İNSANLIK öyle derin uyuyorki, uyanık birkaç kişiyi deli sanıyor.
Dünyanın sorunu, akıllı insanlar şüphelerle doluyken, aptalların özgüvenle dolu olması.
ɢᴇʀᴄᴇᴋ ɢᴜɴᴅᴇᴍɪᴍɪᴢ
🔸Digital Tek Dünya Devleti
🔹Karbon Ayak İzi - Sosyal Kredi KÖLELİK
🔸#mRNA Aşı
🔹Kalp Krizleri
🔸Digital İNSAN -Digital Para
🔹Metaverse
🔹Hayvancılığın Bitirilmesi
🔸Chrislam
🔹Akıllı Şehirler (açık cezaevleri)
🔸Chemtrails
https://t.co/p3lhnLWXyk
🚨‼️ BREAKING: Declassified CIA files expose U.S. plans to control the world by manipulating the weather.
All those chemtrails in the sky… 100% now confirmed real.
WEF's Klaus Schwab admits it proudly...
"The world will no longer be run by superpowers like America…it will be run by the World Economic Forum and its stakeholders; BlackRock, Bill Gates & the rest of the global elite."
They're not even pretending anymore...
WEF's Klaus Schwab admits it proudly...
"The world will no longer be run by superpowers like America…it will be run by the World Economic Forum and its stakeholders; BlackRock, Bill Gates & the rest of the global elite."
They're not even pretending anymore...
KEKİK Yagından gelen şifalar
CANDİDA,HELİCO BAKTERİ,ROMATOİD ARTRİT(İLTİHAPLI EKLEM ROMATİZMASI,KANSER... TEDAVİSİ YOK DİYENLER...
aktarlarda 3-5 liraya satılan uyduruk kekik yağı değil ev yapımı dogal olanı
FAYDALARI?
Muhteşem bir antijen arınması sağlar
Bedende mantar mikrop bakteri kurt solucan bırakmaz
Bağırsakları çalıştırır
Zayıflatır
Bağırsakları temizler
2 günde bağışıklığı artırır
gözlerin görüşünü artırır
Ülser mide yarasın kısa sürede iyileştirir
kapanmayan yaraları iyileştirir
Ayak kokusunu 2 dakikada önler
bademcik şişliği ve ağrısını hemen keser
kulunç ve yel ağrılarını kısa sürede dindirir
romatizmayı iyileştirir
1 haftada suniziti kurutur
bahar alerjisi ve alerjik hapşırmayı tedavi eder
astıma muhteşem faydası vardır
Damar açar özellikle kalp damarlarını açar
Bedeni ve ruhi dinçlik sağlar
Candida ve helikobakteriyi öldürür
Alkol bağımlılığını tedavi eder
Kan dolaşımını hızlandırır
Mide bulantısını giderir
Mideyi balgamdan temizler
Mide gazını ve şişkinliği giderir
Ağır yemekleri hazmettirir
Cinsel gücü artırır
Şekeri düşürür
Göz kurtlarını tedavi eder
Bağırsak iltihabını kurutur
Ra iltihabını kurutur tedavi eder
Klimayı dezenfekte eder
Maddi ve manevi tütsü olarak muhteşem etkisi vardır. Kekik yağını hastalarıma,
Soğuk algınlığı yaşadıkları zaman (gargara, içecek ve buhar olarak),
Ayak ve herhangi bir vücut mantarı yaşadıkları zaman (topikal krem olarak),
Mide ve bağırsak paraziti durumlarında (içecek olarak),
Sinüzit durumunda (buhar olarak),
İdrar yolu enfeksiyonlarında (içecek olarak),
tavsiye ediyorum. Öncelikle kekik yağının özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Çünkü kekik yağı seçimi oldukça önemli ve ne yazık ki her kekik yağı aynı yapıya sahip değil.
Kekik yağı seçerken özellikle bitki yağları üzerine yoğunlaşmış, doğal üretim yapan ve sertifikalandırılmış bir firmayı tercih etmeniz oldukça önemli. Yoksa bahsi geçen etkilerin hiç birini elde edemezsiniz.
