Elime ne zaman saç kurutma makinesi alsam aklıma, son parasıyla aldığı odunlar ıslak çıkınca, oğlunun eline saç kurutma makinesini odayı ısıtsın diye verip öbür odada kendi canına kıyan Emine Akçay geliyor. Ne zaman bir eczanenin önünden geçsem, kızının gözleri önünde “Ölmek istemiyorum” feryadıyla hafızalara kazınan Emine Bulut’u hatırlıyorum. Ne zaman yıkılmış bir bina görsem, 6 Şubat’ın o buz gibi ayazında enkaz altındaki kızının elini bırakamayan Mesut Amca takılıyor gözümün önüne. Ne zaman gencecik bir kadın öğretmen görsem, kara tahta başında gülümseyen Aybüke Yalçın geliyor aklıma. Ne zaman bir bakan ziyareti haberi görsem, eline tutuşturulan parayı gözyaşlarıyla geri uzatıp “Ben dilenci değilim” diyerek onurunu ve çaresizliğini haykıran Dilek Özçelik geliyor.
Ne zaman Karadeniz’in yeşil yaylalarına baksam, bir kez olsun doya doya “İyi ki varsın” sözünü duymadan toprağa düşen 15 yaşındaki Eren Bülbül geliyor. Ne zaman sokakta yürüyen gencecik bir kız çocuğu görsem, daha 16 yaşında yabancı uyruklu bir caninin saldırısına uğrayıp hayattan koparılan Ayşegül Aydın geliyor. Ne zaman sahilde arkadaşlarıyla yürüyen gençleri görsem, yan bakma bahanesiyle çıkan bir tartışmada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan geliyor. Ne zaman bir pazarın yanından geçsem, kalbinden bıçaklanarak henüz 14 yaşında hayata veda eden Ahmet Minguzzi geliyor. Ne zaman “mağara” kelimesini duysam ya da bir pusu haberi görsem, yıllarca esir tutulduktan sonra Gara’da alçakça katledilen Semih Özbey ve kahraman silah arkadaşları gözümün önüne geliyor.
Ne zaman minibüse binsem Özgecan Aslan, ne zaman bir plazanın önünden geçsem Şule Çet, ne zaman bir dere kenarından geçsem bir çuvalın içinde çocukluğu çalınan Narin Güran, ne zaman akşam vakti evine yürüyen bir genç kız görsem Ceren Özdemir geliyor. Ne zaman maden ocağı haberi görsem, “Çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin” diyen Somalı madenci, Ermenek’te “Oğlum yüzme de bilmezdi” diye ağıt yakan anne, Amasra’da göz göre göre yerin yedi kat dibinde bırakılan canlar geliyor. Ne zaman bir kalabalığın arasına karışsam, Ankara Garı’nda, Suruç’ta, Merasim Sokak’ta, Güvenpark’ta, Beşiktaş’ta, İstiklal Caddesi’nde bombalı saldırılar ve patlamalarla paramparça olan bedenler, yitip giden gencecik hayatlar, ardında kalan gözü yaşlı analar geliyor. Ne zaman yaz gelse ve içime orman havası çekmek istesem, günlerce cayır cayır yanan ciğerlerimiz, alevler içinde çaresizce can veren hayvanlar, yangın söndürme uçağı beklerken küle dönen cennet ormanlarımız geliyor.
Ne zaman televizyonu açsam, bitmek bilmeyen ekonomik ve siyasi krizlerin altında ezilen, pazarda çürük meyve toplayan emekliler ve yarınından umudunu kesmiş, yurt dışına gitmekten başka çare bulamayan genç beyinlerimiz geliyor. Ne zaman “Vatan sağ olsun” nidasını duysam, aklıma sıvası dökülmüş, tuğlaları açıkta kalmış, camına derme çatma bir bayrak asılmış o yoksul şehit evleri geliyor. O yoksul evlerin çocukları toprağa düşerken, öte yanda terörist başına tahsis edilen adalar, onun rahat etmesi için inşa edilen villalar geliyor aklıma. Ne zaman meclis kelimesini duysam, o kutsal çatı altında, bir zamanlar Cumhuriyet’i kuran iradenin koltuklarında bugün terörün gölgesinde siyaset yapanların oturması, binlerce şehidimizin ve bebeklerin katili olan terörist başının o Gazi Meclis’e davet edilmesi, şehit analarının kalbine sokulan o hançer geliyor. İçim kanıyor, nefesim kesiliyor.
Ve ne zaman umuda tutunmaya çalışsam, evini, ailesini, tüm geçmişini enkaz altında bırakmış depremzedeler uzatılacak bir şefkat eli beklerken, liderlik makamından duyulan küfürler, hakaretler geliyor. Ülkesinde onuruyla yaşamak, hakkını aramak isteyen bu ülkenin evlatlarına, kadınlarına, gençlerine edilen o ağır sözler çınlıyor kulaklarımda. Nereye baksam bir yarım kalmışlık, kime baksam bir haksızlık, neyi tutsam elimde kalan koca bir adaletsizlik... Ne zaman bu ülkede normal bir hayat yaşadığımı sansam, aklıma bu isimler, bu acılar geliyor.
eskıden yanı butun herkes evdeyken gecelerı 2de kanıt ızlerdık,, sımdı herkes kendı evınde kendı halınde,, bır tek ben annem ızlıyoz,, ozlemısız sarı ablayı
andımızı kaldırmaları
milliyetçiliği ayaklar altına alanları
şehit öğretmen aybüke yalçın
2016 patlamaları
hendek olayları
fırat çakıroğlu
6 şubat depremleri
çerçeve yasa kabul edildikten sonra mecliste atılan zılgıt
ayşegül aydın
ceren özdemir
özgecan aslan
ahmet minguzzi