortasında ekstra ücret talebinin zemini hazırlanıyor.
• Nakliye sektörü gerçekten çok kötü bir durumda. Profesyonellikten oldukça uzaklar. Taşınma bittikten sonra siz de mobilya tamirine başlıyorsunuz. Birçok eşyamızı taşırken kırmışlar. Önce, “Abi, söylemiştik.” diyorlar; ardından da “Kusura bakma abi.” diyerek geçiştiriyorlar.
• Ev kiraları kesinlikle pazarlığa açık. Ankara için konuşuyorum: Sahibinden verilen evler bazen emlakçıdaki evlerden daha pahalı olabiliyor. Aynı caddede sahibinden kiraya verilen bir ev 43 bin TL iken, emlakçıdaki benzer bir ev 36 bin TL olabiliyor. Ev sahiplerine bu durumu anlatmak da pek mümkün olmuyor.
• Boya, badana ve tadilat malzemelerinin fiyatları dükkândan dükkâna ciddi şekilde değişiyor. Basit bir örnek: Yere sermek için kullanılan aynı örtü bir yerde 70 TL, başka yerde 100 TL, diğerinde 150 TL olabiliyor. Bu nedenle piyasayı gezmek ve birkaç yerden fiyat almak en mantıklısı.
• Adres değişikliği işlemini yapmayı unutmayın.
• Ne olursa olsun, iş tamamlanmadan ücretin tamamını peşin ödemeyin.
• Takım çantanızı ev eşyalarından ayrı taşıyın ya da kolayca bulabileceğiniz bir yere koyun. Taşınma sırasında mutlaka ihtiyaç oluyor.
• Boya işçiliği ücretleri oldukça yüksek ancak bu yalnızca boyacıların suçu değil. Boyayı ve diğer malzemeleri mümkünse kendiniz alın. En azından ustaya hangi ürünlerin alınması gerektiğini önceden sorun ve fiyatlarını araştırın.
• Boyanın katları arasında ideal olarak 24 saat, en azından 12 saat beklenmesi gerekir. Ancak birçok usta bu kadar beklemiyor ve 3-4 saat sonra ikinci katı uyguluyor. Bu da boyanın verimini düşürerek size daha fazla boya ve ek masraf olarak geri dönebiliyor.
Not: Nakliye işi yapanların yorumlarda mesleklerini savunmalarını anlayabiliyorum. Ancak benim çevremde son dönemde eşya taşıtan birçok kişi var ve neredeyse tamamı benzer sorunları yaşadığını söylüyor. Elbette işini düzgün yapan firmalar ve çalışanlar vardır; fakat sektörün genel durumu maalesef pek iç açıcı değil.
Şimdilik aktaracaklarım bu kadar. Ev taşıyacak herkese kolaylıklar diliyorum.
Kaan Gürkaya