Enfeksiyonlar için kekik yağını bir bardak suya 1-2 damla damlatarak tüketebilirsiniz. Kekik yağını saf olarak tüketmek fazla güçlü etkilerinden dolayı mantıklı değil. Ayrıca yoğunluğunu azalttığınız kekik yağını 10 günü geçmeyecek şekilde tüketebilirsiniz. Uzun süreli kullanımlar hala soru işareti taşımaktadır.
Kekik yağı üst solunum yolu enfeksiyonu ve sinüzit gibi durumlarda içecek olarak tercih edilebilir. Ama bir seçenek daha var.İnhaler yol!Yapmanız gereken şey, bir litre kaynayan su içerisine 4 damla kekik yağı ekleyip su buharını burnunuzdan içinize çekmek.
Yüzeyel enfeksiyonlar için kullanmak istiyorsanız ayrı bir kapta 2 çay kaşığı ekstra virgin zeytin yağı ile 2 damla kekik yağı karıştırıp etkilenen bölgeye sürebilirsiniz.
Ayrıca hamile ve emziren anneler kekik yağı kullanmamalı. Diğer herkesin kekik yağı kullanmadan önce mutlaka hekimine danışması gerekiyor. Gerçek kekik yağı nasıl yapilir?
Kuruduktan sonra kekikler toplanarak öğütülür veya öğütülmeden sapları, yaprakları ve çiçekleri ile birlikte bir şişenin içerisine konulur. Bitkinin üzerine saf sızma zeytinyağı doldurulur. Ağzı hava almayacak şekilde sıkıca kapatılarak bir ay süreyle serin bir yerde bekletilir. Bu süreçte şişenin ağzı hiç açılmaz.
yazıYORUM
Dijitalleşme ve Ekranlara Hapis olan Zihinlerimiz
İnternet teknolojisi ve sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte ''Dijitalleşme'' artık her yerde.
Hepimizin elinde telefon, tablet ; masamızda bilgisayar/laptop var; salonumuzda karşımızda ise televizyon.
Sürekli ekranlara bakarak yaşıyoruz.
Güne ekrana bakmakla başlıyoruz, tuvalete bile telefonla giriyor ve günü bitirirken de yatağa elimizde telefonla giriyoruz.
Dijital ekranlarla dolu bir dünyaya hapsolmuşuz.
Nereye dönerse dönsün önüne cam çıkan akvaryumdaki balıklar gibiyiz. Ekran'larda gördüğümüz herşeyi ayıklamadan ve sorgulamadan emen süngerimsi bir algımız oluştu.
Bu nedenle ekranlarda görünen her şey, onu izleyenler için ham bir deneyim ve gerçeklik olarak ortaya çıkıyor.
Bir de son yıllarda hızla gelişen ve gerçeklik algımızın bozulmasına bile sebep olabilecek kadar gerçekci gözüken oyunlar sözkonusu.
Yakın bir gelecekte takılabilir başlıklar ve gözlükler sayesinde 3 boyutlu bir şekilde gerçeklik ve fizik dünyanın sınırları aşılarak yepyeni bir simülasyon dünyaya gözlerimizi açacağız gibi gözüküyor.
''Ekranlar zihin gözünün retinası haline geldi''
Bu nedenle ekranlar sanki beynimizin fiziksel yapısının bir parçasına dönüştü.
Dolayısıyla ekranlarda gördüğümüz her şey gerçektir ve gerçekliktir.
Ve gerçeklik ekranlarda gördüklerimizden daha az değildir.
Sonuçta, gerçeklik algımızın dışında gerçek olan hiçbir şey yoktur, değil mi?
Tehlikenin farkındasınız değil mi?
Bunu görebiliyorsunuz değil mi?
Gerçekliğe ve dünyaya dair bildiklerimizin çoğunu zaten sosyal medya, televizyon ve telefon ekranlarından gördüklerimiz oluşturuyor.
Popüler kültür ve ana akım medya'nın seviyesizliği; insan zihni ve muhâkemesini dumur'a uğratıp pelte haline getirdi.
Bu yüzden saatlerini ekran başında geçiren insanlar her türlü yönlendirme, algı yönetimi ve manipülasyona da açık hale geliyor.
