“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim."
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk🇹🇷❤️♾️
İZLANDA: SAF İSKİT-TÜRK GEN VE KÜLTÜR HAVUZU
Kuzey Atlantik’in ortasında yer alan İzlanda, coğrafi izolasyonu sayesinde bin yıl boyunca dış dünyadan nereden baksanız tamamen soyutlanmıştır. Bu durum, İzlanda’yı sıradan bir ada ülkesi olmaktan çıkarıp, Avrupa’nın en batısında bozulmadan kalan en saf Ön Türk ve İskit (Saka) genetik-kültürel laboratuvarı haline getirmiştir.
İzlanda Üniversitesi ve deCODE Genetics tarafından yapılan geniş çaplı DNA analizlerinde ortaya çıkan "%50 İskandinav Vikingi ve %50 Kelt" nüfus dengesi, aslında Avrasya bozkırlarında doğan İskit-Türk İmparatorluğu'nun iki büyük kolunun İzlanda adasında kusursuz bir matematiksel oranla birleşmesidir.
1. İZLANDA DNA'SININ GENETİK DENKLEMİ VE İSKİT BAĞI
İzlanda halkının gen haritası, tarih boyunca başka hiçbir ulusla karışmadığı için antik Avrasya göçlerinin kodlarını en net veren dünyadaki tek nüfustur.
Baba Soyu (Y-DNA): Kuzey İskitleri (Vikingler)
İzlanda adasını M.S. 874 yılında keşfederek yerleşen Viking erkeklerinin DNA’sında yüksek oranda bulunan R1a ve Q haplogrupları, doğrudan Güney Sibirya, Altay ve Karadeniz'in kuzeyindeki İskit-Türk kurgan iskeletleriyle eşleşmektedir. İzlanda kaynaklarında bu kurucu babaların lideri olan Kral Odin’in, İskit sınırındaki "Turkland" (Türk yurdu) topraklarından göç ettiği açıkça yazılıdır.
Anne Soyu (mtDNA): Batı İskitleri (Keltler)
İzlandalı erkeklerin adaya yerleşirken Britanya Adaları’ndan getirdikleri Kelt kadınlarının gen havuzu, ezici çoğunlukla R1b koduna sahiptir. Max Planck Enstitüsü ve modern antik DNA (aDNA) araştırmaları, R1b geninin Avrupalı olmadığını; atı ilk evcilleştiren ve demiri işleyerek Avrupa'ya yayılan Yamna ve İskit (Saka) göçebelerine ait saf bir Ön Türk geni olduğunu kanıtlamıştır.
2. İZLANDA EL YAZMALARINDAKİ RESMİ TÜRK İTİRAFI
İzlanda, Avrupa’da kendi tarihini ve mitolojisini en erken dönemde yazıya geçiren tek ülkedir. İzlanda ulusunun en değerli kültür varlığı olan el yazmaları, bu kökeni mitolojiyle değil, doğrudan gerçek tarihle açıklar.
Heimskringla (Ynglinga Saga):
İzlandalı ünlü devlet adamı Snorri Sturluson, 13. yüzyılda kaleme aldığı bu İzlanda kurucu belgesinde, adanın kültür mimarı olan Odin’i net olarak tanımlar: "Büyük İsveç'in (Avrasya bozkırlarının) güneyinde, Türklerin ülkesi (Turkland) uzanırdı. Buranın hükümdarı Odin adında büyük bir liderdi. Odin, kuzeyde kendi soyunun büyüyeceğini görerek halkını topladı ve Turkland'den yola çıkıp kuzey ülkelerine (İskandinavya'ya) yerleşti."
Prose Edda (İzlanda Mitolojisi Sözlüğü):
Bu eserin giriş kısmında da İzlandalıların ataları olan Tanrılar topluluğu "Aesir" kelimesinin etimolojik kökeninin "Asya'dan gelenler / Asyalılar" olduğu ve bu insanların Truva ve Türk coğrafyasından yürüyerek kuzeye ulaştığı açıkça ilan edilir.
İZLANDA COĞRAFYASINDA YAŞAYAN İSKİT-TÜRK KÜLTÜRÜ
İzlanda, bin yıl boyunca dış dünyadan tamamen soyutlandığı için Orta Asya bozkırlarından taşınan İskit-Türk mirasını günümüze kadar en saf haliyle ulaştırmıştır. Ada kültürünün temelini oluşturan Viking ve Kelt unsurlarının, Orta Asya İskit Türkleri ile olan somut ve anlaşılır ortaklıkları şu şekildedir:
Ortak Genetik Yapı (DNA Haritası):
Orta Asya İskit Türkleri: Bozkır coğrafyasında yapılan kurgan kazılarında iskeletlerden alınan antik DNA'larda en çok R1a, R1b ve Q gen grupları tespit edilmiştir.
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: İzlanda halkının DNA analizlerinde, Keltlerden gelen R1b geni ile Vikinglerden gelen R1a ve Q genleri baskındır. Genetik kodlar doğrudan Orta Asya'yı işaret eder.
Yazı Sistemi ve Harfler (Runik Alfabe):
Orta Asya İskit Türkleri: Göktürklerin ve İskitlerin kaya resimlerine kazıdığı, çizgilerden oluşan ve "Tamga" (Damga) adı verilen Orhun Runik Alfabesi.
