⚫️9 bin PKK'lı teröristi affedecekler!
👉Bir telaş, bir heyecan, bir mutluluk!
💡Yasayı bir an önce Meclis'ten geçirmek istiyorlar.
👉Pazartesi günü saat 14.00'te açılması gereken Meclis'in sabah saat 11.00'de açılması için önerge verdiler.
👉İhanet sürecinin destekçileri tarafından önerge kabul edildi.
👉Yasanın 3 saat önce tartışılması, onaylanması ve "teröristlere müjdeli haberlerin verilmesi" için büyük bir yarış ve çaba içerisindeler.
🇹🇷Tarih önünde hesap vereceksiniz!
#İhanetinZamanAşımıYoktur
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Öcalan ile müzakereler, PKK’nın yurt içinde tükendiği; kahraman ordumuzun Kuzey Irak’ta PKK’yı Kilit-Pençe Operasyonu ile sınır bölgesinden söktüğü ve Irak-Suriye sınırını kontrol altına aldığı bir aşamada devreye girdi.
Bu süreç askeri anlamda PKK için can suyu oldu.
Sürecin en büyük hedefi anayasayı Erdoğan’ı iktidarda tutacak şekilde değiştirmektir. AK Parti-MHP-DEM ittifakı bunun için kurulmuştur.
Bu yasa tasarısı Bahçeli’nin “Önümüzdeki süreçte çok şey değişecek, her şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez” dediği sürecin ilk adımıdır.
Bu yasa tasarısı, Öcalan’ın cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli, demokratik Cumhuriyet’e gidişin ilk adımı olarak ifade ettiği; milli, üniter, laik devletten çok uluslu-özerk bölgeli devlete geçişin ilk adımıdır.
Bu yasa tasarısına “evet” demek Erdoğan ile ittifak yapmak, AK Parti’ye payanda olmak demektir.
Yurttaşlar sizi neden eleştiriyor?
1.Yeni Parti’nin programında bir PKK kavramı olan “eşit yurttaşlık” yazdığı için;
(Bütün yurttaşlar Anayasa’nın 10. Maddesine göre yasalar önünde eşitken neden amacı Türk ve Kürt için iki ayrı siyasi kimlik isteyen eşit yurttaşlık kavramının Yeni Parti’nin programına girmesine neden karşı çıkmadınız?)
2.Öcalan’ın “bu bize yeter dediği” Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Türkiye’nin koyduğu şerhleri kaldıracağınızı söylediğiniz için;
3.Şimdi de PKK’ya af yasasına karşı çıkmadığınız için;
4.Bütün bunları MUHALEFET olduğunuzu söylerken yaptığınız için.
Hangi muhalefet iktidarın iktidarda kalma projesine destek olur?
Biz iktidarla ve bu yıkım projesi ile zaten mücadele ediyoruz.
Bugün anlamaya çalıştığımız şey Atatürk Cumhuriyetini korumak için sizinle de mücadele etmek zorunda kalıp kalmayacağımız:
Bizim esas meselemiz; muhalefet gibi görünüp kritik anlarda Ekmelettin operasyonu ile iktidara destek atan, kirli referandum gecesi YSK’nın önüne gitmeyen, seçimden önce çok da fazla Suriyeli’ye vatandaşlık verilmedi diyerek iktidara destek atıp sonra kongrede seçimleri çok fazla Suriyeli’ye vatandaşlık verildiği için kaybettik diyen majestelerinin muhalefet ile.
Şimdi bu kritik anda sizin ne yapacağınızı bekliyor, izliyoruz.
Karınca gibi tarafım belli olsun diyerek Cumhuriyet yanarken söndürmek için su mu taşıyacaksınız yoksa destek mi olacaksınız?
Hem Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni hem de Öcalan’ın sözde demokratik Cumhuriyetini birlikte savunmak mümkün değildir.
“Bizi zorla bu işin karşısında durmaya itiyorlar” diyerek mevcut politikanızı eleştiren yurtsever solcu entelektüellere kızıyorsunuz. Oysa CHP’nin de Yeni Parti’nin de yurtsever, Atatürkçü tabanı PKK affına karşı. AK Parti ve MHP tabanları da. Referandum yapılsa “Evet” oyları yüzde 25’i geçmez.
Sayın Özel, Atatürk’ün çizgisine gelin.
Bu yasaya evet diyerek, yasanın Türk devleti ve Türk milletine karşı bir suç olduğunu zımnen kabul eden bir sürecin parçası olmayın.
24 yıl boyunca iktidarın yanlış yaptığını söyleyip, günün sonunda onun getirdiği yasaya imza atmak muhalefet değil, kendi itirazını inkâr etmektir. Aynı siyasete ortak olup farklı bir sonuç beklemek ise, olsa olsa siyasi bir akıl tutulmasıdır.
Özetle, Özgür bey açık olun, net olun, gerçek muhalefet olun.