Gerçekliğe/Dünyaya/Hayata dair bilgilerimiz bir nevi illüzyon ve halüsinasyon.
Dikkatli olmazsak, tamamen illüzyon ve halüsinasyon haline gelecek.
Ve dijital gelecek bir kara delik gibi hayattan kopuk, izole ve aidiyetsiz insanları içine çekecek.
İnsanları yalnızlaştırarak yok edecekler.
Çok ama çok garip, yeni bir dünyada yaşamayı öğrenmemiz gerekecek.
Papa’yı alkışlıyorum.
Bugüne kadar söylediklerimizi özetlemiş.
Papa 14. Leo, yapay zeka çağında insanın korunmasına ilişkin “Magnifica Humanitas” adlı papalık genelgesini yayımladı.
Konu yapay zeka ve kontrolsüz dijitalizm.
Papa özetle diyor ki;
1-Yapay zeka, algoritmalar üzerinden egemenlerin fikirlerini dayatıyor
2- Kontrolsüz teknoloji ve dijitalleşme “yeni kölelik biçimini” dayatıyor
3-Ulus devletler, teknoloji şirketlerine sınırlama getirmelidir
Altına imzamı atıyorum…
Diş temizliğine ve hijyenine çok önem veren biri olarak size bir tavsiye vereyim. Diş ipi değil, kesinlikle ara yüz fırçası kullanın.
Günlük olarak, kaya tuzlu su ve Hindistan cevizi yağı ile de çalkalayın. Uzun süre kullanımında dişleriniz inci gibi parlayacak.
ABD'NİN KÜRESEL ELİT-YÖNETİCİ ÜRETME FABRİKASI: "500'DEN FAZLA DEVLET VE HÜLKÜMET BAŞKANI AYNI TORNADAN ÇIKTI!"
Fransa’nın efsanevi lideri Charles de Gaulle’ün torunu Pierre de Gaulle, Avrupa siyasetini sarsan bir ifşada bulundu.
Siyasetçilerin büyük kısmının CIA destekli "Young Leaders" (Genç Liderler) programı tarafından yetiştirildiğini belirten de Gaulle, "Rusya’nın Avrupa’ya müdahale ettiğine dair iddialar, elitlerimizin Fransız halkına gerçekleri söylemesini engelleyen bir kurgudan ibaret" dedi.
Uluslararası ilişkiler uzmanları ve stratejistler, egemenlik yapılarını hedef alan bu kurumsal modelin, Türkiye dahil pek çok gelişmekte olan ülkede farklı isimler ve vakıflar altında on yıllardır sistematik olarak işletildiğine dikkat çekiyor.
"Bilişsel Sızma" ve Ortak Kimlik Üretimi
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Pierre de Gaulle’ün dikkat çektiği bu yapıları birer "bilişsel sızma" ve "insan kaynakları avcılığı" merkezi olarak tanımlıyor.
Fransız-Amerikan Vakfı bünyesinde 1981 yılından beri yürütülen "Young Leaders" programı, her yıl iki ülkeden geleceğin bakanı, başbakanı, CEO’su veya medya patronu olmaya aday 30'lu ve 40'lı yaşlardaki parlak isimleri radarına alıyor.
İki yıl boyunca kapalı kapılar ardında, Pentagon, CIA ve Beyaz Saray çevrelerinin de dahil olduğu üst düzey seminerlerde "eğitilen" bu isimlerin zihnine, ulusal çıkarlardan ziyade "Transatlantik ittifakın ve Amerikan liderliğinin küresel bekası" fikri kalıcı olarak yerleştiriliyor.
Programın başarısı ise mezunlar listesinde gizli:
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, eski Cumhurbaşkanı François Hollande, IMF eski Başkanı Christine Lagarde gibi küresel sistemin sadık uygulayıcıları bu tezgahtan geçen isimlerden sadece birkaçı.
Aynı Tezgah Yıllardır Türkiye’de de Devrede!
Fransa’da Macron gibi figürleri üreten bu sistemin bir benzerinin, Türkiye’nin yönetim kadrolarını, medyasını ve iş dünyasını dönüştürmek için de uzun yıllardır kesintisiz çalıştığı biliniyor.
