ünsiyet kurmak, kalbin birine nereden bağlandığını bilmeyişidir/ ibn arabî ünsiyetin cemâl sifatıyla tecellî ettiğini söyler, yani birine ünsiyet etmişsek onda yalnızca bizim gördüğümüz ama ne olduğunu kendimize de izâh edemediğimiz, bizi ona yakınlaştıran bir güzellik vardır ..
aişe annemiz ر hastalandığı zaman başını rasulullah’ın ﷺ mübarek kucağına koyar efendimiz de aişe annemize kuranı kerim’den kolayına gelenleri okurdu. bunu öğrendiğimde çok hoşuma gitmişti. eşler arasındaki duygusal paylaşım, karşı tarafa verilen değer ve muhabbet.. ey aşk..
İstiyorum rabbim..senden hayata doya doya gülümseyeceğim günleri istiyorum beni afiyetle varmam gereken yerlere ulaştırmanı istiyorum eğreti durmadığım sığmaya çalışmadığım ve gitmek derdine düşmediğim saadetlerde çiçek açmayı istiyorum..sen vermeye kadirsin
bazı şeyler bekleyerek olgunlaşır. bir çiçeği zorlayamazsın, vakti gelmeden açmaz. hayat da böyledir. bazen en güçlü adım, durup akışa teslim olmaktır. sabır çaresizlik değil, her şeyin tam zamanında yerini bulacağına duyulan derin bir inançtır.
Dönemsel olarak girdiğim sessizliklerden ben bile korkuyorum çünkü cenk meydanında (aklım) ciddi savaşlar verip köklü radikal kararlarla hayatıma dönüyorum.
Bazı karşılaşmalar tesadüf değil, tevafuktur. Zihin daha "kim?" demeden, ruh "işte bu" dermiş. Ama gürültülü bir heyecanla değil derin bir sükunetle.. Kalp daha akıl tartmadan önce tanırmış onu…