Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’nde dışarıdan getirilen 4 muzlu süt, işletmeden satın alınmadığı hâlde adisyona eklendi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’ne Amerika’dan gelen misafirlerimle birlikte gittik. Toplam 5 yetişkin ve 5 çocuktan oluşan iki aileydik.
Yanımızdaki 2 ve 3,5 yaşındaki iki çocuğun ellerinde, Avrupa Yakası’ndan yaklaşık 1 saat önce satın aldığımız ve büyük ölçüde tüketilmiş iki adet muzlu süt bulunuyordu.
Bir süre sonra işletme çalışanları masamıza gelerek dışarıdan içecek getirmenin yasak olduğunu ve çocukların ellerindeki sütlerin kaldırılması gerektiğini söylediler.
Çocukların elinden sütlerini almanın doğru olmayacağını belirterek, işletmenin ticari gelirine zarar vermemek adına çocuklar da dâhil olmak üzere masadaki herkes için birer içecek sipariş edeceğimizi ve ücretini ödeyeceğimizi söyledik.
Nitekim işletmeden toplam 9 adet içecek ve çeşitli atıştırmalıklar sipariş ettik.
Buna rağmen işletme sorumlusu masamıza gelerek, ‘Bu sütleri kaldırın ya da masanıza iki adet sütü adisyona ekleyeceğim.’ dedi.
Ben de bebek arabasında diğer çocuklar için duran aynı sütten iki adet daha olduğunu söyleyerek, uygulamanın mantıksızlığını ifade etmek amacıyla ‘O hâlde onları da yazın.’ dedim.
Yaklaşık 20-30 dakika sonra hesabı istediğimizde, işletmeden satın almadığımız hâlde çocukların yanında bulunan toplam 4 adet muzlu sütün adisyona eklendiğini gördük.
Bunun nedenini sorduğumda işletme sorumlusu, bunun işletmenin kuralı olduğunu ve dışarıdan yiyecek veya içecekle girişe izin verilmediğini söyledi.
Bunların 2 ve 3,5 yaşındaki çocuklara ait olduğunu söylediğimde ise, ‘Çocuk dedikleriniz 3-5 yaşında, büyük sayılırlar. Çocuk da olsa elinde bir şeyle işletmeye giremez.’ cevabını verdi.
Bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunu düşündüğümü ve durumu CİMER ile Ticaret Bakanlığı’na bildireceğimi söylemem üzerine tavrı değişti.
Bu kez, ‘Aslında içmediğiniz şeyleri yazmayacaktık. Ama bebek arabasında da iki tane daha süt var, onları da yazın diyen sizdiniz. Biz de sizin isteğiniz üzerine yazdık.’ dedi.
Oysa sütleri adisyona ekleme fikrini ilk olarak işletme tarafı ortaya atmış ve bunu bize bir seçenek olarak sunmuştu.
İşletmeden ayrıldıktan sonra çevredeki bazı esnaflarla görüştüğümüzde, benzer durumların daha önce de yaşandığını söylediler.
İşletmede yaklaşık 30 dakika kaldık. Ödediğimiz adisyon ile çocukların ellerinde bulunan sütlere ait fotoğraflar da elimizde mevcut.
Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’nde gerekli denetimlerin yapılmasını, işletmeden satın alınmayan ve özellikle küçük çocukların yanında bulunan ürünlerin adisyona ücretli olarak eklenmesi uygulamasının incelenmesini ve yaşanan durumla ilgili açıklama yapılmasını talep ediyorum.”
Abimin arabasını ilana koymuştuk. Uzun süredir satılmıyordu. Geçen gün bir tane müşteri (dolandırıcı) aramış ve görüşme şöyle ilerlemiş.
-Merhaba abi. Son fiyat nedir?
+Son fiyat şudur.
-Araç başında pazarlık olmaz mı?
+Budur son fiyat.
-Peki abi arabanın şurası şöyle burası böyle mi?
+Evet.
-Anlattığından farklı bir şey çıkarsa pazarlık olur mu?
+Çıkarsa olur da zaten tüm detayları yazdım. Anlattığım gibi.
-Tamam abi döneceğim 5 dk’ya.
5 dk sonra arıyor.
-Abi ben gelmeye karar verdim. Hanıma söyledim. O da çok sevindi. Hem oraya gelip aracı alırız hem de o bölgede 1-2 gün tatil yaparız.
