Türk yazısına ait damgaların doğru bir şekilde tanıtılması amacıyla hazırlamış olduğum tabloyu istifadelerinize sunuyorum.
Tabloyu hazırlamak için kaynak aldığım "Türk Yazısı" eserinin yazarı olan değerli ağabeyim @alkaberkant'a bu kıymetli eseri için teşekkür ediyorum.
Laiklik anlayışı "İslam'a dair her şeye düşmanlık"tan ibaret olan sözde medeni, özde iptidai fukaraların geldiği son nokta ibret verici: İsrail'in ipiyle indiği kuyudan başörtüsü yasağı koyan Aliyev'i sözde yeni "Atatürk" ilan edip ona tapınmak!
Genel Yayın Yönetmenimiz Enes Çınar ve Türk Yazısı eserinin yazarı Berkant Parlak, Türk Dünyası Yazarlar Birliği Derneği tarafından düzenlenen II. Türk Dünyası Yazarlar Buluşması'nda okurlar, yazarlar ve edebiyat dünyasının kıymetli isimleriyle bir araya geldi.
Türk Yazısı eserinin müellifi, değerli ağabeyim Berkant Parlak ile II. Türk Dünyası Yazarlar Buluşması'na katıldık.
Başta Türk Dünyası Yazarlar Birliği Derneği olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
✍️Kutlu Kağan (@kaandalkilic) yazdı:
📌TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ ÇÖZÜM SÜRECİ DEĞİL
🗨️Terörsüz Türkiye süreci bir Çözüm Süreci değil bilakis tam zıddını temsil ediyor. Çözüm Süreci bahsettiğimiz eski dünyaya ait bir çözümdü. O süreçte yerel yönetimler, federasyonlar, sivil toplum aktivizmi, azınlıkçı demokrasi hakimdi. ABD eksenli tek kutuplu dünyada demokrat hegemonya hüküm sürüyordu, AB kriterleri tepemizde sallanıyordu, İsrail bölgede BOP peşindeydi. Devlet ve milletin şerhiyle o süreç yürümedi ve sonlandı. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci ise yeni dünyaya ait bir süreç ve üniter devletin tahkimi ile karşımıza geliyor. Üniter devletlerin müşvik otoriter cumhuriyetçi rejimlerle bölgesel bir güç olarak yükseldiği çok kutuplu bir döneme giriyoruz.
🔗https://t.co/ceF3ZVy7vp
📝 Türk Dünyası Yazarlar Birliği Derneği organizatörlüğünde bu yıl ikincisi düzenlenecek olan "Türk Dünyası Yazarlar Buluşması"nda yazarımız Berkant Parlak ile birlikte yer alacağız.
📚 Tüm okurlarımızı bekliyoruz!
Bugün Türkiye'nin yüzünü tekrar Batı'ya dönüşünün ilanı olan gelişmeler de Batı'nın bu durumu kabullenişinin ve değişen dengelerin bir sonucudur.
Türkiye'nin daha çok yolu var ve doğru değerlendirilmesi hâlinde kazançlı çıkacağı birçok fırsatın oluşacağına inanıyorum.
Uluslararası denge ve çıkar ilişkilerinin dinamikliğinin es geçilip her şeyin daha önce belirlenmiş değişmez bir zeminde işlediği düşüncesi ciddi bir yanılgıdır.
Söz konusu iddia, geçmiş yıllar için doğrulanabilir olsa da artık geçerliliğini yitirmiştir.
Zira Türkiye, büyük ızdıraplar ve kayıplar pahasına, kendisiyle tek taraflı ilişkiler kurulamayacağını Batı'ya zorla kabul ettirmiştir.
Suriye konusundaki tezleri çöken herkes, dezenformasyonla meseleyi itibarsızlaştırma yoluna başvuruyor her zaman olduğu gibi.
Yeri gelmişken, Yusuf Hamra konusunu tekrar hatırlatmış olalım:
https://t.co/oNyM958vYt
✍️🏻Bugün Ankara'nın bir ziyaretçisi vardı, Ahmet Şara!
