Düşünün. Evinizde huzurla yaşıyorsunuz ve yan daireniz haber vermeden ilaçlama yapıyor ve hayatınızdan sizin için önemli herkesi koparıyorlar. Çok üzüldüm bu abimize. Rabbim sabır versin. İnşallah adalet ihmali olan herkese gerekeni uygular. 🙏🏻
60 yaşının üstünde, kalp hastası bir baba…
Otizmli oğlu Emir toplu taşıma araçlarına binemediği için, onunla birlikte kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Yaşına, hastalığına, yorgunluğuna rağmen evladının bakımını ve hayatın bütün yükünü omuzlamaya devam ediyor.
Bu baba "Şu çocukla bir gün geçirin yeter" derken aslında çok şey anlatıyor.
Çünkü onun nasihate değil, DESTEĞE ihtiyacı var.
Emir'in de babasının da yalnız bırakılmamaya ihtiyacı var.
Bakım veren anne-babalar yaşlanıyor, hastalanıyor, ekonomik olarak tükeniyor. Ama bakım yükü azalmıyor; aksine çocukları büyüdükçe çoğu zaman daha da ağırlaşıyor.
Bir baba kalp hastası haliyle otizmli evladıyla kilometrelerce yürümek zorunda kalıyorsa burada sorgulanması gereken aile değil, onları bu kadar yalnız bırakan sistemdir.
Ve hepimizin ortak sorusu aynı:
BİZ YAŞLANIYORUZ…
BİZDEN SONRA EVLATLARIMIZA NE OLACAK?
Bu ailelerin sadakaya değil; ekonomik, sosyal, ulaşım ve bakım alanlarında gerçek, sürekli ve insan onuruna yakışır devlet desteğine ihtiyacı var.
#Otizm #EngelliHaklarıİçinBirlikte
Size bugün 140 kilo olan engelli çocuğumun ayağını sakatlaması üzerine yaşadıklarımızı anlatmak istiyorum.
Demirkan'la kızımı terapiste götürmüştük. Binadan aşağı inerken ayağı kaydı ve çok kötü bir şekilde yere yığıldı.
İlk anda onu yerden kaldıramadım. Sonra insana nereden geldiğini bilmediği bir güç geliyor ya… Bir şekilde kaldırdım. Ancak sağ ayağının üzerine hiç basamıyordu.
Dışarıdaki bir pastaneye oturduk. Buz istedim, yoktu. Biraz beklersek belki ağrısı geçer diye düşündüm ama geçmedi.
Kızım terapiden çıkınca Demirkan'ı taksiye kadar götürüp hastaneye gitmeye çalışacaktım. Fakat daha yolun karşısına bile zar zor geçirebildim. Çünkü yürüyebilmek için 140 kiloluk bütün ağırlığını bana vermek zorundaydı.
Karşımızda Emniyet vardı. Nöbet tutan bir polis memuru bizi gördü ama önce pek oralı olmadı. Demirkan kendisine seslenince gelip yardım etti ve onu Emniyetin bahçesindeki kamelyaya yatırabildik.
Taksi aramaya gittim. Durakta taksi yoktu.
Artık bu şekilde onu taşımamın mümkün olmadığını anlayınca 112'yi aradım. Ambulans yaklaşık 5 dakika içinde geldi. Demirkan’ı ambulansa bile zar zor bindirdik. Paramedikler bizim ambulansla gelemeyeceğimizi söylediler. Şansımıza bir taksi buldum; kızımla önden acile gidip ambulansı orada karşıladık.
Ambulans geldi.
Demirkan sağ ayağına basamadığı için basamaklardan inemiyordu.
Ve yine yardım eden yoktu.
Sadece "Şuraya bas,Şurayı tut."
deniliyordu.
140 kilo, engelli ve tek ayağının üzerine basamayan bir insan, destek olmadan o basamaklardan nasıl inecek?
Yine ben girdim altına. Yine bütün gücümü topladım. İki basamağı indirip tekerlekli sandalyeye oturttuk.
Bana "Kayıt açtırın" dediler, Demirkan’ı sarı alana götürdüler. Kaydı yaptırıp yanına gittiğimde bu kez polikliniğe muayeneye götürmem söylendi.
Polikliniğin önü ana baba günü…
Bizim sıra 454, ekranda 404 yanıyordu.