Türkiye’deki "genç lider devşirme" operasyonları temel olarak dört büyük saç ayağı üzerinden yürütülüyor:
American Turkish Society (ATS) - Young Society Leaders:
Fransa’daki modelin birebir kopyası olan bu yapı; Türkiye’nin dev holdinglerinin genç veliahtlarını, parlak start-up kurucularını ve ana akım partilerin yükselişteki genç siyasetçilerini New York odaklı bir networkün içine dahil ediyor.
Atlantic Council - Millennium Leadership Program:
Doğrudan NATO ve ABD Dışişleri Bakanlığı stratejilerini fonlayan bu düşünce kuruluşu, Türkiye’deki savunma, enerji ve dış politika bürokrasisindeki "geleceği parlak" isimleri keşfedip Washington’a taşımakla görevli.
Marshall Memorial Fellowship (MMF):
Soğuk Savaş yıllarından beri kesintisiz çalışan bu fon, Türkiye’deki genç parlamenterleri ve gazetecileri haftalarca ABD kurumlarında ağırlayarak, kriz anlarında kendi ülkelerinin milli reflekslerini törpülemeyi hedefliyor.
International Visitor Leadership Program (IVLP):
Doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bu resmi program; hedef ülkelerde gelecekte bakan, başbakan veya kritik bürokrat olma potansiyeli taşıyan genç siyasetçileri daha kariyerlerinin en başında keşfedip Amerikan devlet mekanizması ve vizyonuyla tanıştırmanın en etkili resmi aracı olarak çalışıyor.
İdeoloji Fark Etmiyor: Sağcı, Solcu, İslamcı...
Bu küresel ağların en tehlikeli özelliği, tek bir siyasi ideolojiye bağlı kalmamaları. Sistemin mimarları için adayın sağcı, solcu, seküler veya muhafazakar olmasının hiçbir önemi bulunmuyor; tek kriter "gelecekte güç sahibi olma potansiyeli." İktidardan da muhalefetten de potansiyelli aktörler aynı havuzda toplanıyor.
Nitekim Türkiye’nin yakın tarihine bakıldığında; Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi Soğuk Savaş döneminin sembol liderlerinden, AK Parti kurmayları Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Ömer Çelik gibi muhafazakar aktörlere; sivil toplum, akademi ve medyaya yön veren İlber Ortaylı, Kemal Derviş, Ruşen Çakır ve Aslı Aydıntaşbaş gibi seküler/liberal figürlere kadar çok farklı çizgideki birçok isim, kariyerlerinin erken dönemlerinde IVLP, Eisenhower veya Fulbright gibi Amerikan hükûmeti ve vakıfları tarafından fonlanan liderlik ve vizyon programlarında ağırlanmıştır.
Küresel Bilanço Çok Daha Çarpıcı!
Oyunun dünya genelindeki bilançosu ise çok daha ürkütücü boyutlarda. ABD hükûmetinin resmi verilerine göre, bugüne kadar sadece IVLP programından geçmiş 500’den fazla eski veya mevcut devlet ve hükûmet başkanı bulunuyor.
Kariyerlerinin henüz en başında "keşfedilip" daha sonra ülkelerinde tepe noktalara tırmandırılan sembol isimler, küresel çarkın nasıl döndüğünü açıkça kanıtlıyor:
Avrupa Tornası:
İngiltere’de Margaret Thatcher, Tony Blair, Gordon Brown ve Theresa May gibi birbirine zıt kutuplardan gelen başbakanların tamamı daha koltuğa oturmadan önce bu ağa dahil edildi. Fransa’da ise göreve gelir gelmez ülkesini yeniden NATO’nun askeri kanadına döndüren Nicolas Sarkozy, henüz genç bir politikacıyken 1985 yılında aynı tornadan geçirildi.
Kritik Coğrafyalar ve Küresel Kurumlar:
Orta Doğu tarihini kökten değiştirerek Mısır’ı Sovyet ekseninden çıkarıp ABD-İsrail çizgisine çeken Enver Sedat; küresel sol/liberal rüzgarın sembolü haline getirilen Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern ve hatta bugün Birleşmiş Milletler’in en tepesinde oturan Genel Sekreter António Guterres gibi yüzlerce isim, küresel elitlerin bu erken fark etme ve yetiştirme programlarının birer mezunudur.