✍️🏻IŞİD militanı iken ABD politikalarının bizim de katkılarımızla gerçekleşmesiyle, Suriye'nin başına oturtulan sözde "Müslüman!"
✍️🏻Şu anda Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarıyla ilgili, Türkiye'nin aleyhine GKRY, Yunanistan ve İsrail'in politikaları doğrultusunda hareket eden,
✍️🏻"İsrail'le ortak düşmanlarımız var ve bölgesel güvenlikte önemli rol oynayabiliriz" diyen,
✍️🏻Geçtiğimiz aylarda Wasington'da Suriyeli Haham Yosef Hamra'nın duasını alıp kutsanan, bizdeki bazıları tarafından pek makbul kabul edilen kişi!👇
✍️🏻✍️🏻Lafım, ayrıntıyı görmemezlikten gelip karşıtlık üzerine konumlanan kesin inançlılara değil, Allah'ın verdiği aklı kullanıp sorgulayanlara...
✍️Kutlu Kağan (@kaandalkilic) yazdı:
📌TÜRKİYE’NİN YENİ NATO MİSYONU
🗨️NATO 3.0 nasıl şekillenecek soruları kamuoyunda pek ciddiyetle tartışılmasa da biz öngörümüzü söyleyelim. ABD’nin yeni dönemde esas hedefinin Çin’i durdurmak olduğu anlaşılıyor. Bunun için sırtından AB ve İsrail’i atması elzem hale geldi. Kissinger’dan miras triangular diplomasinin gereğini yerine getirmesi de muhtemel; dolayısıyla Çin’e karşı Rusya ve Türkiye gibi bölgesel güçlerle ittifakını güçlendirmek istiyor. Türkiye ve Rusya da AB ve İsrail karşısında ABD’nin bu işbirliği teklifine sıcak yaklaşıyor. Erdoğan-Putin-Trump ittifakı örtük olarak çoktan önümüze geldi; NATO bu konsepte açıktan olmasa da zımni olarak uygun biçimde şekillenmek durumunda kalacaktır. Türkiye bu bağlamda AB ile Rusya arasında öncü bir denge ve tampon vazifesi görecek; NATO’daki önemi bu bağlamda artacaktır. NATO dışında ise ABD-Rusya işbirliğinin en güçlü aracısı ve taşıyıcısı konumuna gelecektir.
Özet olarak, Türkiye bu süreçte NATO 3.0 ile öncü ve taşıyıcı konuma gelecek böylelikle NATO 3.0 konseptinin atlantikçi küreselleşmeci pozisyondan kurtulması için önümüze gelen bu fırsat penceresinde mücadelesini sürdürecektir; yine bu süreçte NATO içinde AB’den birçok taviz koparacak; NATO dışında ise ABD ve Rusya ile çeşitli işbirlikleri ve muhtemel menfaatleri doğrultusunda kendi yolunu yürümeye devam edecektir.
🔗https://t.co/uNbumP09zH
Bir yanda bunlar olurken, öbür yanda ise sözde muhalefetin demagoji peşinde koşmasına tanıklık ediyoruz.
Türkiye'nin yürüdüğü yolun tam tersi istikametinde yol yürümeyi şiar edinmiş bu avarelerden Türkiye'ye hayır gelmeyeceği gibi kendileri de ziyan ve sefalet içerisindedir.
CATSAA yaptırımları kaldırılıyor, F-35 meselesi halloluyor, F-110 motoruyla KAAN için motor sorunu çözülüyor, S-400 anlaşmazlığı da sorun olmaktan çıkıyor.
Türk diplomasisi ve savunma sanayii açısından daha iyi bir gün olamazdı.
Gelenekçi aile terbiyesi, geçmişteki hatalarından ayıklanarak ve geleceğin ihtiyaçları dikkate alınarak yeniden h��kim kılınmalı; bu bir devlet politikası olmalıdır.
Millî olan da dinî olan da budur.