Ve son olarak bu yasa tasarısına evet derseniz, sakın “biz muhalefet partisiyiz” diye ortaya çıkmayın. Kemal Kılıçdaroğlu’da muhalefet olduğunu söylüyordu. Bu yasaya evet derseniz ancak Kemal bey kadar muhalefet olursunuz. @zaferpartisi
Yıllardır satışını yaptığı yüksek kârlılıklı margarin, abur cubur ve glikoz şurubu dolu ürünleriyle Türkiye’nin en zengin işadamı unvanını kimseye kaptırmayan Murat Ülker, bir yandan arka planda iftiralarla dolu suç duyurularıyla Gıda Dedektifi’ni susturmaya çalışırken, diğer yandan gazeteci görünümlü yandaşlarını beslemeye devam ediyor. Sadece sağlığını düşünenler değil, aynı zamanda vicdani olarak boykot hassasiyeti olan milyonlar tarafından tepki görmesine rağmen duruşundan taviz vermeyen Ülker, tüm tuşlara basmaya devam ediyor.
Bastırdığı paralarla sözde influencerları istediği gibi evirip çeviren firma, bir süredir bir takım gazeteciler üzerinden algılarını sürdürüyor. Uzun yıllardır kontrolüne aldığı Ertuğrul Özkök ve İsmail Saymaz gibi muhalif görünümlü gazetecilerin yanında, Adem Metan ve Taha Hüseyin Karagöz gibi gazetecileri de tarafına çeken Ülker, kimine kazak giydirip şovu yapıyor, kimine de incelikler göstererek reklam ibaresi bile koymadan reklam yaptırıyor. Diğer yandan gerçekleri yazan ve milyonları bu firmanın algılarına ve ürün içeriklerine karşı uyaran Gıda Dedektifi 50’ye yakın dava ve suç duyurusuyla bu para babasına tek başına dimdik duruyor, bu duruş ise “şahsi bir kavga” algısıyla kirletilmeye çalışılıyor.
Takdiri kamuoyuna bırakıyoruz ve bu firmanın algılarına kapılanlara bir kez daha hatırlatıyoruz: Siz, anı yaşarken, bu firmanın 7 Ekim sonrasında algılarını, Starbucks merkezine kadar gittiklerini, raflarında boykotlu ürünler sattıklarını, masum siviller eli kanlı teröristler tarafından katledilirken, İsrail hesabından yaptığı şaraplı paylaşımlarla destek mesajlarını sindirebiliyorsanız, sizlere afiyet olsun! Ama bilin ki, bir an gelir, bu algılar inceldiği yerden kopar.
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
⚪ Bir vatandaş 30 yıllık cuma namazı deneyimini anlattı: “Camiye yardım bitmiyor, biraz da dışarı bakın!”
“Otuz senedir cuma namazına gidiyorum. Daha hiçbir imamın ‘Mahallemizde bir gariban çocuk var, doyuracağız’ dediğini duymadım. Çatısı akanın çatısını yapacağız diyen olmadı.”
“Camiye yardım, camiye yardım... Ne bitmez yardımmış! Çıkın bakalım şöyle bir, sağa sola, dışarı bakın ya!”
Sizce hutbelerde mahalledeki ihtiyaç sahiplerine daha fazla yer verilmeli mi?
@SevgiAsk1905 Lig başlıyor ŞL desen kapıda bu saatten sonra güvenmiyor olsamda, güvenmek istiyorum. Çünkü, son yıllarda yaşadığımız bu seneki şampiyonluğun sancısını yaşamak istemiyorum.
*Birgün Gazetesi'nden İsmail Arı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın bir yatırımı için devletin vergi muafiyeti, 49 yıllık arsa tahsisi ve altyapı desteği verdiğini haberleştirdi.
Selçuk Bayraktar, bu haber nedeniyle Birgün ve İsmail Arı'ya 2 milyon TL'lik tazminat davası açtı.
Mahkeme, haberde yer alan bilgileri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sordu. Bakanlık, mahkemeye gönderdiği yazıda Selçuk Bayraktar'a ait tesise haberde belirtilen teşviklerin verildiğini doğruladı. (Birgün)
➖Gece gündüz çalışıp okuttu oğlunu.
➖Ve emekli oldu.
➖Şimdi oğluyla birlikte pazarcılık yapıyor.
➖Emekli olup hâlâ çalışmak zorunda kalana mı,
➖Tarih öğretmeni olup pazarcılık yapana mı,
👉Yanalım?
💡Türkiye Yüzyılıymış!
Sn.Saffet Sancaklı 🔥
Konu Osimhen'in Bonservisini ağzından Haftalarca aylarca konuşa Konuşa bitiremiyordun.
fenerbahçe'nin Üç Oyuncuya harcadığı 138 Milyon Euro'yu Konuşmuyacakmisin ?
Yada #fb'ye Ayrılan Transfer bütçesinin Üstünde olduğunu Açıkla✅
Hadi Hodri Meydan🤔
Altın yatırımına değer katan fırsat burada! ✨🦁
Hepsipay’de GSPara kartlarınla yapacağın 1 gram altın alımına 1 gram gümüş hediye! Üstelik kampanya kapsamında 5 grama kadar gümüş kazanma fırsatı seni bekliyor. @GalatasaraySK
ℹ️ GSPara Dijital Bankacılık Uygulaması, QNB tarafından geliştirilmiş olup tüm bankacılık ürün ve hizmetleri QNB tarafından sağlanmaktadır.
