Bu saçma yönetmeliğe dava açtık. Özellikle Anaokullarına sınıf öğretmenlerinin idareci olması bir saçmalıktır. Bakanlık bir an önce bu hatadan geri dönmelidir!
@tcmeb@Yusuf__Tekin@Egskomisyon#AnaokulunaAlanGerek
Okul öncesi eğitim; gelişimsel özellikleri, pedagojik yaklaşımı ve uygulama alanı bakımından özel uzmanlık gerektir bir eğitim kademesidir. Bu nedenle yöneticilik görevlendirmelerinde alan yeterliliği ve mesleki liyakat temel ölçüt olmalıdır.@tcmeb@mebtegm#AnaokulunaAlanGerek
Anaokullarında sınıf öğretmenliği branşının normu yok ama sınıf öğretmeni anaokuluna müdür olabiliyor.
Alanda olmayan yetki,liyakat değildir.
Okul öncesi öğretmenleri varken
anaokulu müdürlüğü başka branşa açılamaz. Yöneticilikte
#AlanEsasAlınsın@Yusuf__Tekin@tcmeb@cftcblnt
@gulbenergen Farklı meslek gruplarında olanlar için haber değeri yok da ondan. Bu yolu, bu hayatı "ünlü" olmayı siz seçtiniz. Nasıl ki diğer meslek gruplarının kendi içinde başka handikaplari varsa sizin mesleğiniz de bu. Herseyiniz göz önünde. Bunu en iyi siz biliyor olmalısınız
Ramazan Bayramımız Mübarek Olsun.🍬
Sivas’ta minik öğrenciler, eski bayram geleneklerini yaşadı. Gerçekleştirdikleri ev ziyaretleri ile “Memecimin Giliği” toplayan Kılavuz Kılıçarslan Anaokulu öğrencileri, Millî Eğitim Müdürümüz Fatih Erdoğan’ı da ziyaret ederek bayramlaştı.
👉🏻https://t.co/5Y7gGNi8Xy
@tcmeb@Yusuf__Tekin@mebtegm@ebubekirsavasci@valisimsek@erdogan_fatih66
1990 yılı ve sonrasında doğanların çok iş değiştirdiğine dair bir makale okudum. Bir yerde sebat edemiyorlarmış. Kafaları attığı anda ortam değiştiriyorlarmış. Baskı altında çalışamıyorlarmış falan… Peki niye böyleler, biliyor musunuz? Şöyle açıklayayım;
Bir çocuk sınıfta bir arkadaşıyla tartıştığında velisi anında okula geliyor. Ortalığı birbirine katıyor. Bu çocuk büyüyüp iş yerinde mesai arkadaşıyla sıkıntı yaşayınca kendisi çözemiyor haliyle. Birilerinin gelmesini bekliyor. Kimse gelmeyince de kendisi çekip gidiyor.
Veya öğretmen çocuğa ödevini yapmadı diye bağırıyor. Çocuk bu olayı evde anlatınca babası, “Sana nasıl bağırabilirler ya? Biz bile sesimizi yükseltmiyoruz sana” diye yükseliyor. Ertesi gün okulda tansiyon yükseliyor. Bu çocuk büyüyüp işini düzgün yapmadığı için müdürü tarafından fırçalanınca ve ertesi gün iş yerine onu savunmak için kimse gelmeyince iş değiştiriyor.
Eskiden okulda öğretmenden dayak yediğini söyleyen çocuklar bir posta dayak da evde yerdi. Tamam, bu da savunulacak bir şey değil ama kantarın topuzu çok fena kaçtı. “Özel okula dünya kadar para verdik. Çocuk akşama kadar tahta sıranın üzerinde oturuyor” diye şikayet eden veliler var mesela.
Sonuçta öğretmeni tarafından hafifçe azarlanınca bunalıma giren çocuklar, patron tarafından hafifçe azarlanınca işten çıkıyor işte. Niye şaşırıyoruz ki?
Bir paylaşım görmüştüm. “Cihada gidiyoruz desek servis var mı diye soracak bir nesil yetişiyor” yazıyordu. Bence bu yorum durumu gayet net açıklıyor.
Yıllar önce bir yaz kampı için İngiltere’ye gitmiştik. İlk gün öğrencileri odalarına yerleştirdikten sonra gece on bir gibi odama geçtim. Çok yorgun olduğum için hemen yattım. Yattıktan yaklaşık on dakika sonra yangın alarmı çalmaya başladı. “Kesin yanlış çalıyordur” diye hiç istifimi bozmadım. Kulaklarımı tıkayıp uyumaya çalışırken birden odanın kapısı açıldı ve birisi “Hemen kalkın, çıkıyoruz!” diye bağırdı.
Gözlerimi ovuşturup baktım ve karanlığın içinde sadece parlayan bir çift göz gördüm. Alarm sesiyle birlikte odada peydahlanan siyahi arkadaşa, “Duman kokusu falan yok …” demeye çalıştım ama kolumdan tutup çekince mecburen kalktım.
Yaklaşık beş dakika içinde bütün bina yangın merdivenlerinden bahçeye aktık. Sayımlar yapıldı ve “İçeride kimse kalmadı” anonsu yapıldıktan sonra okulun müdürü bir açıklama yaptık.
“Arkadaşlar, binada yangın yok. Birisi yangın dedektörüne deodorant sıkmış olabilir!”
Müdür konuşurken içimden “Yüzlerce ergene böyle bir açıklama yapılır mı yahu?” diye geçirdim. Resmen tüyo vermişlerdi eğlence isteyen gruba.