Ajanlık Değil, "Kültürel Uyum" Operasyonu
Şunun altını kalın çizgilerle çizmekte fayda var: Bu programlara katılan isimlerin hepsinin "birebir Amerikan ajanı" olduğu anlamına gelmiyor elbette bu yazdıklarımız. Buradaki asıl tehlike ve mekanizma çok daha örtülü işliyor. Bu tarz küresel ağlar; katılımcılarına küresel sistemle kültürel uyum, ortak çalışma zeminleri, birbirini anlama ve uluslararası projelerde/krizlerde birbirini tercih etme gibi konularda muazzam bir avantaj ve refleks birliği sağlıyor. Doğrudan bir talimata gerek kalmadan, aynı vizyon penceresinden bakılması hedefleniyor.
Böylece, ülkelerindeki seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın, tepe yönetimlere daima küresel sistemle uyumlu, Washington eksenli ajandalara itiraz etmeyecek ve kriz anlarında "uluslararası dengeleri" kendi ülkesinin milli çıkarlarının önünde tutacak "tornadan çıkmış" liderler getirilmiş oluyor.
Pierre de Gaulle’ün Fransa özelinde yaptığı bu ifşaat, aslında tüm ulus devletlerin karşı karşıya olduğu "egemenlik devri" tehlikesini ve küresel elitlerin yazdığı tiyatronun arkasındaki görünmez mekanizmayı bir kez daha gözler önüne seriyor.
BILL GATES: “mRNA is really easy and really cheap… we just need to MESS AROUND with it.”
Lipid nanoparticles.
Self-assembling tech.
$2 doses.
“Making the mRNA is really easy and really cheap… we just need to mess around… There are a lot of lipid nanoparticles… Some are very self-assembly…”
He’s not hiding it. While people are still dealing with the fallout from the last round of experimental shots, Gates is openly salivating over the “magic” of turning humanity into his next global petri dish.
HIV.
Malaria.
Bird Flu.
Hantavirus.
Ebola.
TB.
Whatever comes next.
He wants factories pumping out these self-assembling nano-vaccines worldwide — faster, cheaper, no cold chain required. “Mess around” with our biology like it’s a weekend science project.
This isn’t public health.
This is Bill Gates treating the planet like his personal lab.
We’ve seen what “mess around” looks like before.
ENOUGH IS ENOUGH.
Your body is NOT their playground.
@ChristineB56955@ValerieAnne1970@Kelly4Info GRAFEN MADDELİ GENETİK DEĞİŞTİRME VE ZİHİN KONTROL AŞILARI... AŞILANANLAR ONLARIN PATENTLİ MALI OLUYOR, BU KONUDA ABD MAHKEME KARARI DA VAR
@ValerieAnne1970@Kelly4Info How does this work. What are the sides effects. Why do we FUKING need it? What does it consist of. We don’t know what the fuk this crap is, that GATES insists on putting it into everything, especially us. Know one has answered any of these questions to my knowledge.
@ChristineB56955@ValerieAnne1970@Kelly4Info GRAFEN MADDELİ GENETİK DEĞİŞTİRME VE ZİHİN KONTROL AŞILARI... AŞILANANLAR ONLARIN PATENTLİ MALI OLUYOR, BU KONUDA ABD MAHKEME KARARI DA VAR
Many people don’t believe there’s proof that EMF can harm human health.
CHD’s Miriam Eckenfels says there is now an enormous body of research showing its effects.
“We’re not talking about hypotheticals.”
“We’ve seen in cases over and over again, people get sick when they live close to a cell tower.”
“One of the communities that we’ve been working with… in Pittsfield, Massachusetts… had a tower go up in a residential area and almost the entire block got sick within a year.”
“Multiple cancer cases… people had to leave their homes.”
“Children will come home from school and would just vomit and be dizzy… and as soon as they’re outside of the cell tower radius, they’re fine.”
“We see case study after case study, and there’s so much science out there by now of people just getting sick at an increasing speed.”
@seankelly25