gece disari cikinca iyi eglenceler der uyuruz
gittigi yere karismayiz
bagirip cagirirsa engelleriz
karisirsa gideriz
ozur dilerse kabul etmeyiz
aldatirsa guleriz
cok ilgiden kacariz
az ilgiyle yetinemeyiz
biz iliski falan yapamayiz
DUS ile yıllarca emek vererek uzmanlık yolunda mücadele eden binlerce diş hekiminin haklı beklentilerinin korunması gerektiğine inanıyorum. Konunun fırsat eşitliği, liyakat ve kamu planlaması açısından yeniden değerlendirilmesi için meslektaşlarım görüşlerini CİMER aracılığıyla ilgili makamlara iletebilir.
Aşağıya örnek bir metin bıraktım.
│
│
▼
T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) Başkanlığı’na
Konu: Diş Hekimliğinde Uzmanlık Unvanına İlişkin Olası Düzenlemelerin Yeniden Değerlendirilmesi Talebi
Diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin temel ve objektif giriş yolu, 2012 yılından itibaren Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı (DUS) olarak belirlenmiştir. Bu tarihten sonra mezun olan binlerce diş hekimi, uzmanlık eğitimi alabilmek amacıyla yıllarca emek vererek DUS’a hazırlanmış ve son derece sınırlı sayıdaki kontenjanlar için yoğun bir rekabet içerisinde mücadele etmiştir.
Nitekim günümüzde DUS’a yaklaşık 10.000 aday başvurmakta, buna karşılık yıllık uzmanlık kontenjanı yaklaşık 800 kişi ile sınırlı kalmaktadır. Bu durum, uzmanlık eğitimine girişin ne derece rekabetçi olduğunu ve uzmanlık unvanının belirli bir liyakat sistemi çerçevesinde kazanıldığını açıkça göstermektedir.
Son dönemde, geçmişte doktora programlarına kayıt yaptırmış bazı kişilere belirli şartlar altında uzmanlık unvanı verilmesine yönelik düzenlemelerin gündemde olduğuna ilişkin değerlendirmeler meslek camiasında yakından takip edilmektedir.
Her ne kadar konuya ilişkin kesinleşmiş bir düzenleme bulunup bulunmadığı tarafımca bilinmemekle birlikte, doktora eğitimi ile uzmanlık eğitimi gerek amaçları gerekse hukuki statüleri bakımından birbirinden farklı yapılardır. Doktora programlarını tercih eden kişiler, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde uzmanlık unvanı elde etmeyeceklerini bilerek bu programlara kayıt yaptırmışlardır. Bu nedenle, sonradan ortaya çıkan beklentilerin kazanılmış hak kapsamında değerlendirilmesi ve bu gerekçeyle mağduriyet iddiası oluşturulması hakkaniyet ilkesi bakımından tartışmalıdır.
Buna karşılık, uzmanlık hedefi bulunan binlerce diş hekimi yıllarca DUS’a hazırlanmakta ve yaklaşık 10.000 aday arasından yalnızca 800 kişilik kontenjan için yarışmaktadır. Doktora ve uzmanlık eğitimlerinin birbirinden farklı iki yapı olmasına rağmen, sonradan yapılacak ayrı bir düzenleme ile belirli kişilere sınav, kontenjan veya diğer objektif ölçütlerden farklı bir yolla uzmanlık statüsü kazandırılması; eşitlik, liyakat ve fırsat eşitliği ilkeleri açısından ciddi sakıncalar doğurabilecek niteliktedir.
Ayrıca sınav sistemi dışında çok sayıda kişiye uzmanlık statüsü kazandırılması halinde, Sağlık Bakanlığı’nın uzman kadro planlaması, atama dengeleri ve personel dağılımı üzerinde öngörülemeyen sonuçlar ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir.
Bu nedenle, uzmanlık unvanına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılması düşünülüyorsa; DUS sistemiyle uzmanlık eğitimine girmeye çalışan binlerce diş hekiminin haklı beklentileri, eşitlik ve liyakat ilkeleri ile kamu personel planlaması üzerindeki etkiler dikkate alınarak konunun titizlikle yeniden değerlendirilmesini ve sınavın objektifliği, DUS sistemine olan güvenin korunması adına, yapılacak her türlü mevzuat çalışmasında bu hassasiyetlerin dikkate alınmasını önemle rica ederim.
Gereğini saygılarımla arz ederim.