Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola, EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümü için yayımladığı mesajda, EOKA'nın eylemlerini "kahramanlık, cesaret ve fedakarlık" olarak ifade etmiştir.
EOKA bir terör örgütüdür ve Kıbrıs Türk halkına karşı acımasız toplu katliamlar yapmıştır. Bu bakımdan, AP Başkanının terörü öven bu ifadeleri, Avrupa Birliği değerleriyle de çelişen, tarihi bir skandaldır. Kıbrıs Türk halkının varlığını, tarihini ve acılarını yok sayan bu sorumsuz söylem, Kıbrıs için barış ve istikrar yerine, terör ve şiddeti meşrulaştırma yolunu açmaktadır.
AP Başkanı Metsola’nın talihsiz sözlerini şiddetle kınıyor ve vakit geçirmeden Kıbrıs Türk Halkından özür dilemeye davet ediyoruz.
European Parliament (EP) President Roberta Metsola, in her message released for the anniversary of the founding of the EOKA terrorist organization, described EOKA's actions as "heroism, courage and self-sacrifice".
EOKA is a terrorist organization that committed brutal massacres against the Turkish Cypriot people. In this respect, the European Parliament President's statements praising terrorism are a historical scandal that contradicts the values of the European Union. This irresponsible rhetoric, which disregards the existence, history, and suffering of the Turkish Cypriot people, paves the way for legitimizing terrorism and violence instead of peace and stability for Cyprus.
We strongly condemn the unfortunate remarks of EP President Metsola and call on her to apologize to the Turkish Cypriot people at once.
@umitozdag@zaferpartisi@TC_Disisleri@KKTC_Disisleri@EP_President
Gülhane’deyim.
İç güvenlik yaralısı gazi hastaya, fibula kemiğinden serbest doku nakli ile 12 saat süren bir ameliyat sonrası yeni bir çene yapmıştım. 4 gün yoğun bakım sonrası servise çıktığında hastam uzaktan beni görüp bana asker selamı vermişti🫡
Ben bu işi yapmak için doğdum
- 13 Şubat sabahı Esenboğa; yolculardan biri evlilik ile değişen soyismi nedeniyle işleme alınmıyor. E-devlet kaydı gösteriliyor ama nafile! Mecburen eve dönüp evlilik cüzdanı alıp uçağa yetişiyorlar.
- Saat 08:55'de TK 2123 ile İstanbul'a, oradan TK 1789 ile Stokholm'e oradan 17:30'da Kiruna'ya geçiyorlar ve bagajları kayıp!
- Niye kayıp?
Kuantum çağına geldik! Valizlerin lojistiğini yönetmek bu kadar zor mu?
- Neyse, Kuzey kutbundaki Havaalanında form dolduruyorlar ama kayıp bagajların nerede olduğu söylenemiyor. Bir muhatap yok.
Web sayfası üzerinde yazışıyorsunuz, nafile!
Çağrı merkezine ulaşıyorsunuz, hiçbir soruya bir cevap yok, çözüm yok!
- 1933'de kurulan asırlık THY'e yakışıyor mu bu durum!
Müşteri odaklı olmak, yolcuya konforlu bir yolculuk sağlamak bu kadar zor mu?
@thydestekhizm
Ahmet Minguzzi’nin ailesini ziyaret ettik. Dayısı ve anneannesi ile görüştük. Etkin bir suçla mücadele ve infaz sistemi ile ilgili görüşlerimizi paylaştık.
Zafer Partisi Tertemiz Türkiye Proje ile suçla mücadeleyi yeni ve Türkiye’nin şahit olmadığı bir boyuta çıkaracak. @zaferpartisi
Ahmet Minguzzi aslında eli yüzü düzgün, kibar, güzel bir çocuk olduğu için katledildi. Sokakları az çok tanıyanlar bilir böyle çocuklara kimi hırtolar özel bir kin duyarlar. Bunları küçümserler, küçümseyip ezdiklerini düşündükleri seviyesizlikleri yaptıklarında kendi kişiliklerindeki noksanlıklar kapandı zannederler. Böyle çocukların bir istikbalden, hayattan kopartılması tamamen bu gibi alçak şerefsizler için bir "zafer"dir. Bu pisliklerin yaşamaya hakkı tam da bu nedenle yoktur. Cezaları bu dünyada kesilmelidir.
KAHRAMAN VEKİL
1985 yılında askeri tıbbiyeye öğrenci olarak girdiğimde 17 yaşındaydım. O zamanlar yaşı 18 olmayanlara devlet süt parası verirdi, öylesi çocuktum yani… Şimdinin aksine 52 kiloluk “bir lokma” adamdım.
