💚İNCİ TANESİ
"ALLAHU TEALA'NIN DİNİNİN İPLERİ"
"Bu zamanda işin sırrı; yolunu ve yönünü bulabilmek.
Elbette herkes çok şey konuşur da Hakikat olan, yeri isabet ettirebilmek.
Bu daha marifet ister.
Türbeler Allah'u Teala'nın dininin ipleridir.
Bu iplere sarılanlar O yolda ilerler. İp kısalır, uzar. incelir, kalınlaşır.
Sallanırsın ama istikamet bellidir.
Lakin,
Türbe olmasına gerek yok, onun gibi de kullar vardır. Fakat azaldılar.
İşinizi garantiye almak istediğinizde;
Türbelere gidin.
Çünkü onlar garantidir. Allah'u teala'yı severler yaşarken. Öldüklerinde de Allah'u teala onları hem yaşarken hem ölünce de gelecek nesle sevdirir.
Emin olursunuz
Günlük ciddi yaşarken aynı dönemdekileri anlayabilirsiniz ama Allahu teala'nın sevdiği kulları hemen anlarsınız çünkü Allahu teala sevdirir.
Bakmayın "ziyaretler edilmez, ölüdürler" diye söylediklerine. Onların kalbi hastalıklı
Allahu teala Efendimiz Aleyhisselam'ı, fahri kainat olarak kainata peygamber kılmış.
Kendi cinsinden.Sizlere kendini anlatıyor, anlattırdı
Eğer Kendi cinsinizden olmasaydı, hiç yapmazdınız.
Alimler. O'nun soyundan [ilmi kastederek ehli sünneti kastederek] "Onun soyundan gelenler" devam ediyor.
Onlara tutunmaktan başka yolunuz yok.
"Ölmüş" dersiniz. "Zamanı geçmiş" dersiniz.
Bedenen ölmüştür, Evet.
İlim ölmedi ki ! Ruh ölmedi ki !
Bu devam etmekte.
İlim de, Onların ruhları da yaşamaya devam etmekte.
Onlar Resulullahın emanetçileridir.
Devam ettirirler"
[Nasihatın devamı kayıtta ]
Şeyh Şerafettin Dağıstani Hazretleri
"2030 ile birlikte serbestsiniz.
Manevi ordu ve zahiri tüm hazırlıklar olarak hazırsınız.
O süre düşmanın kıskacında olan dost bildiklerinizin, o kıskaçtan kurtulduğu süre olacak
Onun için deriz ki durun !"
Emir Sultan Hazretleri
Panik ile yapılmış bir açıklama bu.
Tayyip bey özelinde Türkiye'yi kışkırtmayı, tam hazır olmadan savaş ve kaosun içine çekmeyi amaçlıyor.
Gelmekte olanı görüyorlar.
Bekleyin, zamanı geldiğinde istediğinizi alacaksınız...
Haçkalı Baba'dayız...
"Metafizik İstihbarat" kitabımızda da kısmen detaylarını anlattığımız; Göklerdeki ismi Ricâli Gayb, yeryüzünde Çârıklı Erkân-ı Harp olarak bilinen Havas'ül Havas ilmiyle yetiştirilen Muraduĺlah Erlerine, bu mahsûs teşkilâta en âziz dualarla...
🤲🇹🇷🌙☝️
Neredeyse çırılçıplak bir şekilde voleybol oynayan insanlara Filenin Sultanları demek, onları tebrik etmek, takdir etmek; bir Müslümanın yapmaması gereken, Allahu Teâlâ’nın gazabını celbedecek bir şeydir.
Not: Sözüm Müslümanlar içindir.
Tüm bu orman yangınları, insan, hayvan ve bitki katilamı, zulümler ve sapkınlıklar şeytani frekansı arttırmak, dünyanın rahmani dengesini bozmak için yapılan organize hareketlerdir
Dünyanın rahmani frekansını düzenleyen ise Fatiha suresidir
Gelin biz de bol bol Fatiha okuyalım
Mezara girdiğimizde yanımızda kimse olmayacak.
