Tanıdığım acayip bir diktatör var. Bırak seçim yapmayı ülkesinde kendi partisinden başka parti kurulmasına dahi müsaade etmemiş, muhaliflerini astırmış, istediği kıyafeti giymediği için bir şehri denizden bombardıman ile tehdit etmiş, kendi vatandaşlarının üzerine savaş uçakları ile ölüm yağdırmış. Dakikada 20 kere mezhebini söyleyip kendine koruma kalkanı oluşturmaya çalışan bu arkadaş gerçekten cesursa bu kişi hakkında da şaka yapmayı deneyebilir.
Deniz Göktaş, YouTube'da yayınladığı yeni stand-up gösterisinde, Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili de espriler yaptı:
"Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim. Ben Recep Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmedim. Hayatımda bir dakika bile. Ama..."
Bugün bi arkadaşının 3 yaşındaki oğlunun cenazesine katıldım. Belki teselli olur diye gittim ama kendimi bile teselli edemedim.
Zor imtihan, Allah yardımcısı olsun
O kadar doğru tespitler ve yaklaşım ki..
Elektrikli araçlara rağbeti artırmak lazım ki en büyük cari açığı enerji ithalatı olan bi ülke için.
Bu kardeşi de ayrıca tebrik ediyorum. Sektörün iç ve dış yapısına çok hakim ve analizleri çok sağlam.
Hocam yine güzel tespitte bulunmuşsunuz ( yalnız bi şey eksik). Sosyal medyada artık bu kadar uzun yazılıp da okuduğum bi kaç kişiden birisiniz. Kaleminize sağlık
Otuzlu Yaşlar Krizine Dair Benim Tespitim Nedir?
Genelgeçer bir şey söylemek doğru olmaz ama benim akranlarım arasında durum genellikle şudur: Hayat yolculuğuna çıkılır; okuldu, iş hayatıydı, evlilikti, anne baba olmaktı, çocuğun dişiydi, yürümesiydi, konuşmasıydı, hadi bir de ikinci çocuğunki derken yukarı yönlü devam eden heyecan ve mutluluk trendi otuzlu yaşlar itibarıyla durağanlaşır. Beyin yeni heyecanlar aramaya başlar. Bulursa ne âlâ; bulamazsa sorgulamalar ve kriz sürecine girilir.
Kadınlar Cephesinde İki Durum Öne Çıkar:
1) 18-20’li yaşlarda evlenilmiş, yukarıdaki süreç yaşanmış ve sorgulama dönemine girilmiştir. “Ne vardı da erkenden evlendim! Aslında ben çok büyük işler yapabilir, kariyer sahibi olabilir, şöyle paralar kazanabilirdim” düşünceleri yoğunlaşır ve sorumlu aranır: “Babam okutmadı, kocam şöyle yaptı.” Bu yaklaşım bazı evliliklerde ciddi gerilimlere ve hatta boşanma süreçlerine zemin hazırlayabilmektedir. Kimisi bu krizin altında kalır, kimisi sosyalleşerek, farklı heyecan ve uğraş arayışlarına girerek süreci atlatır.
2) Evlenmeyip okur; iş, meslek, kariyer sahibi olur. Kendi müstakil hayatını kurar, kendi parasını kazanmanın, dilediğince harcamanın, istediği yere gitmenin hazzını sonuna kadar yaşar. Ardından otuzlu yaşlar itibarıyla sorgulama sürecine girilir: “Keşke ben de vakitlice evlenip çoluk çocuk sahibi olsaydım, okudum da ne oldu? En güzel yıllarım yalnız geçiyor.”
Bir ara form olarak her ikisini de yapan kadınlar var ki onlar da hem iş hayatının hem aile hayatının ağırlığı altında sorgulamaya çok fırsat bulamasalar da çok yorulduklarını ve bu kadar yükü neden taşıdıklarını düşünmektedirler. Ya da her ikisini de eksik yapmanın rahatsızlığını duyarlar.
Erkeklerde de Farklı İki Yaklaşım Öne Çıkmaktadır:
1) Erkeklerde sorgulama çoğu zaman evlilikten ziyade kaçırılmış fırsatlar, monotonlaşan hayat ve yeni heyecan arayışları etrafında şekillenir. Artık ava, balığa, spora/halı sahaya, doğaya ve köye merak sarmışlardır.
2) Bu şekilde bir çıkış bulamayanlarda ise eski şarkıları dinleme, eski filmleri izleme ve eskiye özlem duyma durumları görülür. Müflis tüccar gibi eski defterleri karıştırır, maziyi zihinlerinde yaşamaya başlarlar. Pek çokları mazideki birine yeniden takıntı duyar; duymasa da eşi tarafından öyle algılanır. Oysaki bunun bir hakikati yoktur. “Onunla evli olmayı istemezdim ama yine de onu düşünüyorum!” Aslında onun bir önemi yok, o sadece mazideki heyecanlı günleri zihinde canlandıran bir figür. Soba gibi. Kimse reelde sobayı kombiye tercih etmez ama soba çocukluğumuzun en güzel günlerini zihnimizde canlandırdığı için sobada keramet var zannedilir.
Bu durumun farkında olmak, otuzlu yaşlara hazırlanmak ve süreci atlatmak için çok büyük bir avantaj! En azından sorumlu aramaktan ve hayatımızdaki insanlara sarmaktan bizi kurtarıp yeni heyecanlar ve uğraşlar aramaya yönlendirir. Nitekim yapılması gereken de budur. Bu sebeple karı kocalar birbirine yardımcı olmalı; yeni heyecan ve uğraş arayışlarını makul karşılamalı, birbirini sosyalleşmeye teşvik etmelidir. Aksi halde birbirlerini anlamsız saplantıların kucağına atmış olurlar.
Son olarak şunun da altını çizeyim ki bu yaşlar bedensel hareketlilik ve zihinsel durgunluk arar. Bu sebeple zihin için tasavvufa, beden için spora yönelmenizi tavsiye ederim. Umarım aslında normal olduğunuzu fark edip iyi hissetmenize yardımcı olmuşumdur.
Selametle...
Asıl Hayrettin Tokadî cami yakında inşaatı tamamlanacak. Muhteşem bi tasarım ve uygulama olmuş, @barakamimarlik emeğinize sağlık.
Bu mescid geçici olarak yapılmı��, sonrasında kütüphane olacak, yanılmıyorsam.
Bi arkadaşımın ananesi tam 35 yıldır hiç aksatmadan -hastanede bizzat şahit oldum- gece 2-3 gibi teheccüde kalkıp dört saat şeyhinden aldığı evrad ezkarını, kuranını okuyup öyle yatıyor.
Bu nasıl bi ihlas ve iradedir aman Ya Rabbi!
Yüzü zikirden bildiğin ampül gibi parlıyor…