Çin'in göbeğinde gözlerinde yaşlarla İstiklal Marşımızı dünyaya dinleten kızlarımızı gördünüz mü?
Ne prim pazarlığı yaptılar, ne Bodrum'da villalarla adları anıldı.
Sessiz sedasız ABD'yi, Kanada'yı, Çin'i, Brezilya'yı sıraya dizip bir kez daha Dünya Milletler Ligi Şampiyonu oldular.
Gizem, Vargas, Hande, İlkim, Saliha, orada olmasalar da Eda ve Ebrar, ve diğerleri...
Çok teşekkürler.
Her şeyi güzelleştiriyorsunuz. İyi ki varsınız.💐🇹🇷
@edaerdem14@GizemORGE@handebaladin@ilkimaydin@karakurtebrar18
📌 Bir kadın, evde bir karınca görüyor.
Eğiliyor, karıncaya diyor ki
"Ah tatlım, sen buraya nereden geldin?
Seni çiğnerler.
Seni yuvana götüreyim mi?"
Çocuğu, hemen koşup geliyor.
"Anne kiminle konuşuyorsun?"
"Karıncayla..."
"Karınca seni anlar mı?"
"O anlamasa da sen anlarsın."
Karıncayı kağıdın üzerine alıp yuvasına götürüyorlar.
O gün çocuk, düşen bir arkadaşının elinden tutuyor, kaldırıyor.
Bir başka anne de evde karıncayı görüyor,
"Geberesice! Nerden geldin?" diyor ve karıncayı öldürüyor.
Onun çocuğu da arkadaşına tekme atıyor.
Kadınlardan peygamber gelmemiştir fakat her peygamberin annesi kadındır.
Pek çok evliya, asfiya ve âlim; annesini, öğretmen bilmiştir.
Çünkü anne, çocuk için her şeydir.
(Alıntı)
Yıllar öncesinden güzel bir TRT kaydı. Hamiyet Yüceses'in güzel sesinden bir Kul Nesimi deyişi:
ben yitirdim ben ararım
yâr benimdir kime ne
gah giderim öz bağıma
gül dererim kime ne
gah giderim medreseye
ders okurum hak için
gah giderim meyhaneye
dem çekerim kime ne
sofular haram demişler
bu aşkın şarabına
ben daldırır ben içerim
günah benim kime ne
ben melâmet hırkasını
kendim giydim eğnime
ar ü namus şişesini
taşa çaldım kime ne
sofular secde ederler
mescidin mihrabına
yâr eşiği secdegâhım
yüz sürerim kime ne
gah çıkarım gökyüzüne
hükmederim kaf-be-kaf
gah inerim yeryüzüne
yâr severim kime ne
kelp rakip böyle diyormuş
güzel sevmek pek günah
ben severim sevdiğimi
günah benim kime ne
nesimi'ye sordular ki
yârin ile hoş muşun
hoş olayım olmayayım
o yâr benim kime ne
Doğu Akdeniz’de gerilim, İsrail/GKRY ve Yunanistan hattında üç cepheli artarken deniz silahlanmamız seçmenin gururunu okşayan ve oy getiren gösterişli uçak gemilerine değil denizaltılara yapılmalıdır. Türkiye’nin Suriye’de yaptığı jeopolitik hataların sonucunda bugün İsrail komşumuz oldu ve hem Şam’a hem de Türkiye’nin korumasındaki rejime rahatlıkla saldırabiliyor. İsrail, denize çıkışı olan bir Kürdistan’ı açıkça hedef gösterirken, Suriyede Kürt grupları özerklik arayışı ve silahlanmayı sürdürüyor. Bu ortamda yeni bir “Açılım Süreci” başlatılıyor. Aynı dönemde İsrail, KKTC’yi ve askeri varlığımızı düşman ilan ederken, yeni bir Kafkas seddi olabilecek Zengezur koridorunun 99 yıllığına ABD kontrolüne geçmesine Azerbaycan–İsrail ilişkileri dikkat çekici boyutta ve stratejik boyutlardayken onay verilebiliyor. Doğu Akdeniz’de 2020’de yaşanan Rosaline A gemi baskını sonrasında sismik/sondaj faaliyetlerinden çekildik; AB ve ABD baskısına boyun eğdik. 2023’te Yunanistan’la “Atina Deklarasyonu” ile yumuşama başlatıldı, ancak Atina hem deniz parklarıyla hem Sevilla haritasını esas alarak ilan ettiği deniz mekansal planlamasıyla kışkırtıcı tutumunu sürdürdü. Yunanistan, Girit güneybatısında Libya’ya ait MEB içinde ABD şirketlerine sismik/sondaj lisansları vererek 2019 Türk–Libya deniz sınırlandırma anlaşmasını deldi.
Kardak kayalığı benzeri 153 ada/adacık/kayalıkta devlet uygulamalarını artırdı ve Ankara bu konuda hiç bir önlem almadı. Aksine Yunanistan’ın silahsızlandırılmış statüdeki adaların yanısıra bu adaların da silahlandırılmasına göz yumdu.
Kısacası Türkiye Doğu Akdeniz’de doğuda İsrail batıda Yunanistan tarafından kuşatılıyor. Her iki devlet de ABD ve AB koruması altında.
