Gülnur ablacım komşunun balkonundan etrafı seyredeceğine, yukarı kendi balkonuna çıksaydın ya.
Balkonda ne işin vardı ve neye bakıyordun kısmına hiç girmiyorum bile.
Neyse 26 yıl sonra nur topu gibi yeni hikayemiz oldu.
#CaglaTugaltay#caglatugaltayicinadalet
Rojin Kabaiş soruşturmasında Adli Tıp raporunda bir çok eksiklikle birlikte, "Diatom" testinin uygulanmaması çok büyük bir eksiklik.
Diatom testi ölüm sebebinin suda boğulmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini gösteren en önemli rapordur.
Gerekirse "fethi kabir" yapılarak bu testi yaptıracağız
Bu ülke bana kimseye kefil olmamayı, uzaktan tanıdığım ve güvendiğim insanların bile bilmediğim defoları olduğunu öğretti, bu yüzden Haluk Levent’e ya da Ekrem İmamoğlu’na hiçbir şekilde kefil değilim ancak üç gün önce Portekizli manken, hakkında uyuşturucu kullanmak suçu isnadıyla başlatılan soruşturmada konuyla hiçbir alakası olmamasına rağmen Ekrem İmamoğlu ile cinsel ilişkiye girdiğini söylemiş, beyanı ifade tutanağına geçmiş ve anında sosyal medyaya servis edilmişti. Haluk Levent’in iddiasına göre ise bugün ifadesinde vermek istediği siyasi isimleri ‘konuyla alakalı olmadığı’ gerekçesiyle zapta geçirilmiyor. Kişilerden bağımsız olarak konuşuyorum, hukuk bir gün herkese lazım olacaktır, bu duruma ses çıkarmayan herkes de yarın aynı çarkın dişlileri arasında aynı feryadı etmeye adaydır.
Yabancı biri;
14 yaşındaki mapmasum bir kızı neden öldürsün?
Neden evinde öldürsün?
-Sebep yok!
-Kapıda zorlama yok.
-Hırsızlık yok!
-Boğuşma yok.
-Katil âdetâ evinde gibi çok rahat.
-Ellerini lavaboda yıkıyor.
-Suç aleti bıçağı lavaboda yıkıyor.
-Üzerini değiştiriyor.
-Delil olacak her şeyi toplayıp gidiyor.
-İşini 15 dakikada bitiriyor (anne böyle anlatıyor.)
Nasıl bir yabancı ki bu,
Çağla'nın evde o saatte yalnız olacağını biliyor?
Akla-mantığa-realiteye sığdıramıyoruz @abakingurlek@adalet_bakanlik
Yarın Sakarya’da, 4 yaşından 7 yaşına kadar öz kızına istismarda bulunan bir şahsın davası var. Kendisini ailesine bile mimar olarak tanıtan bu tehlikeli şahıs, çocuğun annesi tarafından suçüstü yakalanmıştır. Yarın avukatlarımız davaya bizzat katılacaklar. Bu toplum zararlısının hak ettiği en ağır cezayı alması için elimizden gelen her şeyi yapacağız!
Yalan var, dolan var, çocuklara istismar var, kökün kurusun karakter yoksunu…
@ucimorgtr@yucelceylancom@avyesimaydinn
8 yıl içinde o kadar iki yüzlü vicdansızlar gördüm ki
Sözde !
Rabia Nazımızın Adaletini sorgulayanlar
Gördük ki
Katillerle birlik yaptılar
Neler yaptılar neler gözlerimizin önünde
Hele dosya bir açılsın
İnşallah o zaman iki yüzlü olanrıda göreceksiniz
Az, kaldı inşallah
Haluk Levent’in Gülistan Doku davasında tutuklanan eski vali Tuncay Sonel’le bile ilişkisi, dostluğu vardı.
Bu adamı “muhalif” diye pazarladılar. Gerçekten yazık.
Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim.
Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu.
Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk. Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık.
Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi.
Peki ya Dersim?
Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı.
Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık. Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”
Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
https://t.co/4XOrPlzk63
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış!
Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası.
Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası.
Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var:
Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir.
Ferhat TUNÇ