+Tamam.
-Yalnız abi şöyle bir durum var. Ben sağlık personeliyim. Şu bölümde çalışıyorum. Benim izin alabilmem için oraya araba almak için geldiğimi kanıtlamam lazım. Sana ben kapora göndereyim. Onu kanıt olarak sunarım.
+Tamam.
-Abi noterden göndermem lazım kaporayı ki neden gönderdiğim belli olsun.
+Tamam. Geç notere. Beni ara.
Bir müddet sonra dolandırıcı yeniden arıyor.
-Abi ben geldim notere. Sen bana ibanını söyle. Ben gireyim numarayı. Notere vereyim telefonu. Sen de numara gireceksin. Noter sana tarif etsin.
Telefonu yanındaki kişiye veriyor.
-Merhaba. Siz de telefonunuzdan şuraya şuraya girin.
+Girdim.
-Ödeme kısmına 30 bin yazın.
+Ben niye yazıyorum ödeme kısmına?
-Abi ikinizde de aynı rakam yazmalı ödemenin gerçekleşmesi için. İkinizin de parası önce havuza gidiyor. Sonra sistem onaylıyor ve tüm para satıcıya gidiyor.
+Ben bilmiyordum bu mevzuyu. Telefonu kapatıp bir tanıdığa sorayım.
Abim bayağıdır araba alıp satmadığı için durumu bilmiyor ama işkillenip telefonu kapatıyor ve bir noter tanıdığa soruyor. İşin dolandırıcılık yöntemi olduğu anlaşılıyor. Yeniden arıyor dolandırıcıları. Ama telefon açılmıyor.
Bu dolandırıcının whatsapp profil fotoğrafında da çocuklu bir aile fotoğrafı (muhtemelen güvenilirlik kazanmak için) varmış.
Böyle bir mevzuya denk gelirseniz dikkat edersiniz.
Beğenirseniz veya paylaşırsanız daha çok kişinin önüne düşer ve belki birkaç kişiyi dolandırılmaktan kurtarırız.
Bir süre önce 27 yaşında bir genç kız geldi kliniğe. Göğsünde bir kitle hissettiğini söylüyordu. Muayene ederken içime hiç sinmedi; kitle biraz endişe vericiydi, düzensiz ve dallanmış görünüyordu. Tabii ki akla ilk gelen yüksek ihtimalle kanser odağıydı.
Önemli olan şu ki, muayene sırasında otururken bana dedi ki: “Midem çok rahatsız, çünkü çok fazla ağrı kesici kullanıyorum.”
“Niçin bu kadar çok ağrı kesici kullanıyorsun?” diye sordum.
“Bir aydır sırtım çok fena ağrıyor” dedi.
O an şüphelerim daha da arttı. Hemen gerekli tetkikleri yaptırmaya gönderdim.
Sonuç: Kendisinde kanser çıktı.
Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
📢 Toplumda kaybolan bir eşyayı ya da parayı sahibine teslim eden vatandaşlarımız haklı olarak günlerce konuşulup resmi makamlarca ödüllendirilirken; Artvin Borçka'da azgın sulara tereddüt etmeden atlayıp 11 yaşındaki bir evladımızın hayatını kurtaran Kemal Ateş’in bu devasa kahramanlığının sessizlikle geçiştirilmesi düşündürücüdür.
▪️Kendi canını hiçe sayarak bir insanı hayata bağlayan bu üstün cesaretin, büyük bir takdiri hak ettiği ortadadır.
▪️Bu doğrultuda kamuoyu adına sormak isteriz: Artvin Valiliği'nin, bu fedakarlık abidesi vatandaşımızı onurlandırmak ve hak ettiği ödülü takdim etmek adına bir çalışması var mıdır, yoksa bu büyük kahramanlık da unutulmaya mı terk edilecektir?
▪️Bu haklı ve sitemkar çağrımızın ilgili makamlara ulaşması adına tüm takipçilerimizi gönderiyi RT yaparak ve bu gönderi altına Artvin Valiliğini etiketleyerek destek olmaya davet ediyoruz.
📢 Artvin’in Borçka ilçesinde dereye düşerek akıntıya kapılan 11 yaşındaki çocuğun hayatını kurtaran Kemal Ateş:
▪️Kızımı kursa bırakmıştım. Mahalleden geçerken insanların koştuğunu ve ambulans seslerini duyunca hemen durdum.
