@ParabolArf Açılın işin içinden geliyorum. Şu an müdür yardımcısıyım. Söylediğiniz işin eğitimi hiç olmadı. Öyle bir eğitim yok. Okuldaki hayati hiçbir şeyin eğitimi yok. Olmadı. Sürekli bakanlıktan gelen abuk yazıları cevaplamaya çalışıyoruz. Angaryadan öğretim bile yapamaz hale geldik!
Nafaka niye ödeniyor o bile saçma. Zaten boşanınca mal paylaşımı yapılmıyor mu?
Devlet, kişi 3 yıl çalışıp işsiz kalınca sadece 6 ay ufak bir miktar para ödüyor, o da kişinin nasıl işten çıkarıldığına bağlı. Devlet, kendi üstlenmediği yükümlülüğü, neden bireyden talep ediyor?
Sanki evlilik boyunca adam, sadece kendine harcıyormuş gibi muamele yapılıyor.
Evlilik boyunca tüm kazandığını ailesine harcayan, masraf olmasın diye yırtılan ayakkabısını diktirip kullanan adamlar var. Ne bu eziyet?
Hangi şartlarda olursa olsun, nafaka süresi maksimum 1 yıl olmalı ve bu bile fazla.
Evlilik çocuk oyuncağı değil. Ya evlenmeyin ya da boşanmayın.
Zaten ayrılmışız, ev almışsak bunu bölüşmüşüz, ben benimle bağı kalmamış birine neden daha yıllarca para ödüyorum?
Akp, kaş yapayım derken sürekli bilerek göz çıkarıyor. Nişandan dönenlere de nafaka bağlayın da tam olsun kimse evlenmesin.
@EsiniSevenBiri Maalesef yapacaklar. Daron Acemoğlu'nun demokrasi=ekonomik refah önermesi çökmek üzere. Çin merkezi yönetimle çok öteye gitti. Demokrasi ile çok vakit kaybeden ve woke'laşan batı dünyası radikal bir yöne gitmezse Çin'e yenilecek. WW2 ile başlayan liberal demokrasi dönemi bitiyor.
Jahrein'den kadınlara ilişki tavsiyesi.
"Bir erkek yanınızda hasar alabilir bir şekilde kendini açıyorsa bunu sakın ona karşı kullanmayın.
Ona sarılın çünkü o sizin yanınızda gardını düşürmüş demektir.
Çoğu erkek, özellikle bu ülkede, bu ataerkil toplumda erkek psikolojisi hiç konuşulmaz ama ailesinin, annesinin, babasının yanında bile gardını düşürmez.
Eğer sizin yanınızda gardını düşürüyorsa onun yanında olun. Kazandığı para küçükse çok sevinin.
Godfather filminde bir sahne var, çok güzel bir sahnedir. Adam bütün gün çalışıyor, hiçbir şey alacak parası olmuyor eve geliyor.
Bir armut getiriyor, adam armudu masaya koyuyor. Kadın diyor ki 'What a nice pear'.
Siz bir adama bunu verirseniz, o adam size dünyayı verir."
@mechulmuhayyil Çoğu kişi yürüyüş meselesini eleştirmiş de, yürüyüş o kafa doluluğunun çaresi değil. Hatta harareti daha da artırıyor. O durmayan kafayı durdurmak için günde 8-9 saat odun kestiğim olur. Hatta artık taş duvar örmeyi düşünüyorum.
💥 ‘Benim burada edemediğim küfürleri halk öyle güzel, öyle sunturlu bir şekilde ediyor ki inanamazsınız...’
👉🏻 Fatih Altaylı: “Neymiş, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına Anayasa’ya aykırı bir yargı kararıyla getirilmesine tepkiler düşünüldüğü kadar çok değilmiş de, Kılıçdaroğlu CHP’si başlarda 2 puan kaybeder ama sonra toparlarmış da, CHP seçmeni başka yere gitmezmiş de, kızsa da sonunda yine CHP’ye oy verirmiş de!
Bu kafa, önümüze aday diye, AK Parti’nin bile “Ya bu fazla radikal bir karar olur” diyerek aday göstermeye çekineceği bir adayı, “Bahçeli’nin ricası” üzerine aday yapıp, sonra da CHP seçmenine “Tıpış tıpış oy vereceksiniz” diyen aşağılık siyaset kafasının devamıdır.
Ve Kılıçdaroğlu cephesinde zerre değişiklik olmadığının kanıtıdır. Bu kafadan “cacık olmayacağını” Türkiye çoktan gördü, anladı da, seçenek yok diye, çaresizlikten oy verdi.
Bunların güvendiği de zaten bu çaresizlik, bu AK Parti karşıtlığı.
Bu tipleri, Kılıçdaroğlu’nun etrafında birikmiş bu utanmazları dinleyip okudukça, “Ha” ile başlayan bir küfür edesim geliyor da, yazmıyorum, size ayıp olur diye.
Ama merak etmeyin, millet ediyor, hem de alasını ediyor.
İki gündür yollardayım.
Öyle böyle 1000 kilometreden fazla yol yaptım. Dura dura. Kah bir benzincide, kah bir köftecide, kah saptığım bir Anadolu ilçesinin kahvesinde.
