Kur'an-ı Kerim ile alay eden sözde komedyene destek vermek üzere adliyeye giden, kendisinin peygamber soyundan geldiğini söyleyen Kemal beye açık açık söylüyorum;
➡️Dileğim o ki iki yakanız bir araya gelmesin..!
Haluk Levent, Ahbap Derneği'ne bağışlanan deprem paralarının harcamalarına ilişkin yine belge gösteremedi:
"Belgeleri başka canlı yayında açıklayacağım.
Ahbap Başkanlığını bırakacağım."
158 milyon dolar nerede Haluk?
Sosyal medyanın da tesiriyle etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz.
Mahremiyet yok sayılırken özel alan kavramı anlamını yitirmekte; görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak; insan onuru dâhil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir.
Ne pahasına olursa olsun gündem olma ve gündemde kalma kaygısı, bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir.
Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir.
Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldığına şahit oluyoruz.
Ne siyaseten ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan, tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.
Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclisi tıkama alışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor.
İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz.
Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclise taşıyanlar eklenmiştir.
Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde asla hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır.
Daha önce hiç tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.
Sabahın 9’unda gelip salon işgal edeni mi ararsın…
Birbirine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın…
Dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın…
Dün “halkın kahramanı” ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün “halk düşmanı” diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın…
Tekmili birden mevcut.
Çerçici dükkânı gibi, yok yok.
“Bu Sevdanın Adı: Ankara” programında AK Parti Ankara İl Teşkilatımızın kıymetli mensuplarıyla, değerli yol ve dava arkadaşlarımla beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duydum.
Ankara’mızın 25 ilçesindeki, 1.427 mahallesindeki vatandaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Yarın Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na girecek tüm gençlerimize yüce Allah’tan zihin açıklığı ve kolaylıklar niyaz ediyorum.
Sevgili genç arkadaşlarım:
Sınavınız nasıl geçerse geçsin, unutmayın; sizler bu ülkenin geleceğisiniz, yarınlarımızın teminatısınız, ailelerinizin ve milletimizin göz bebeğisiniz.
Sizlere güveniyoruz, sizlere inanıyoruz.
Şefkatiyle ve fedakârlığıyla hayatımıza yön veren, ailemizin ve toplumumuzun temel direği annelerimizin Anneler Günü’nü en kalbî duygularımla tebrik ediyorum.
“Cennet annelerin ayakları altındadır” düsturunu şiar edinen büyük bir medeniyetin mensupları olarak annelerin emeklerini ve gayretlerini her zaman baş tacı ediyor; onların refahı, huzuru için çalışıyoruz.
Annelerimizin güçlü Türkiye’nin inşasında en büyük pay sahibi olduklarını biliyoruz ve değerli annelerimizin gayretleriyle Türkiye Yüzyılı idealimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.
Övgü ve hürmetin en büyüğünü hak eden annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, ahirete irtihal etmiş tüm annelerimizi de rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.