Kalabalıklar, takipçiler, sevenler, ailemiz, paramız… Herkes ve her şey bizi bırakacak.
Sadece Allah rızası için yaptığımız samimi ameller bize yoldaş olacak.
Mahşer günü de hepimiz birbirimizden kaçacağız. Anne, baba, kardeş, eş, evlat… (Abese, 34-36)
O gün kimse kimseyi görmek istemeyecek.
Hocalar talebelerinden, talebeler hocalarından…
İşçiler patronlarından, patronlar işçilerinden…
Akrabalar, komşular, yöneticiler, siyasetçiler…
Mahşer gününde de hiçbirimiz amellerimizden başka bir şey görmeyeceğiz.
Zerre kadar da olsa iyilik yapan iyiliğini, kötülük yapan kötülüğünü görececek. (Zilzal, 7-8)
Günler geçiyor, zaman azalıyor. Belki de yarın olmayacağız.
Amele ve ihlasa odaklanıp Allah’ın rızasına odaklanmaktan başka çaremiz yok.
Bizi kurtaracak olan sağlam bir iman ve ihlaslı amellerdir.
🔥Bütün batı Avrupa yanıyor.
Bu orman yangınlarını sadece fizik sebeplere bağlamak görünen gerçek ile hakikati perdelemektir
Görünenler sebep değil arka plandaki metafizik sebeplerin fizik sonuçlarıdır
Bunlar sadece ekolojik yıkım değil, aynı zamanda "zikrin susturulması"dır
+
Cami Çocuğa Ne Öğretiyor, Biz Camiye Ne Öğretiyoruz?
Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir cümle var:
“Çocuklar camiye gelsin de nasıl gelirse gelsin…”
Hayır.
Nasıl gelirse değil.
Nasıl gelmesi gerekiyorsa öyle gelmeli.
Çocuğu camiye getirip eline tablet vererek video izletmek…
Mescidin içinde koşturmasına, bağırmasına, top oynamasına göz yummak…
Bunu da “alışsın” diyerek meşrulaştırmak…
Bu, camiyi sevdirmek değildir.
Bu, caminin anlamını boşaltmaktır.
Cami bir oyun alanı değildir.
Cami bir etkinlik merkezi değildir.
Cami bir alışma sahası değildir.
Cami; huzurun, sükûnetin, zikrin ve secdenin mekânıdır.
Eğer çocuk camiye geldiğinde oranın diğer mekânlardan farkını hissetmiyorsa,
orada farklı bir edep gerektiğini öğrenmiyorsa,
biz çocuğa camiyi değil, sıradan bir kapalı alanı öğretmiş oluruz.
Toplumsal Bir Yanılgı
Biz artık her şeyi “eğlenceli” yapmak zorunda olduğumuzu sanıyoruz.
Eğlenmezse sevmez,
oyun olmazsa bağlanmaz,
yüksek ses olmazsa ilgilenmez diye düşünüyoruz.
Oysa bazı mekânlar ciddiyetle sevilir.
Bazı değerler sessizlikle öğrenilir.
Cami; çocuğa sınır öğretir.
Mekânın hakkını öğretir.
Başkasının ibadetine saygıyı öğretir.
Sükûnetin değerini öğretir.
Ama biz sınırı kaldırıp her şeyi serbest bırakırsak,
çocuk saygıyı nerede öğrenecek?
Pedagojik Gerçeklik
Çocuk soyut kavramları yaşayarak öğrenir.
“Burası Allah’ın evidir” demek yetmez.
O evin içinde nasıl durulacağını göstermek gerekir.
Çocuk camiye neden geldiğini bilmeli.
Namazın ne olduğunu yaşına uygun bir dille öğrenmeli.
Saf nedir, sessizlik niçin önemlidir, başkası namaz kılarken neden koşulmaz…
Bunlar açıklanmalı.
Sevdirmenin yolu disiplinsizlik değildir.
Sevdirmenin yolu anlam kazandırmaktır.
