Bu fotoğrafa kadar hiçbir ünlüyle fotoğraf çektirmemiştim. Daha doğrusu, iş dolayısıyla çok fazla ünlü görüyordum ama rahatsız ederim diye düşünerek pek yanlarına yanaşmıyordum.
2011 yılında Üsküdar'da bir sinemada çalışıyordum. O zaman en melankolik yıllarım. Gişede bilet satıyorum ama acayip bir melankoli içindeyim. Tek kulağımda kulaklıkla müzik dinliyorum.
Müşterilere kafamı kaldırıp bakmıyorum o derece. Müşterinin biletini kestim, kredi kartını aldım, gözüm kredi kartının üzerindeki isme takıldı. NEVZAT DOĞANSOY.
Ödemeyi almadan kredi kartını kenara bırakıp telefonumu çıkarıp o an çalan mp3 olarak yüklenmiş müziği gösterdim. "NEV-MEĞER"
O da çok şaşırdı. Hiç unutmuyorum, yanında kız arkadaşı ya da eşi olduğunu düşündüğüm kişiye dönüp "Bu adam çok özel," dedi. Bir anda dünyam değişti. Neredeyse ağlayacaktım. Sonrasında fark etti duygusallaştığımı "Film arasında yanıma gel," dedi.
İlk önce yine gidip rahatsız etmeyeyim dedim ama sonra birdenbire film arasına çıktım. Beni görünce bayağı sevindi. Ben de şaşırdım.
Elimde telefonu görünce, "Gel, fotoğraf çekilelim," dedi.
Sonra, "Nasıl gidiyor?" diye sordu. Ben de "Askere gideceğim yakında," dedim. Sonra da telefon numarasını verdi ve "Askere gitmeden önce beni ara, eğlenceni biz yapalım," dedi.
İşte şimdi geldik hayatımda yaşadığım en büyük pişmanlığa. ARAMADIM.
Çekingenlikten hep bunlar işte.
Ama hayatım boyunca unutmayacağım bir anım oldu. O gün hayatımda hiç hissetmediğim bir şekilde hissetmiştim.
Teşekkürler, GÜZEL İNSAN. HOŞÇAKAL.
"MEĞER NE ÇOK ŞEY VARMIŞ"
Tudo que vai, volta. Quer ter sucesso? Faça as coisas certas, com humildade e caráter, e não movido pelo próprio ego. No final, as atitudes sempre revelam quem realmente somos.