▪️Bir çocuğun dereye düştüğünü söylediler. Hemen köprünün alt tarafına yöneldim ama göremedim. Sonra karşı tarafa geçince yüzüstü yatan çocuğu fark ettim.
▪️Derenin derin olmadığını varsaymıştım. En fazla ayağımız kırılırdı. Çok da düşünemiyorsun o an ve atlıyorsun. Yüzüstü yatan bir çocuk vardı. Başka türlü oraya inemezdik, zamanımız da yoktu. İnsanın bir şey düşünmeye vakti olmuyor.
▪️Yapılması gereken belliydi, hiç düşünmeden suya girdik. İlk yardım müdahalesine başladık.
▪️Sağlık ekiplerinin yönlendirmesi çok faydalı oldu. Suni teneffüsten sonra tepki vermesi hepimize umut oldu.
ÇOK ÖNEMLİ‼️
GÖREN HERKESTEN PAYLAŞMASINI RİCA EDİYORUM‼️
Sizlere ailecek yaşadığımız bir mağduriyetten bahsetmek istiyorum. sonuna kadar okumanızı ve diğer insanlarla paylaşmanızı rica ediyorum. Zaten devam eden hukuki bir sürecimiz var ama çok yıprandık hem maddi hem manevi zarar gördük. Daha fazla susmak istemiyorum. Bunu insanların duymasını istiyorum.
2020 senesinde Bursa’da yaşadığımız evi eşyalı bir şekilde üç senelik sözleşmeyle kiraya verdik. Kiraya verirken kardeşimin üniversitesi bittiğinde eve kesinlikle döneceğimizi belirttik. Onlar da aynı semtte başka bir evi olduğunu, ancak yakın zamanda kızlarını evlendirecekleri için daha yeni bir yapı olan bizim konutumuzda merasimlerini yapmak istediklerini, üç yıl sonra zaten çıkacaklarını söylediler. Sözleşmeye evi eşyalı olarak verdiğimizi yazdık. Sözleşme bitimine yakın evden çıkmasını beklediğimiz kiracılarımız evden eşyalarımızı çıkarıp yeni eşyalar almak istediklerini söylediler. Annem kabul etmediğini belirtti. Ancak bizden habersiz ve onaysız şekilde eşyalarımızı bodruma indirdiler . Bunun üzerine ev sahibi olarak muhatap alınmayan annem hakkını hukuki olarak aramaya karar verdi. Ancak en az 13 yıl daha oturacaklarını ve bunun hukuki olduğunu söylediler. Bu hukuksuz ve sözleşme ahlakına uymayan tavrı bize gösteren, yazışmalarını da davaya sunduğumuz kişi, @BursaBarosu kayıtlı Bursa Çetinkaya Hukuk Barosu’nun @CetinkayaHB Ortağı olan Av. O. B. ‘dır.
Devletin belirlediği kanuni kira artışına uymayarak hem evin beşte biri değerinde (6 bin küsur ₺) kira vermekte hem de kendimiz oturacağımızı belirtmemize, ihtiyacımız olduğunu söylememize rağmen evden çıkmamakta ısrar etmektedirler.
Maddi manevi zararımımızın en yakın zamanda giderilmesini, sahibi olduğumuz evde oturma hakkımızı geri kazanmayı istiyoruz. Annem ve kardeşim senelerdir bu insanların çıkmasını bekledikleri için bir düzen kuramıyorlar. Adaletin artık ivedilikle tesis edilmesini istiyoruz. Yetkililere sesleniyoruz!
@adalet_bakanlik@abakingurlek@barolar
Dün Gebze'de okul çıkışı kaybolmuştur iki gündür aranıyor lütfen herkes RT yapsın paylaşım gören olursa alttaki numra yada polis arasin Gebze belediye arama katıldı lütfen destek verelim arkadaşlar aille perişan halde heryerde aranıyor destek ‼️‼️
Sakarya Pamukova’da okulun 4. katından düşerek yaşamını yitiren 13 yaşındaki Irmak Cüce’nin ailesi, olayın kaza değil ihmal sonucu yaşandığını öne sürdü:
"Kızımız olaydan bir gün önce okulda zorbalığa uğrayıp eve çamur içinde geldi.