Engelli olduğunu söyleyip doktordan rica ettim. Sağ olsun triajdan aldırdı. Muayeneden sonra röntgene gönderildik. Röntgen çekildi, tekrar doktora döndük.
Ayağında çatlak vardı ve alçıya alınması gerekiyordu.
"Hafta içi ortopediye götürün." denildi.
Alçı odasına gittik.
Artık nefes nefeseydim. Demirkan’ı kaldır, indir, sandalyeye oturt, röntgene götür, geri getir…
Oradaki çalışan da ne kadar zorlandığımı gördü.
Bir el uzatmasını bekliyorsunuz ya…
Uzanan bir el olmadı.
Nefes nefese kaldığım için bana söylediği şey ise: "Yüzüme nefesinizi üflemezseniz sevinirim."
Neyse… Bitti, eve gidiyoruz derken benimki durur mu?
"Tost istiyorum" dedi. 😅
Kantine oturduk. Yediler, içtiler. Taksi çağırdım. Eve geldik.
Evin önünde taksiden indik.
Şimdi sıra merdivenlerdeydi…
Demirkan yine bütün ağırlığını bana vererek, tek ayağıyla merdivenleri çıkmaya çalıştı.
Taksici ise oturduğu yerden bizi seyretti.
Yine kaldırdım.Yine taşıdım.Yine çıkardım.
Neyse ki insana evladı söz konusu olduğunda bir yerlerden tarif edemediği bir güç geliyor.
Ama bugün bir kez daha şunu düşündüm: Ben onun annesiyim. Mecbur kalınca o gücü bir şekilde buluyorum.
Peki insanların duyarsızlığına ne demeli?
Karşınızda 140 kiloluk, engelli, ayağının üzerine basamayan bir insan ve onu tek başına taşımaya çalışan bir anne var. Bir kişinin bile kendiliğinden çıkıp
"Hanımefendi, durun. Ben yardım edeyim" demesi gerçekten bu kadar mı zor?
Engelli bireylerin hayatını zorlaştıran yalnızca engelleri değil.
Asıl engel, erişilebilir olmayan sistem, görüp de görmezden gelen gözler ve uzanmayan eller oluyor.
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
Sevgili babam 2 evladının birini doktor, diğerini mühendis olarak yetiştirdiği için merakını gidereyim; hem yaş hem de iş sahibi olduğumuz için biz maaş almıyoruz. Anneciğim alıyor. Ona da hiç sormadım ama tatlı dediğiniz maaş 1 asgari ücret tutarıydı galiba, onun da dörtte biri babam öldüğü için kesiliyor. Anneme ölmüş gazi eşinin maaşı tatlı geliyor mu diye benim sormaya yüreğim yok, sen bir şehit ya da gazi eşine denk gelirsen sor mutlaka. Cevabını aldığın gün utanırsın belki.
Tecavüzcü pedofil Ayhan Şengüler’i unutmadık. Mescitte tecavüz ettiği kızla evlendi, kendi kız çocuğuna tecavüz etti. Karısı “ İntihar ettiğimi duyarsanız inanmayın” dedi. Karısı ve kızı bilinmeyen nedenlerden öldü Devlet bu tecavüzcü pedofili koruyor, dava kapandı deniliyor
“Başıma bişey gelirse, intihar demeyin” demişti Fatma Çelik.
Başına çok şey geldi; 8 yaşındaki kızı istismar edildi, kendi çocukken istismar edildi, failiyle evlendirildi.
Kızıyla birlikte ölü bulundu, olayla ilgili kimse yargılanmadı.
Sesini bile duymadılar. Kimi korumak için?
Kız çocuklarını taciz edip kaçırmak istediği iddia edilen şahıs serbest bırakıldı. (İHA)
Darp edilen vatandaş: "Kız çocukların 'imdat' diye bağırdıklarını duydum. Alıkoymaya çalıştıkları kızı kurtardım.
Dakikalarca darp edildim. Çocukların o halde olmasına vicdanım el vermedi.
Saldırgandan şikayetçi oldum ama serbest kalmış. Mücadelemi sürdüreceğim. "
Cinsel Saldırıdan 12 yıl ceza alan sanık Yusuf Şener, Yargıtay kararıyla tahliye edilince "indirimsiz ha😉" diye video paylaştı. Pişmanlık duymayan bu şahsın serbest kalması sonrası mağdur E.Ö. "Mahkemeyle dalga geçen bu kişi içimizde geziyor,ölmek istemiyorum,sesimi duyun!!!"