Karadeniz’de Montrö sözleşmesi tarafsızlığımızı korumuş olsa da Romanya’da NATO tatbikatlarına katılım ve Ukrayna’ya silah satışı tarafsızlık ruhumuzu zedeliyor. NATO, Türkiye’yi Rusya karşıtlığına hatta çatışma iklimine itmeye çalışıyor. İçeride ise kutuplaşma derin. Saçma Türkiyelilik kavramı millete dayatılıyor. Vicdani alanda kalması gereken kutsal din siyasetin emrinde sömürülüyor. Halk geçim derdinde. Çevresel felaketler ile liberal ekonominin doğa talanı yarış halinde. Sonuçta: Türkiye ABD neoconlarına ve ABD/AB finans kapitaline karşı net bir duruş sergileyemiyor. Güney Kafkasya ve Suriye’de ABD–İsrail sınırımıza yerleşmiş durumda.
Bu yakıcı konjonktürde Türkiye denizde silahlanmayı iç siyasi beklentiler için değil bekasını korumaya yönelik yapmalıdır. Türk milleti TCG Anadolu’yu büyük ve gösterişli bir gemi olduğu için çok sevebilir. Bu gemi ve devamındaki -askeri ihtiyacı sorgulanması gereken -ilk kaynak töreni yapılan milli uçak gemisi iktidara oy da getirebilir. Ancak bu gemilerin iki cepheli bir Akdeniz savaşında korunması çok zordur. Bu gemiler kriz ve gerginlik zanında çok uygun platformlardır ancak savaş başladığında mutlak hava üstünlüğü sağlandığında kullanılabilirler. Ukrayna Rusya savaşı ve Kızıldeniz Husi taktiklerinden ders almak gerekir. Böylesi bir savaşta beka ancak denizaltılar ile sağlanır. Türkiye ağırlık merkezini acilen denizaltı harbine aktarmalıdır. Zaman gerçekçi olma zamanıdır. Zaman acilen KKTC’de deniz ve hava üssü kurma ve adada sürekli deniz kuvvetleri varlığı gösterme zamanıdır. Denizde savaş ciddi bir iştir. Yapılan hatalar yıllar geçse de derin iz bırakır ve unutulmaz. Mavi Vatan vizyonu, 21. Yüzyılın geri kalanında yüzünü tamamen denizlere dönmüş, deniz yetki alanlarındaki hak ve çıkarlarını garantilemiş ve Akdeniz dışına çıkmaya odaklanmış, savunma sanayinde kendine tamamen yeterli demokratik, laik ve hukuk devleti Türkiye vizyonuna hizmet eder. Uzun vadelidir. Emperyalime karşı duruşu ile Kemalist bir doktrindir. Bir nevi dünya görüşüdür. Bu doktrin günlük siyasi propagandaya indirgenmemelidir. Diğer yandan halkımızın büyük savaş gemilerine teveccühü ve sempatisi sebebiyle donanma gerek gemileri gerekse tersanesi ile siyasete alet edilmemeli ve seçim yatırımı kapsamında kullanılmamalıdır.
23 Temmuz'u da acıyla kapattık.
Yanan sadece ormanımız, ciğerimiz olmadı. 6 @OGMgovtr personelimiz ve 5 @AKUT_Dernegi gönüllümüz de hayatını kaybetti.
Binlerce hayvan da cabası.
Yüreklerimiz yandı.
Söyleyecek söz bulamıyorum. Çok üzgünüm, çok.
Yitirdiklerimize melekler yoldaş olsun. Ailelerine sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elden.
Şehidimizin eşinin ricasıdır;
"Bugün eşimin şehadetinin sene-i devriyesi. Paylaşırsanız sevinirim."
Gaziantep'te bir hücre evi baskınında vurularak şehit düşen kahraman şehidimizi rahmetle, minnetle ve duayla anıyorum.
Aziz ruhu şad olsun. 🇹🇷
Şehidimizin babası Ahmet amcanın ricasıdır;
"Sosyal medya kullanmıyoruz. Bu yüzden oğlumuzu hiç paylaşmadık. Başkalarının paylaştığını da görmedik. Oğlumun bugün şehadetinin sene-i devriyesi. Oğlumu da paylaşın, Onu unutmayın ve unutturmayın."
P.Uzm.Onb. Haydar Şenel
19 Mayıs 2022 | Zeytin Dalı Harekat Bölgesi
@Sehit_Evladi
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Cumhuriyetimizin kazanımları Aziz Milletimiz için birleştirici unsurlardır. Siyaset üstü bu değerlerimizi; ayrıştırmaya ve ötekileştirmeye konu eden provokatif söylemlere itibar edilmemelidir.
Son günlerde bilgi sahibi olmadan o veya bu sebeple içindeki kötü duyguları yalan ve yanlış donelerle ortaya saçanların Milli Birlik ve Bütünlüğümüze zarar vermek isteyenlerin değirmenine su taşıdığını görmemeleri düşündürücüdür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihten aldığı güç ve edindiği tecrübelerle bölgesinde ve dünyada her alanda muktedir bir devlettir.
Şimdi bazı zümrelerin neden rahatsız olduğuna anlam verdiğimiz, maç sabahı Başkanımız Sayın Ali Koç'un vermiş olduğu röportajın 2024 den beklentilerini aktardığı bölümü dinleyelim.
Ne bekliyordunuz ki?
Her maç sonu yenilgilerinin suçunu hakeme bağlayan yöneticiler,spor yorumcuları,taraftar gurupları hepimiz.El birliği ile futbolu öldürdük.Şimdi saldırıya uğrayan hakemlerimiz için timsah göz yaşı dökme zamanı haydi ekranlar sizin...