Eğer cami çocuğa hiçbir sınır koymuyorsa,
çocuk büyüdüğünde camiye karşı bir hürmet geliştiremez.
Çünkü zihninde cami, oyun oynadığı yer olarak kalır.
Asıl Mesele
Çocuk camiye gelmeli.
Gelsin ki secdeyi görsün.
Gelsin ki ezanı duysun.
Gelsin ki bir cemaat bilinci oluşsun.
Ama cami, çocuğa göre şekillenen bir yer değil;
çocuğun caminin ruhuna göre şekillendiği bir yer olmalıdır.
Biz camiyi çocuklara sevdireceğiz diye
caminin vakarını zedeliyorsak,
hem çocuğa hem mekâna haksızlık ediyoruz.
Cami bir terbiye mekânıdır.
Orada edep öğrenilir.
Orada sınır öğrenilir.
Orada sevgi ve saygı öğrenilir.
Ve unutmayalım:
Çocuk camide nasıl davranacağını öğrenmezse,
yarın hiçbir yerde nasıl davranacağını öğrenemez.
(Alıntı)
Tüm dünya'da "zincirleme" bir savaş hazırlığı var. Masa-saha büyük bir fırtınalara hazırlanıyor. Eşikten çıkıyoruz, 2028-2080 "devrimler" adı altında 3 müthiş ınkılaplar bekleniyor...
Cüzî irâde tabi ki strateji yapacak, şüphesiz en doğrusunu (Küllî İrâde) Cenabı Mevlâ bilir...
Bütün annelerin, babaların beni çok ama çok dikkatli dinlemesini rica ediyorum.
Birkaç gündür Özbekistan’dayım. Semerkant, Buhara ve Taşkent’i geziyorum. Hava sıcaklığı 40 derecenin üzerinde. Buna rağmen sokaklarda açıklık saçıklık yok; edep var, haya var.
Türkiye’de ise şu an sadece bir “açıklık-saçıklık” değil, çıplaklık ve teşhir var.
Bunun birçok sebebi var. Fakat bugün özellikle bir konuya dikkat çekmek istiyorum.
İsmini bile ağzıma almak istemediğim bir müzik grubu var. Konserlerinde üzerlerinde elbise yok, ahlaksızlığın her türlüsü var ve konserleri 12-15 yaş arası çocuklarla dolu.
Son zamanlarda birçok anneden, “Hocam, çocuğuma söz geçiremiyorum. O grubun giydiği kıyafetleri istiyor.” diye mesajlar alıyorum.
İstenen kıyafetler şort bile değil; mahremiyeti hiçe sayan, çıplaklığı özendiren kıyafetler…
Erkek çocukları ise bu grup yüzünden kimlik bunalımı yaşıyor. Bu gruba bakıp kızlar gibi davranan erkek çocukları ortaya çıkıyor.
Bu küçük bir mesele değil. 30 bin, 50 bin kişilik konser alanları ağzına kadar çocuklarla doluyor.
Bu konserlerin yapıldığı meydanlar kimin? Belediyelerin, devletin.
Peki siz buna nasıl izin veriyorsunuz?
Bunun sadece bir konser meselesi olmadığını, gençliğin zihnini ve ahlakını şekillendiren büyük bir kültürel etki olduğunu görmüyor musunuz?
Allah’ın emirleri ortada, Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) ikazları ortada. Biz Müslümanız.
Peygamberlere muhabbet etmiş, evliyalara yurt olmuş bu topraklarda böyle bir ahlaksızlığa nasıl izin veriyorsunuz?
Buradan bütün yetkililere sesleniyorum:
Bu çocukların hâlini görmüyor musunuz?
Bugün bu ahlaksızlığın içinde büyüyen bir çocuğun kalbine yarın edebi, hayayı ve iffeti nasıl yerleştireceğiz?
Ben bir Müslüman olarak, vicdan sahibi herkesi bu ahlâkî yozlaşmaya karşı ses yükseltmeye davet ediyorum.
Bu videoyu yetkililere ulaştırın. CİMER’e yazın. Sosyal medyada gündem yapın.
