Seçimden seçime hatırlayanlardan olmayacağız, bir yanımızdakini mücadeleye katmak için her gün çalışacağız demiştik.
Bugün mahalle mahalle, kapı kapı geziyor; dertleri, umutları ve çözümü birlikte konuşuyoruz.
Kurtuluş ellerimizde!
Genel Başkanımız Erkan Baş, Çorum Rıza Şehri Canlar Buluşması kapsamında düzenlenen programda konuştu:
‘’25 yıldır kim teslim olmadı? Biz teslim olmadık. Biz ‘Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan’ diye yüzlerce yıldır bu mücadeleyi devam ettiriyoruz.’’
İstanbul, Ankara ve İzmir’den Onur Ayı’nı direnişle selamlıyoruz! 12. Yargı Paketi ile hayatlarımıza müdahale edemezsiniz. Tüm LGBTİ+’ları TİP saflarında örgütlenmeye çağırıyoruz. Ne haklarımızdan ne birbirimizden vazgeçiyoruz. KORKMA, BİZ VARIZ!
Türkiye İşçi Partisi İzmir İl Başkanı Orhan Kiper "Bu müdahale insanca yaşamak isteyen, yurttaş kalmak isteyenlere yöneliktir. Saray'a da kayyuma da teslim olmayacağız."
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, Saray'ın mutlak butlan darbesine karşı Mecidiyeköy'de düzenlenen eylemde konuştu:
"Yaşananın isimlerle alakası yoktur! Bu yaşanan Saray Rejimi tarafından hepimizin anayasasına yapılmış bir darbedir! Lanet olsun darbecilere!"
CHP Genel Merkezi’nin kolluk güçleriyle zapt edilmesi, demokrasiye ve halk iradesine saldırıdır. Bu mesele bir parti meselesi değil, Türkiye’de hukuk ve özgürlüklerin hedef alınmasıdır.
Kayyumu tanımıyoruz, saray darbesine teslim olmayacağız!
Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban ve beraberindeki il örgütümüz, Saray darbesine karşı yürüyüşte yer alıyor.
Mesele CHP meselesi değil, Türkiye demokrasisinin iktidar ve kuklaları tarafından yerle bir edilmeye çalışılmasıdır. Mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğiz.
Halk iradesine sahip çıkmak için CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM’ye başlattığı yürüyüşte; İl Başkanımız Fırat Çoban, İl Örgütümüz ve yol arkadaşlarımızla birlikteyiz.
Saray darbesine karşı omuz omuza direnmeyi sürdüreceğiz!
Anayasa’ya açıkça aykırı bir yargı kararı gerekçe gösterilerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkez binası kolluk kuvvetlerince işgal edilmiştir.
Bir parti genel merkezinin gazla, plastik mermilerle, zorbalıkla zapt edilmesi kabul edilemez.
Konu bir parti konusu değil, Türkiye demokrasisinin iktidar ve kuklaları tarafından yerle bir edilmeye çalışılmasıdır.
Demokrasi, hukuk ve özgürlükler halkın mücadelesiyle kazanılır, halkın mücadelesiyle korunur.
TİP, demokrasi mücadelesinin tarafıdır.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, faşizme karşı meydanlarda yerimizi alacağımızı, halkla verilecek mücadelenin yoldaşı olacağımızı, Saray’ın kuklası kayyumu tanımayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Karşı devrime direneceğiz. Saray darbesine teslim olmayacağız.
Kahrolsun faşizm!
30 yıllık bir kurum olan Bilgi Üniversitesi’nin Cumhurbaşkanı kararıyla bir gecede kapatılması hukuki olmadığı gibi vicdan ve adaletten de tamamen uzak bir karardır.
Bir üniversite; öğrencilerin, mezunların, akademisyenlerin ve emekçilerin yıllar içerisinde kurduğu ilişkiler, ürettiği bilgi, oluşturduğu hafıza ve ortak yaşam sayesinde var olur. İnsanların bir sabah uyandıklarında, parçası oldukları kurumun kendi iradeleri dışında tasfiye edildiğini öğrenmeleri, yıllar boyunca harcanan emeğin, hakkın ve kurulan bağların tek taraflı bir kararla hükümsüz ilan edilmesidir. Üniversite öğrencilerinin başka bir garantör üniversiteye yönlendirilmesi planı söz konusu olsa da, bu planın ayrıntıları kaygı içindeki öğrencilere şimdiye kadar aktarılmamış, böyle bir “aktarma” sürecinin öğrenci ve mezunlar için yaratacağı sorunların nasıl çözülebileceğine dair hiçbir kurumdan net açıklama yapılmamıştır.
Bilgi Üniversitesi’nde yaşananlar, yalnızca bir yükseköğretim kurumuna dönük münferit bir müdahale olarak değerlendirilemez. Bu ülkenin esas üreticisi olan emekçi halk, nasıl ki her sabah tepeden alınan kararlarla biraz daha tanımakta zorlandığı, yabancılaştığı bir ülkede yaşamaya zorlanıyorsa; Bilgi Üniversitesi bileşenleri de bugün kendi içerisindeki yaşamı ürettikleri kampüslerinden bir gecede açıklanan kararla kopartılmak istenmektedir. Yaşadığımız şey, aynı baskıcı mantığın bütüncül ve ülkeyi tanınamaz hale getiren kuşatmasının bir başka veçhesidir.
Bizler; kampüslerine, emeklerine, üniversitelerine ve birlikte ürettikleri yaşama kararlılıkla sahip çıkan Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin, akademisyenlerinin ve tüm idari çalışanlarının sonuna kadar yanındayız. Üniversitelerin geleceği, onları yaşayan ve üreten insanların iradesinden, tepeden inme fermanlarla bağımsız biçimde belirlenemez. Üniversitelerin öğrencilerin, akademisyenlerin ve emekçilerin söz sahibi olduğu özgür alanlar olarak savunulması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
TİP Bilim Kurulu
Genel Başkanımız Erkan Baş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e dayanışma ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu:
"Amaç Türkiye'de emekçiyi, yoksulu, halkı korkutmak, sindirmek ve teslim almaktır! 25 yıldır bizi teslim alamadılar, bu yeni saldırıyla da alamasınlar! Eğer içimizde üzülen, yılgınlığa düşen, yorulan varsa Akbelen'de vatana, toprağına sahip çıkan köylülere bakarak içinizdeki yılgınlığı sökün atın! Ankara'nın göbeğinde hakkını almak için direnen maden işçilerine bakarak içinizdeki korkuyu sökün atın!"
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
2 yıldır TİP tarafından yönetilen Samandağ Belediyesi'nin yaptıkları hakkında ana akım medyada da, ana akım muhalif medyada da bişey bulamazsınız.
Oysa çok önemli bir deneyim.
Sosyalistler deprem yıkımı yaşamış bir kenti , sadece 2 yılda, çok sınırlı imkanlarla, altyapıdan kültüre nasıl ayağa kaldırmışlar görünüz.
Başkanı dinleyiniz, linkteki raporu okuyunuz.
Aşağıda da raporu zincir yapacağım.
Teşekkürler @EmrahKaracaytip Başkan ve tüm belediye emekçileri...
https://t.co/U17rBmv6J5