SON SÖZÜ TÜRK MİLLETİ SÖYLEYECEK!
📍İhanet yasasına milletimiz adına başından beri itiraz ettik ve son iki gün de sabahlara kadar bıkmadan, usanmadan direndik.
📍Terör örgütünü ve onun eli kanlı katillerini kutsayanlar, varsın sevinsinler. Son sözü tabi ki Türk Milleti söyleyecek!..
ONLAR HEPSİ BİZ TEK!
#ÇerçeveYasa #SevrYasası
#TerörsüzTürkiye #İhanetSüreci
106 yıl sonra yeniden Sevr tuzağına düşmek!
"Eşit Yurttaşlık" Nedir?
Sevr Antlaşması Türkiye'yi sadece etnik temelde siyasi olarak parcalamakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye'de yaşayan halkı soy, dil ve din azınlıkları diye de bölüp ayırıyordu. (Sevr madde: 145)
Lozan'da her iki ayrışmaya da karşı çıktık. Yani hem Türkiye'nin etnik temelde siyasi olarak bölünmesine izin vermedik hem de Türkiye'de yaşayan halkın soy, dil ve din azınlıkları diye bilinmesine izin vermedik. Sadece uluslararası hukuktaki din azınlığı kavramını kabul ettik.
Lozan'daki Türk tezi din ve ırk farkı gözetmeksizin herkesin LAİK HUKUK önünde "eşit haklara sahip yurttaş" olacağı şeklindeydi. Laik hukuk önünde eşit haklara sahip yurttaşlar hep birlikte Türk Milletini oluşturacaktı. Öyle de oldu.
Lozan'ın 38, 39.maddeleri çerçevesinde 1924 Anayasasında (88.madde) Türk milleti, "Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle bağlı olmak" şeklinde tanımlandı.
Atatürk de 1930'da Vatandaş İçin Medeni Bilgiler kitabında Türk Milletini "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" diye tanımladı.
Sonraki anayasalar da da millet tanımı etnik ve dinsel temelde değil, yurttaşlık bağı olarak yer aldı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 1924 Anayasasından bugune tüm anayasalarında yurttaşların (laik) hukuk önünde eşit olduğu yazılmıştır.
Örneğin bugün geçerli olan anayasamızın 10.maddesi aynen şöyledir:
"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir."
Yani bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasasına göre yurttaşlar zaten eşittir.
Peki "Eşit Yurttaşlık" nedir? Veya birilerinin ısrarla dile getirdiği "Eşit Yurttaşlık" ile kastedilen nedir?
Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1923'ten beri bir ulus devlettir ve bir ulus devlette tek bir yurttaşlık (millet) tanımı olur. Türkiye'de de öyledir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin laik hukuk önünde eşit haklara sahip yurttaşları hep birlikte " Türk Milleti"ni oluşturur. Buna karşı çıkmak Türk Milletinin egemenligine karşı çıkmaktır.
Türk Milleti o egemenligi savaş meydanlarinda kazanmıştır.
Türkiye'de çok farklı etnik kökene sahip yurttaşlar vardır. Eğer "Eşit Yurttaşlık"tan her etnik kökeni veya belli etnik kökenleri ayrı ayrı yurttaşlık haline getirmek kastediliyorsa böyle bir durumda artık bir ulus devetten söz edilemez. Böyle bir devlet, artık çok uluslu bir devlettir. Eğer "Eşit Yurttaşlık" söylemiyle ulus devleti, yani üniter ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırıp yeniden çok uluslu devlete,yani Cumhuriyet öncesine, yeniden bir tür Osmanlı düzenine dönüş amaçlanıyorsa bu Türkiye'ye zaman kaybettiren boş bir hayaldir. Ancak görülen o ki birileri kendini bu boş hayale fazlasıyla kaptırmıştır. Örneğin, "Osmanlı Millet Sistemine dönün!" diyen ABD'nin Ankara Büyükelçisi T. Barrack onlardan biridir.
Özetle Türkiye'de 1923 Lozan Antlaşması'ndan beri (madde 38, 39) ve 1924 Anayasasından beri (madde 88) kağıt üzerinde yurttaşlar eşittir. Bugün de anayasamızın 10.maddesine göre yurttaşlar eşittir. Uygulamada sağlanamayan eşitliğin sorumlusu ise metinler değil siyaset kurumudur.
Durum bu kadar açıkken "Eşit Yurttaşlık" söylemiyle Cumhuriyet öncesine, Osmanlı millet sistemine geri dönmeyi "barış" ve "demokrasi" diye sunmak kelimenin tam anlamıyla büyük bir aldatmaca ve tuzaktır.
Türk ulusu, Sevr'den 106 yıl sonra bu tuzağa düşmeyecektir.
Dem'li Tuncay Bakırhan, Atatürk dönemini kastederek "100 yıl önce Kürtler hukuk dışına itildi" dedi. Mecliste hiç ses çıkmadı.
Bakırhan ardından "Sayın Öcalan" dedi, vekil sıralarından alkış sesi geldi.