Bu konserler yasaklanmalı. Eğer bu kanunen mümkün değilse, en azından 18 yaş sınırı getirilmeli.
Nasıl ki millî güvenliği tehdit eden durumlarda sosyal medya hesapları kapatılıyorsa, bugün bu grubun yaptığından daha büyük bir millî güvenlik sorunu yoktur. Bu grubun hesapları kapatılmalı, bu ahlaksızlığa dur denilmelidir.
Çünkü bugün zehirlenen sadece birkaç çocuk değil, geleceğimizdir.
Bakın, bir insanın namaz eksiği olabilir, ibadet eksiği olabilir. Bunlar zamanla telafi edilebilir. Ama bir çocuğun ruhundan edep alınırsa, haya alınırsa, iffet alınırsa, ahlak sökülüp atılırsa; onu yeniden inşa edemezsiniz.
Lütfen bu meseleyi gündem yapın.
Hep birlikte çocuklarımızın edebini, hayasını ve ahlakını koruyalım.
Bu ahlâkî yozlaşmaya “Dur!” diyelim.
Rabbim evlatlarımızı insî ve cinnî şeytanlardan muhafaza eylesin.
Darbeci generali alnından vurarak darbenin seyrini değiştiren Ömer Halisdemir’e,
Köprüde sorun büyük orayı almamız lazım diyerek vatandaşları köprüye yönlendiren ve oğluyla beraber şehadete eren Erol Olçok’a,
Burası Çanakkale’dir diyerek halka cesaret verdiği sırada şehit olan İlhan Varank’a,
Tankların ve askerlerin dışarı çıkmasını engellemeye çalışırken girdiği çatışmada şehit edilen Albay Sait Ertürk’e,
Köprüde polisin gitmeyin vurulursunuz uyarısına, “Ben giderim abi, öleceksek adam gibi ölelim” diyen Mehmet Ayaz’a,
Sağır ve dilsiz oluşunu vatan müdafaası için engel görmeyen şehidime, Erhan Dündar’a,
Köprüde askerlerin ateş açmasına rağmen tankın üzerine doğru koşan ve o esnada şehit edilen Sevgi Yeşilyurt’a,
Tankların altına yatan Metin Doğan’a, Sabri Ünal’a,
Darbecilerden ele geçirilen tankı 2 dakika içinde kullanmayı öğrenen ve tankı darbecilerin üstüne süren Mehmet Köse’ye,
Uçaklar kalkamasın diye tarlasındaki mahsulü yakarak uçakların kalkışını engelleyen Hicabi Bitik’e,
Darbe girişiminin en genç şehitleri, 15 yaşındaki Halil İbrahim Yıldırım’a, 16 yaşındaki Abdullah Tayyip Olçok’a, Engin Tilbaç’a,
“Halk korku içinde” diyerek haber yapan muhabire bağırarak “Yalan söyleme halkın korkusu yok halk burada” diyen kahramanlara,
Çocuklarım babasız da büyür ama vatansız büyüyemez diyerek cepheye koşan bütün yiğitlere MİNNETTARIZ...
Onlar namusumuzu çiğnetmediler, vatanımızı böldürtmediler, bayrağımızı indirtmediler, ezanımızı dindirtmediler.
Allah 15 Temmuz ruhunu ebediyete kadar diri kılsın...
@mehlika_yk Aksine imrendiğim o nasipli hâmuşânlardan biri de ben olabilseydim de varsın üzerime basarak dursunlar da o hürmetine gelinen Zât'a
en azından bu şekilde hizmet edebilsem...
Mübareğin "beraberinde medfûn bulunanların da" duası cümlesinde yer bulmak ne büyük lütuf...
Süleyman As, ordularını ve emrindeki unsurları çok sıkı bir askeri disiplinle denetlerdi. Bir gün kuşların bulunduğu bölüğü teftiş ederken gözü bir eksikliği fark etti:
"Kuşları gözden geçirdi ve dedi ki:
'Hüdhüd’ü neden göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?'" [Neml 20]
+