O sıralar akşam yoklamalarımızı almak için teğmen doktor ağabeylerimiz görevlendirilirdi. Onlardan biri daha o zamanlar aramızda konuşulurdu: Tbp. Tğm. Ali Şehirlioğlu…
Güler yüzlü, hâl hatır soran, hatta bazen yoklamada bizi idare eden yakışıklı ağabeyimizdi bizim…
Sonra onun Diyarbakır Asker Hastanesinden adını duymaya başladık. “Kahraman doktor” olmuştu abimiz. Operasyona çıkan askerlerin, “hastanede O varsa sorun yok” dediği ortopedistti kendisi.
Yaralı bir astsubayımızın baldırından patlamamış bir roket mermisi çıkardığında herkes O’nu konuşmaya başlamıştı.
Cesur, başarılı, çalışkan bir harp cerrahı olarak artık bir efsane olmuştu.
Sonra GATA’da hocalık günleri başlayacaktı, hiç değişmeden aynı adamlıkla önce doçent sonra profesör oldu.
Bu sürede O’nunla kâh Genelkurmay Karargahında resmi üniformayla toplantılarda karşılaştık, kâh Gölcük Depreminde helikopterden inerken…
O’nun ardından göreve başladığım Diyarbakır Asker Hastanesi’ne bizlere eğitim için geldiğinde de karşılaştım, Operasyon bölgesinin asker hastanelerinde görevlendirmeyle ameliyatlara girerken de…
Sonra GATA’da görev yapmaya başladığımda, rapor şube görevim sırasında hep yanımdaydı. Eli sırtımdaydı.
Ben emekli olduktan sonra da ne zaman başım sıkışsa “ağabey” dedim aradım. Gestav Başkanı olduğunda da onu gördüm, askeri tıbbiyenin tüm toplantıları, düğünleri, cenazelerinde de…
Sonra Zafer Partisi’nde kesişti yollarımız. Aynı dönemde GİK üyesi seçildik. Ali Ağabey, genel başkan yardımcısı oldu. O’nun isteğiyle sağlık komisyonunda yer aldım.
İkinci kongre arkasından O’nunla aynı divanda görev yapmak nasip olmuşken bana, Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ rehin alındı. Hemen ardından Genel Başkan Vekili oldu Ali Şehirlioğlu…
5 aydır gecesini gündüzüne kattı, ameliyatlarını gece yaptı. Hastalarını aralarda gördü ama hiç yılmadı. Çok yoruldu, yıprandı, üstüne gelindi ancak tek geri adım atmadı. Bu 5 ayda kaç seyahat yaptığını artık kendi bile bilmiyordur.
Şimdi Genel Başkanımız özgür ve Ali Abim, gururla aldığı görevi tüm sadeliğiyle iade etti.
O hep askeri tıbbiyenin, TSK’nın kahraman hocasıydı ve şimdi o tüm Türkiye’nin “kahraman vekili” oldu.
Türk Siyasetinde artık bir yıldız var.
Selam olsun sana yakışıklı ağabeyim, aşk olsun sana…,
Nazar değmesin Başkan Vekilim sana, nazar değmesin…
@umitozdag@AliSehirlioglu@zaferpartisi
#NeredeKalmıştık
BIÇAK KEMİĞE DEĞİL, ARTIK HEKİME DAYANMIŞTIR!
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir hastanın ölüm haberini ilettiği sırada, Kardiyoloji Uzmanı Dr. Şerif Ahmet Kandemir’in bıçaklı saldırıya uğraması; bu ülkede hekimin artık sadece hayat kurtarırken değil, ölüm haberini verirken de can derdine düştüğünü göstermektedir.
Bu vahşeti “bir münferit vaka” olarak tanımlamak; şiddeti olağanlaştırmak, faillere cesaret vermek ve meslektaşlarımızın yarınlarını hiçe saymak demektir.
Hekimlik, şiddetin gölgesinde sürdürülemez.
Bıçak kemiğe değil, artık hekime dayanmıştır.
Yetkilileri, kelimelerle değil, gerçek ve kalıcı adımlarla hekimlerin can güvenliğini sağlamaya çağırıyoruz.
Saldırıya uğrayan kıymetli meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; hukuki sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
#sağlıktasiddetehayır
148 gün boyunca, hukuken geçerli hiçbir delile dayanmayan bir dosyada tutuklu kalan Sayın Ümit Özdağ’ın serbest bırakılması, adaletin çok gecikmiş bir tezahürüdür.
Bu süreçte, hukukun sadece tahliye ile değil, beraat kararıyla tecelli etmesini bekliyorduk.
Hukuk; kişiye, düşünceye ya da siyasi kimliğe göre değil, evrensel normlara göre işlemelidir.
Adalet, yalnızca karar anında değil, sürecin her aşamasında hissedilmelidir.
Geçmiş olsun @umitozdag