Bu, ülkemizin ve ortak insani değerlerimizin VİCDAN ÇAĞRISIDIR:
İftiralarla zindana atılan, ailesinden kilometrelerce uzağa sürülen, Beylikdüzü'nün seçilmiş Belediye Başkanı olmak dışında suçu olmayan Mehmet Murat Çalık'ın canına kast eden tutuklu yargılama DERHAL son bulmalıdır.
Partimize dönük hiçbir kumpas, 19 Mart Darbesi’nden bağımsız değildir.
Bugünkü duruşmanın da; sonuç odaklı değil, partimizi tartıştırmaya, iktidar yürüyüşümüzü kesmeye, mücadele azmimizi kırmaya yönelik süreç odaklı bir siyasi operasyon olduğu ortadadır.
Asla hedeften şaşmayacağız, yolumuzdan dönmeyeceğiz!
Yarın 20.30’da; demokrasi ve adaletin 100 KARASINDA ve darbenin 100. KARA gününde, direnişin kalbinde Saraçhane’deyiz!
Ekrem Başkanımıza, yol arkadaşlarımıza sonuna kadar sahip çıkacağız.
Gençleri, kadınları, emekçileri, emeklileri… Bu ülkeyi seven herkesi her şeyin başladığı yere, Saraçhane’ye davet ediyorum.
Ekrem’i ziyaret ettim, sizlere iletmemi istediği bir mesajı var:
“Zalimliklere kötülüklere karşı, ben milletimin büyük gönlünde ferahlamaya devam edeceğim.”
Helal olsun sana @muratagirel
Söylediklerinin hepsine katılıyorum.
Benzer şeyleri radyoda söylediğim için ne hakaretler yiyorum belli değil.
Ama artık yeter.
Sizin o koltuğa oturmanızdan daha mühim şeyler var bu ülkede. tek tek saymış murat.
Bu ne koltuk hırsıymış arkadaş. Bu ne makam sevdasıymış.
Yeter artık.
Yapamıyorsunuz işte Kemal Kılıçdaroğlu.
Yapamadınız. Defalarca denediniz olmadı.
Her seferinde sonuç hüsran olmakla kalmadı, hep karşı tarafa yaradı.
Bırakın yapabilenler gelsin, gençler gelsin.
Yeter artık.
Bir kez daha yanılttınız Sn. Kılıçdaroğlu…
Arkadaşlarınız bir bir içeri alındı…
Kimi sabaha karşı götürüldü,
kimi doğum gününde
çocuğunun pastasını üfleyemeden…
Siz sustunuz...
Sadece sustunuz.
Oysa böyle durumlarda susmak bazen tarafsız olmak değil,
apaçık taraf olmaktır.
Sustunuz ama futbol, basketbol takımlarının zaferini, anneler-babalar gününü, karne alan öğrencileri kutlayan vb. tweetler attınız bunca hüznün, endişenin, yangının, acının içerisinde hiçbirini kaçırmadınız…
Yangın yerinde telaşa, endişeye düşmüşken insanlar; umursamadınız…
Bir damla su da benden olsun demediniz…
Futbol, basketbol takımlarına bile kutlama mesajınız vardı ama bir annenin hapishane parmaklıkları ardından
çocuğuna sarılamadığı ana dair
tek bir kelimeniz yoktu.
Çınar’ın doğum günü vardı o gün annesi hapise girerken
ve siz ucundan, kıyısından bile bir cümle yazmadınız…
Ne acı!
Bekledim… Bekledik…
Defalarca twitter hesabınıza baktım…
Belki bir cümle…
Belki bir “yanınızdayım”…
Belki bir ses…
Bu ara kutlamaları kaçırmazken bir “doğum günün kutlu olsun evladım” mesajı…
Yoktu…
Ama anlaşıldı...
O meşhur sakinliğiniz aslında
bir bilgelik değil boşlukmuş.
Bomboşlukmuş…
Sahi, mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlığa dönebileceğinizi düşünüyor musunuz?
O koltuk, kimseye sığınak değil…
Ne genel başkanlığı?
Halk, susanları değil,
konuşanları ararken ne genel başkanlığı?
Söz vermiştiniz; yeni bir yol bulacağız demiştiniz…
O yol, hep döndü dolaştı aynı kapıya çıktı…
Aynı masaya, aynı insanlara,
aynı hamle hatalarına…
Sustunuz… Öylece sustunuz…
Bunca insanın hislerine, beklentilerine, umuduna, yeni bir heyecan, soluk arayışına sırtınızı döndünüz…
Size inanıp, güvenmişlerdi...
Omuzunda umut taşımaktan yorgun düşmüş olanları hayal kırıkl��ğına uğrattınız…
En çok ihtiyaç olduğunda
yoktunuz.
Zor zamanlarda bir yudum cesaretin yerine, kişisel hesapların gölgesinde koca bir sessizlik sundunuz...
Bir umutla çıkılan yolun taşlarını
sizin sessizliğiniz döşedi.
O taşların üstünden yürüyenler şimdi
sesleri bastırıyor.
Ve siz hala susuyorsunuz…
Yokluğunuz, varlığınızdan daha çok ses getirdi…
Tweetlerinizin altındaki yorumları okuyorum…
Hemen hepsi aynı.
Herkes benzeri kırgınlığı bazen de öfkeyle dile getirmiş…
Size kırgın olmaya, öfkelenmeye bile değmez artık...
Kırgınlık da, öfke de bir bağdır çünkü...
Bunca yaşanana susanla ne bağ kurulabilir?
Geride kaldınız artık…
Çok geride…
Pişmanlık yolunda geride kalan kilometre taşları derin izlerle dolu…
O kilometre taşlarında Ekmeleddin yazıyor…
“Tıpış tıpış oy vereceksiniz” yazıyor…
“Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” yazıyor…
Mühürsüz oylara sürdürülebilir, son aşamaya kadar itiraz etmemek yazıyor…
Siz bir susuşsunuz artık…
Ama kimse o suskunluğun içinde ardınızda yetim kalmadı…
Çıktı konuştu…
Öğrencilerin önüne kattığı; hiç alışık olunmayan aktivist, enerjik, genç, dinamik bir duruşla tanıştı…
Umutlarını bir kişiye değil,
bir ülkeye, bir hayale, adalete bağlamış olanların inancı sizden çok uzak düştü…
Siz susmuşken, durmuşken yürümeye devam ettiler… Ediyorlar…
Siz bir susuşsunuz artık…
Susuşunuzun ardında var olmaya çalışan cümleler, umutlar size rağmen yeşermeye devam ediyor…
Gelecek, sizin sessizliğinizin enkazı üzerinde değil; susmayanların sesiyle yükselecek.
Gelin hele gelin… Mutlak butlanla mı, neyle geliyorsanız gelin de halk da bir karşılığınız kalmış mı görelim…