Ertesi gün Rehber Öğretmen, kızımızın yanına bizzat o zorba öğrenciyi dersten çağırması için gönderdi.
Husumetli iki çocuğu o koridorda kimsesiz bıraktı. Bu pedagojik bir cinayettir!
Kızımız, göz göre göre ölüme terk edilmiş.
Daha da korkuncu olay sonrası yaşananlar! Okul Müdürü, kızımızın çantasını ve montunu günlerce sakladı, polise "teslim ettik" diye bize yalan söyledi.
Neyi gizliyorsunuz? Kimi koruyorsunuz?"
Sıfır km araç nasıl bu halde olur?
Sıfır Opel Corsa alan bir vatandaş, aracı teslim aldıktan yalnızca 2 saat sonra başına gelen sorunlar için böyle isyan etti:
''İstanbul Sarıyer’deki Opel Asal bayisinden sıfır kilometre Opel Corsa 1.2 Edition araç satın aldım. Aracı teslim aldıktan sadece yaklaşık 2 saat sonra araç beyaz duman atmaya başladı ve motordan anormal sesler gelmeye başladı. Toplamda yalnızca 45 km yol yapmışken bu sorun ortaya çıktı.
Opel müşteri hizmetleri ile görüştüğümde çekici yönlendirildi ve araç tekrar Opel Asal bayisine götürüldü. İnceleme sonucunda araçta motor değişmesi gerektiği söylendi ancak ben sıfır aldığım bir aracın daha ilk kullanımda motorunun değişmesini kesinlikle kabul etmiyorum. Buna rağmen yaklaşık üç haftadır ortada net bir muhatap bulamıyorum, süreçle ilgili tatmin edici bir açıklama ve çözüm sunulmuyor, sadece motor değişimi dayatılıyor.
Ben, sıfır kilometre diye aldığım aracın bu durumda olmasını ve motor değişimi ile çözülmeye çalışılmasını kesinlikle kabul etmiyorum. Talebim, yaptığım ödemenin iadesiyle birlikte sözleşmenin iptal edilmesi ve bu ayıplı aracın tamamen geri alınmasıdır. Yaşadığım bu süreç nedeniyle Opel Asal tercih ettiğim için büyük bir pişmanlık yaşıyorum ve gerekli çözüm üretilmezse hukuki yollara başvuracağımı belirtmek istiyorum.''
Kızını silahla vuran damadını öldüren kayınvalide, nefsi müdafaa kapsamında serbest bırakıldıktan sonra mahallede alkışlarla karşılandı.https://t.co/xrv0VSiyz3
TAKİPÇİMİZDEN
- İstanbul Çekmeköy’de bulunan Koçlar adlı restoranda kahvaltı tabağı sipariş ettik.
- Menüde/görselde çayın sınırsız olduğu belirtilmesine rağmen, içtiğimiz çaylar ayrıca adisyona yansıtıldı.
- Durumu sorduğumuzda ise bunun yalnızca serpme kahvaltı için geçerli olduğu ifade edildi.
- Fakat görselde kahvaltı tabağı ve sınırsız çay yazıyor.
- Halkı yanıltarak para kazanıyorlar. Bunların denetlenmesi gerekir.
📢 Bir ilan sitesinde “4 parça lokal boya var” denilerek Trabzon’dan İstanbul’a beğendiği aracı almaya giden vatandaş, karşılaştıkları karşısında şok oldu.
🔺Trabzon’dan İstanbul Pendik’e bu aracı almak için geldim; ilanda “4 parça lokal boya var” deniyordu ancak net bilgi verilmedi.
🔺En fazla 1–2 parça daha boya çıkar düşüncesiyle yola çıktım; ayrıca “motoruna ve şanzımanına kefilim” denildi.
🔺Aracı incelediğimde tavanında göçük i��lemi yapıldığı, bagaj hariç neredeyse komple boyalı olduğu ortaya çıktı.
🔺Bununla da kalmayıp şanzımanda sorun olduğu ve volanttan ciddi ses geldiği tespit edildi.
🔺Tüm bu problemlere rağmen satıcılar hiçbir şekilde sorumluluk almadı, ekspertiz ve yol masraflarımı karşılamadı.
🔺Araç hâlâ ilanda, bilginiz olsun.