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: İzlanda'daki tarihi dikilitaşlarda ve tılsımlarda kullanılan, düz çizgilerden oluşan Futhark Runik Alfabesi. Harflerin şekilleri ve mantığı Türk tamgalarıyla birebir aynıdır.
Mezar Mimarisi ve İnançlar (Kurgan Kültürü):
İBLİS her Türkçü kavramın içini boşaltırken,Türkçü literatürü sulandırırken kadim Türk dünyasının bu baş düşmanına “dur” diyecek “ fikir namusuna sahip”bir BİLGE KİŞİ dahi kalmadı mı bu koca ülkede????
T.B.M.M’nin 14 Ekim 1922’de çıkardığı özel bir kanunla ilk “Milli Şehit” ilan ettiği eski Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in hazin hayat hikayesi bizler için ibret vesilesidir.
Hafızalarımızdaki yerini muhafaza etmek için yazıyla anmak artık bir gelenek olduğu gibi vefat tarihi olan 10.Nisan'da her yıl bir avuç hamiyetperver insan tarafından da Kadıköy Kuşdili çayırındaki kabri başında törenle anılmaktadır. Kemal Bey Birinci Dünya Savaşının zor şartlarında Boğazlıyan Kaymakamlığı ve Yozgat Mutasarrıf vekilliği yapmıştır. Mütareke döneminde , Ermeni tehcirinde yaşananlar için kurban arayışına girildiği sırada adeta bulunan bir günah keçisi olmuştur. İşgal güçleri tarafından “Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak kullanarak ölümlere sebep olduğu iftira ve iddiasına istinaden idamla yargılanmıştır. İşgal şartlarında İngiliz Komiserliğinin ve Rum-Ermeni şubesinin temin ettiği Ermeni komitecilerden bir çok yalancı şahit çıkararak , hiç bir vicdanın , aklın ve mantığın kabul etmediği yüzkarası bir yargılama yapılmıştır. Nasıl bir yargıysa…
Yalancı şahitlerin de ifadeleriyle, Kürt Nemrut Mustafa Paşa divanı tarafından mahkemenin seyri esnasında haksız yere suçlanarak idama mahkûm edilmesi insanlık tarihinin utançla anacağı bir ibret vesilesidir. Mahkemenin ilk başkanı Hayret Paşa baskılar nedeniyle istifa etmiştir. Yerine Nemrut lakabıyla tanınan Kürt Mustafa paşa getirilmiştir. Süreci ve sonuçlarıyla ibretlik bir hukuk skandalı olan yargı süreci sonradan başkanının adıyla “Kürt/Nemrut Mustafa paşa Divanı olarak anılacaktır. Yabancı ülke temsilcilerinin aşırı baskısına rağmen Padişah idam kararını imzalamaz. “İş intikam ve bilahare mukatele şeklini alabilir” diye fetva-yı şerif ister . Şeyhülislam Mustafa Sabri’nin verdiği fetva ile 10 Nisan 1919’da hüküm icra edilir.
O zamanlar işgal kuvvetlerinin elçileri veya komutanları Sömürge Valisi edasıyla talimat yağdırıp işlerine geldiği gibi Türk Milletinin aleyhine her istediklerini yaptırıyorlar ve kararlar aldırıyorlar asıp kesiyorlardı.
Yabancıların baskısı sonucu Kaymakam Kemal Bey’in şahsında bir devir ve devrin temel düşünce sistemi ile birlikte Türklük ve ulusal egemenlik şuuru yargılanıp mahkum edilmiştir. Hem de kendi öz vatanında ve kendi yargı organları tarafından.
Rahmetli idam sepasında halka hitaben “Allah vatan ve milletimize zeval vermesin.... Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun adalet , yaşasın millet” diye seslenişi olayı açıklamaya yeterlidir herhalde.
Kemal Bey’in üzerinde çıkan vasiyeti tarihe bir belge olarak kalacaktır. “Merhum sevgili oğlum Adnan’ın medfun bulunduğu Kadıköy Kuşdilli Çayır’ndaki kabristanda yavrumun yanına gömülmemi diliyorum. Teyzem ve kardeşim Kadıköy’ünde sakindirler. Teyzemin adresi Mühürdar Caddesinde 67 numaralı hanedir. Adı İsmet Hanım’dır. Defin masrafı teyzeme tevdi buyurulmalıdır. Kabir taşım, hamiyetli Türk ve Müslüman kardeşim tarafından dikilmeli ve üstüne şöyle yazılmalıdır: Millet ve Memleket uğruna şehit olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal’in ruhuna fatiha. Perişan zevcem Hatice’ye, yavrularım Müzehher ve Müşerref’e muavenet edilmesini, yavrularımın tahsil ve terbiyesine ihtimam buyurulmasını vatandaşlarımdan beklerim.
Babam, Karamürsel Aşar Memur-u Sabıkı Arif Bey de acizdir. Kardeşim Münir de kimsesizdir. Bunlara da muavenet olunursa, memnun olurum. Türk Milleti ebediyyen yaşayacak, Müslümanlık asla zeval bulmayacaktır. Allah, millet ve memlekete zeval vermesin. Fertler ölür, millet yaşar. İnşaallah Türk Milleti ebediyete kadar yaşayacaktır.”
(30 Mart 1335 Boğazlıyan Kaymakam - Sabıkı Kemal)