Herkes odalarına dağıldı. Ben de gidip yattım. Beş dakika geçmeden yine alarm sesi… “Bu sefer kimse kalkmaz” dedim kendi kendime. Ama bir dakika geçmeden yine odaya daldı bizim siyahi arkadaş.
“Arkadaşım, yangın falan yok! Ben çıkmıyorum bir yere” dedim.
“Hayır, çıkıyoruz” dedi karanlıkta parlayan gözlerin sahibi. Sonra “Acele et!” diye bağırdı. Hatta bağırmadı, çığlık attı.
“Tövbe estağfurullah” deyip kalktım. Yine hep birlikte bahçeye indik. Yine sayımlar yapıldı, binada kimsenin kalmadığından emin olundu. Ve ardından okul müdürü açıklamasını yaptı.
“Arkadaşlar, yine deodorant sıkılmış. Bir daha aynı şey tekrarlanırsa ceza uygulamak zorunda kalacağız.”
Odaya girerken baktım, bizim siyahi tulumbacı yine koridorda heyecanla voltalıyor. Askerde koğuşçuyu kafalama refleksiyle yanaşıp, “Bir daha çalarsa beni kaldırma” diye fısıldadım. Adam bir şey demedi.
Güvenlik nedeniyle kapıları kilitleyemiyordum. Bu yüzden yine alarm çalacak ve odaya dalacaklar diye biraz tedirgindim. Ama bir yandan da “Adamlar aptal değildir herhalde. Bir daha binayı boşaltmazlar” diyordum.
Bu sefer kaç dakika geçti bilmiyorum ama yine odaya siren sesi doldu. Ve bir dakika sonra yine bizimki yatağın yanında karabasan gibi belirdi. Ve bu sefer sinirlerim gerçekten çok gerildi.
“Sakın yaklaşma! Ben bir yere çıkmıyorum” diye bağırdım.
Ama adam dinlemedi. Yatağın yanına gelip önce kollarımdan çekiştirdi. Ben direnince bu sefer alttan tek dalmaya çalıştı. Güçlü kuvvetli de bir adam… Bahçeye beyaz atletli, siyahi arkadaşın kucağında çıkma riskine karşı mecburen yine kalkıp aşağıya indim.
Bizim Türk ekiple bahçede bir araya gelip “Bunlar robot ya! Bir gram kafaları çalışmıyor” diye uykulu gözlerle gevşek bir muhabbet yaptık.
Ertesi gün beni olmayan yangından kurtaran gence, “Sen yangın olmadığını biliyordun. Niye her seferinde odama dalıp beni dışarı kovaladın?” diye sordum.
“Benim görevim yangın çıkınca değil alarm çalınca başlıyor” dedi.
“İyi de gerçekten yangın var mı yok mu diye düşünmüyor musun?” dedim.
“Hayır, öyle bir sorumluluğum” yok dedi adam.
Sonraki günlerde bizim ekipteki arkadaşlarla İngilizlerin inisiyatif alamadıklarını, kuralları hiç sorgulamadan robot gibi yaşadıklarını birbirimize anlatıp eğlendik. “Kontrat toplumu işte hocam” diye sosyolojik analizler yaptık. Türklerin pratik zekasına övgüler yağdırdık.
Bu hadiseden yıllar sonra pratik zekalı, iş bitirici, inisiyatif alabilen ve kuralları sorgulama becerisine sahip insanlarla dolu ülkemizde bir otelde yangın çıktı ve 78 kişi öldü.
Allah rahmet eylesin.
2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı ikinci döneminde gerçekleştirilecek çalışmalar değerlendirme toplantısında ele alındı.
İl eğitim planlama ve değerlendirme toplantısı, Millî Eğitim Müdürümüz @erdogan_fatih66 başkanlığında yapıldı. Müdürlüğümüz A Blok Toplantı Salonunda gerçekleştirilen toplantıya, birim amirlerimiz katılım sağladı. Toplantıda, ilk olarak Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in başkanlığında 81 ilin millî eğitim müdürlerinin katılımı ile 28 Ocak’ta gerçekleştirilen toplantıda gündeme gelen konular ve bu kapsamda yürütülecek çalışmalar ele alındı. Daha sonra 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı ikinci dönem planlamaları masaya yatırıldı.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@valisimsek
📌Millî Eğitim Müdürümüz @necatiyener_ , görevden ayrılışı dolayısıyla düzenlenen programda kurum personelimiz ile vedalaştı. 25 Ağustos 2023 tarihinde başladığı Sivas İl Millî Eğitim Müdürlüğü görevinden bugün itibariyle ayrılacağını belirten Yener; “Sizlerle birlikte ilimize hizmet etmekten büyük mutluluk duydum. Sizler tüm çalışmalarımızın görünmeyen kahramanları, emekçilerisiniz. Her birinize ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Hakkınızı helal edin, Allah’a emanet olun.” dedi.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@valisimsek@avabdullahguler
Değerli Meslektaşlarım
Kıymetli Sivaslılar
25.08.2023'te başladığım Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevimden bugün itibariyle ayrıldım. Bana bu kadim şehre hizmet etmeyi nasip eden Rabbime hamd ediyor,sizlere selam ve sevgilerimi sunuyorum
@Yusuf__Tekin @avabdullahguler
📌2024 yılında neler yaptık.
2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı ile birlikte ikinci mesleki eğitim merkezi olarak hizmete giren Sivas Mesleki Eğitim Merkezi, mesleki bilgi ve becerilerle donanmış bireyler yetiştirirken ilimizin nitelikli işgücüne önemli katkılar sağlıyor.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@valisimsek@avabdullahguler@necatiyener_