Benim burada edemediğim küfürleri millet, halk, seçmen, adına ne derseniz deyin, vatandaş öyle güzel, öyle sunturlu bir şekilde ediyor ki inanamazsınız.
Öyle “Ha” ile başlayan basitini değil hem de. Okkalısını. CHP’lisi de, AK Partilisi de, sağcısı da, solcusu da…
Palavradan anketler ne söylüyor bilemem ama dillerin ne söylediğini kulağımla duyuyorum.
Pek çoğunun elinde cep telefonu, benim 1 yıl hatta 2 yıl önce yaptığım bazı konuşmaları gösterip, “Abi, o gün sana kızdık ama haklıymışsın” diyenler, “Az bile demişsin” diyenler o kadar çok ki!
CHP’nin başına yasal olmayan bir yargı kararıyla çöreklenenler, moda tabiriyle “çökenler” halkın çaresizliğine güveniyorlar. “Dün tıpış tıpış verdiler, bugün de …. …. verecekler” diye düşünüyor, umuyorlar.
“CHP’den çıkan partiler yaşamıyor.”
Atatürk’ün adına hürmeten CHP’ye de hürmetimiz var elbet ama bu tez hiç geçerli değil.
Ecevit’in kurduğu DSP cikletten mi çıktı, yoksa CHP’den mi! CHP iktidar olamadı ama DSP oldu. CHP 2024 seçimleri öncesinde hiç 1. parti olamadı ama DSP oldu. Yani oluyor.
Zaten ben uzun zamandır şunu söylüyorum, “AK Parti olmasa Kılıçdaroğlu CHP’si barajı bile geçemezdi” diye. CHP’ye oy veren seçmenin büyük bölümü Kılıçdaroğlu’nun partiye doldurdukları ile aynı sofraya bile oturmazdı.
Bugün artık durum daha da vahim.
Kılıçdaroğlu’nun bir aparat olduğu iyiden iyiye ayyuka çıktı.
Keşke AK Parti’nin aparatı olsa, AK Parti bildik bir parti.
Onur Öymen kitabında daha vahim bir şey söylemişti vaktinde. Artık bence de öyle.
Şimdi seçmenin önüne bir seçenek getirilebilir. Özgür Özel yarın yeni bir parti kursa CHP’nin kifayetsiz muhterisi, Türk siyasetinin aparatı barajı bile geçecek oyu alamaz.
Olur mu demeyin.
Bu CHP’nin baraj altı kalmışlığı vardır yeter ki seçenek olsun.
Utanmayı bilmediği için piroluktan piyonluğa terfi eden de görür tıpış tıpışın ne olduğunu.
Tıpış tıpış evine giderken.”
Cumhurbaşkanı adayını alıp kodese tıkan, şutladığın eski başkanı darbeyle sana kayyum atayan nezaketten, diplomasiden anlar mı?
Başına iş geldiğinde sokağa çıkan, boykot yapan, ben varım diyen milyonlar, durmadan PKK taleplerini dillendirerek siyaset yaptığını unutur mu?
AKP’nin en zayıf olduğu dönemde adayım demeye cesaret edemezsen, Trump’ın desteğini almış bir Erdoğan’a karşı cesaret senden beklenir mi?
Süreci kötü yönettiniz beyler. Size inanan, güvenen milyonları alıştığınız simsar tarzı siyasetle güderiz, hiç bedel ödemeden Türkiye’yi yönetiriz sandınız. Ucuzlattığınız boykot, direniş, hayatı kilitleme eylemlerini konuşmak yerine uygulasaydınız böyle olmazdı. Siz bunu yapabilecek bir yerde oturuyordunuz. Ucuzlattığınız için uzun süre kimse yapamayacak.
Fakat şunu unutmayın, milyonlar bu işi affetmez. Milyonlar yılgın, ama hala öfkeli. Her şeyi biliyor havanızdan vazgeçin, Türklerin sözüne kulak verin. İhtiyacımız para, makam, güç değil - inanç. Bir kerecik olsun seçim sonuçlarından sonra kendine kıyan çocuklar kadar inanın bu mücadelenin hakikatine. O zaman makam arabamız olmadan da örgütleniriz, iktidar da oluruz.
Artık muhaliflerin derebeyi olmayı bırakın, muhalif olun.
Düşünsenize; Yunan ordusu Polatlı’ya dayanmış, top sesleri geliyor... O sırada 1. Meclis’in duvarlarından gürül gürül 'Yiğidim Aslanım' yankılanıyor.
Bugünün CHP genel merkez aklı tam olarak bu. Milyonların haklı öfkesini alıp, koskoca mitingleri devasa bir yas evine çeviriyorlar. İktidarı sarsacak o enerjiyi arabesk bir melankoliyle uyuşturup, kitleleri 'hüzünlenerek devrim yaptık' hissiyatıyla sessizce eve yollamak... Koca bir muhalif habitus'u ağıt yakarak iktidar devireceğine inandırmak, gerçekten ayakta alkışlanası bir pasifizasyon sanatı!