:::::.....
Allah'ım
Bizi kendine yakınlaştırarak,dinimizi imanımızı
Ve bedenlerimizi kuvvetlendir
Bütün hâl ve hareketlerimizde sana karşı
Hüsn-ü edeble hareket etmeyi bize nasip eyle
Bizleri Rahmetinle kuşat ve istikametimizi
İslâm üzere sabit kıl
Amin Ya Rabb'el Âlemin 🤲
İnsan nasıl sevilir oğlum, nasıl sevilir?
Parasıyla puluyla sevilmez insan.
Şânıyla, şerefiyle, yazdığı kitaplarla, öyle söylediği sözlerle de sevilmez.
İnsan efâliyle, amelleriyle sevilir.
Sâmiha Ayverdi
Gece yoluma çıktı, durup baktım,
Karanlıkta renklerine rastladım.
Yürürken yola çıkan gizli bahçeler…
Meğer yoluma yıldızlar saçmışlar.
#geceye#iyigeceler 🌼🌟
Ya İlâhî🤲
Cuma akşamı hürmetine; bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz tüm günahlarımızı affeyle
Günahlarımızla aramıza, maşrik ile mağrib kadar mesafe koy
Kalplerimizi rahmetinle temizle bizleri affına layık eyle
Âmin
#cumaakşamınızmubarekolsun #HayırlıCumalar
Selam ve dua ile
"Gel ey mağrûr olan bu fâni dâra
Sakın kılur senün yüzüni kara
Unutma dâima mevti ana dur
Ki âhir varasın sen ol diyâra
Ulu sultânları tahtdan yıkar ol
Aça gözüni sen de hey bi-çâre
Birer birer kamu akrânın aldı
Ki nevbet sana erdi uş ne çare"
//Nimetullâh Efendi//
Bir kusurum var severken veya affettikten sonra mesafeyi yine kaçırıyorum fazla samimi oluyorum veya belki düzelir diyorum sonra olay başa dönüyor kalbimi kırıyorlar kaseti eskiye sarıyorum bakıyorum, ulan sen hiç mi aklıllanmıyorsun diyorum kendime.
Mesafe dersi almam lazım.
İnsanoğlunun kalbini görebilseydik her kalpte “bir acının hikâyesini” görürdük. O yüzden birbirimize merhamet edelim. Umarım Allah da bize merhamet eder...
Halîl Cibrân
Allah’ım🤲
Her kederimize ferahlık, her sıkıntımıza kurtuluş, her darlığımıza hayırlı bir çıkış nasip eyle
Bizi cennetinde Cemâlinle ve Efendimiz’e komşulukla şereflendir
Gönlümüze huzur, sonumuza rahmet eyle. Âmin
#HayırlıSabahlar
Selam ve dua ile
#Perşembe#GazzeyiUnutmayın
Bir profesör atomun içinde
bir hikmet ve gaye arıyor
"Bu ne işe yarar?"
diye inceliyor.
Ancak aynı profesör
atomda hikmet ararken
kendisinin bu dünyada
hikmetsiz ve gayesiz
olduğunu iddia ediyor.
...
Bu şuna benziyor:
Sırf silmek için
bir yazı yazar mısın?
O zaman bunu niye yazdın?
Yokluğu varlıkla ispat
etmeye çalışıyorlar.
Eğer bu kâinatın sonunda
bir gaye yoksa sadece
hiçlik varsa; o zaman
bu kâinat sırf yazıp
silmek için mi doldurup
boşaltmak için mi
...
yapıp yıkmak için
mi var edildi?
Yokluğun delili
varlık olur mu?
Varlığı mutlak yokluğa
nasıl götüreceksin?
Bu fiziğin temel yasalarına
(maddenin korunumuna)
bile zıttır. Bu kâinatı alıp
"hiçliğe" atacaksan
demek ki atabileceğin
bir "hiçlik" mekanı var.
...
Varlığın konulabildiği yer
en az o varlık kadar kesindir.
Eğer bu varlık hiçliğe
gidebiliyorsa o hiçlik denilen
yer varlık kadar mevcuttur.
Çünkü yokluk denen
bir mekan olmasa
oraya bir şey koyamazsın!
...
Yani doldurmak
sırf boşaltmak için ise;
en başından doldurmamak
zaten boşaltmaktır.
Madem yok edecektin
manasızlığa hapsedecektin;
o zaman buna en başta
niye mana verdin diye
sormazlar mı adama?
Ve bunu nasıl ispat edeceksin?
"Hiçlik var" diyeceksin;
nereden bildin?
...
Varlıktan yola çıkarak
hiçliği ispat edebilir misin?
"İşte burası hiçliktir"
diyebiliyor gösterebiliyor
ve ispat edebiliyorsan;
orası zaten varlıktır!
Çünkü hiçliğin bir yeri
yoktur ki ispatı olsun.
Gösterebildiğin şey
hiçlik değil varlıktır.
...
——Can Kırığı——
Sordu; "Hiç iyileşmedi mi yaran?"
Ona baktım; "Rüzgâr," dedim, "külü üfler ama ateşi söndürmez."
Gülümsedi, amma gözlerinde maziye vurulmuş fırtınalar vardı.
"Pişman mısın?" diye fısıldadı geceye,
Sesindeki kıymık kendi kalbine batan bir fısıltıyla.
"Aşkın dökülen kanına pişmanlık denmez," dedim,
"Olsa olsa bir ömrün gözü kapalı sunulduğu adak denir."
Aramıza bir dağ gibi oturdu o eski, o unutulmuş hatıra.
Zaman, cebindeki sırları birer birer düşürdü yere.
Ne o bir adım atabildi öteye, ne ben dönebildim geriye;
İki yabancı gibi durduk aynı mehtabın soğuk gölgesinde.
Bir kurşun gibi ağırlaştı göğsümüzdeki o kimsesiz sessizlik,
Yutkunamadık, kelimeler boğazımızda birer can kırığıydı.
Dedi; "Nasıl taşınır bu yük, nereye kadar?"
Dedim; "Mezara kadar taşınır, adı söylenmeden."
Dedi; "Yandık mı yani, bitti mi her şey?"
Dedim; "Küllerimiz bile aynı toprağa düşmedi."
Sokak lambaları birer birer söndü, şafak söküyordu,
İkimiz de anladık:
Bazen kavuşmak değil, aynı yangında can vermekti kader.
Bu kez sadece biz değil,
Gece de sustu, zaman da, yazgı da...
FosmanC
#GünAkşamda
#GeceyeBirSöz