#Galatasaray #GSPara
Doruk Madenciliğe bağlı Yunus Emre Termik Santrali çalışanı üyelerimiz üç aydır yatmayan ücretleri için bugün (21 Temmuz) saat 17:00 da Beypazarı pazar pazarından aileleri ile birlikte Yıldızlar SSS Holding önüne yürüyüş başlatıyor.
Alınterimizi, çocuklarımızın rızkını, sendikal haklarımızı almadan geri dönüş yok.
Kazanacağız ama mutlaka kazanacağız..
🔴 Yunus Emre Termik Santrali İşçisi Köle Değildir! Ankara Yürüyüşümüzü Başlatıyoruz!
📌 Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik bünyesindeki Yunus Emre Termik Santrali'nde aylardır alın terinin karşılığını alamayan, insanlık dışı koşullara mahkum edilen enerji işçisi yol arkadaşlarımız Beypazarı Pazarpazarı'nda bir araya geldi.
📌 Hak gasplarımız son bulana kadar, enerji işçisi hakkını alana kadar mücadelemizi sürdürecek, bizi sahipsiz sananlara karşı haklarımızı söke söke alacağız!
🔴 SON KURUŞUMUZA KADAR ALACAĞIZ!
Yasa ve kanun tanımayan şirket yönetimi, işçilerin birleşik gücünü görünce paniğe kapılarak bir maaşlık ödeme yaptı. Ancak net olarak uyarıyoruz: Tüm alacaklarımız hesabımıza yatmadan, insanca çalışma koşulları sağlanmadan direniş bitmeyecek!
📢 Genel Başkanımız Süleyman KESKİN:
📌 "Maalesef tek hak arayan işçiler biz değiliz. İşçiler sokaklarda, döktükleri alınterinin hakkını arıyor. Yasaların, kanunların uygulanması için mücadele ediyorlar. Mücadele etmeden de kazanıım olmuyor. Bunu iyi biliyoruz.
📌 Yan yana gelince mesajlar gelmeye başladı. Haklarımızı alsaydık buralara gelmek zorunda kalır mıydık? Yasa kanun tanımayanlar işçiler yan yana gelince ödemelere başladı. Son kuruşumuza kadar alacağız. Evimize götüreceğimiz ekmeğimizi bir dilim daha büyütmenin kavgasını veriyoruz"
🔴 İŞÇİNİN PARASINA ÇÖKEN BİR İŞVERENLE KARŞI KARŞIYAYIZ!
📢 Genel Sekreterimiz Emin ATSIZ:
📌 "Pek çok kişinin borçları, icraları var. Bankanın talimatı doğrultusunda işveren maaşlardan kesiyor ama bankaya yatırmıyor. Böyle bir işverenle karşı karşıyayız."
📌 İşçinin alın terinden kesilen icra paralarını bankaya yatırmayıp kasasında tutan bu hukuksuzluğa karşı tavrımız nettir: Bizi açlığa ve borç batağına sürükleyen bu işverenden tüm alacaklarımızı alana kadar direnişimiz sürecek! ✊🏻
🔴 Bursagaz direnişimizin 42. gününden, Beypazarı'ndan Ankara'ya yürüyüşe geçen Yunus Emre Termik Santrali İşçilerine selam var! ✊🏻
📌 Aylardır ücretleri gasp edilen, güvencesiz ve sağlıksız çalışma koşullarına mahkum edilen Yunus Emre Termik Santrali'nde çalışan enerji işçileriyle; Bursagaz'da sendikal hakları için direnen işçilerin mücadelesi ortaktır.
📌 Örgütlü mücadelemizin mutlaka ama mutlaka kazanımla sonuçlanacağını çok iyi biliyoruz. Bizi bölerek zayıflatacağını sananlara karşı alanlardan tek ses haykırıyoruz:
Yaşasın DİSK/Enerji-Sen!
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
#SendikaHakkımızEngellenemez #BursagazİşçisiKazanacak
📢 Ankara'ya, Yıldızlar SSS Holding önüne yürüyüşümüzü başlattık; Tüm Haklarımızı Almadan Geri Dönüş Yok!
📌 Aylardır ödenmeyen maaşlarımıza, insanlık dışı çalışma koşullarına, işçi sağlığını hiçe sayan kölelik düzenine karşı yola çıktık!
📌 Hakkımız olanı lütufmuş gibi sunmaya çalışanlara, alın terimizi gasp edenlere sesleniyoruz: Evimize götüreceğimiz ekmeği kuruşu kuruşuna alana, insanca çalışma koşullarını sağlayana kadar bu yoldan dönmek yok!
Zafer, direnen emekçinin olacak!
📢 Hakkımız olanı almaya geliyoruz!
Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik bünyesindeki Yunus Emre Termik Santrali'nde aylardır ücretleri gasp edilen ve insanlık dışı koşullara mahkum edilen enerji işçileri Ankara'ya yürüyor!
🔗 https://t.co/NNkUBZSrNw