@terseharf Okul kelimesi Fransızca "ekol" kelimesinden gelir. Türkçe değil. Öğretmen kelimesi Türkçe, muz kelimesi ise yine Arapçadır. Ayrıca biz de mektep ve muallim kelimelerini kullanıyoruz. Bu dilimizin bir zenginliğidir. Bunun çok da Türk devrimi ile bir alakası yok.
EĞİTİM -0
GÖSTERİŞ -5
Dünya sıralamasında ilk 1000'e giremeyen, skandalları bitmeyen, şiddet, cinayet, cinsel istismar, müfredat değişikliklerine yetişilemeyen, şaibeli sınavların odak noktasına dönüşen, mezun olanların vasıflı olamadığı, işsizliğin merkez binaları olmaktan öte geçemeyen okulların durumu her geçen yılda her biten "eğtim" sezonunda yeni yeni apsürtlüklere imza atmayı başarıyorlar, daha doğrusu tek başarıları Türk kültürüne uzaktan yakından benzemeyen uydurma faaliyetler, eğitime hiçbir katkısı olmayan etkinlikler, bomboş ancak sadece show amaçlı organizasyonlar, bunlarla birlikte iyice suyunun çıkarıldığı sözde mezuniyet müsamereleri..
Bir tek (batı özentisi) üniversite mezuniyet törenlerinde gördüğümüz kep fırlatma ucubesi artık anaokuluna kadar düştü, bebelere sanki çok şey kazandırmışlar gibi bir de yaşlarına uygun olmayan mini etekli dansları yaptırmadan da ilkokula geçiremiyoruz..
İlkokulda da sanki harika temeller atılıyor bu sistem..
Bakın bu sene yaşadığımız bir örneği vereyim; biliyor musunuz neredeyse son bir buçuk aydır okullarda ders işlenmedi, doğru dürüst ev ödevi verilmedi, zira artık o eski idealist öğretmenler yok, yerine arabasının modelini yükseltme ve yeni bir ev alma hedefi olan, okul bitse de falanca yerde tatil yaparız hayali kuran ATM abonesi öğretmenler çoğaldı..
İşte gerek anaokulu gerekse orta ve liselerde eğitim kalitesi de liyakatsiz ve maaş (ATM) memuru öğretmenler sebebiyle (öğrenci kalitesi de ortada iken) gösterişli balolar ve etkinliklerle hezeyanlarını örtmekten öte gitmediği tüm ülke olarak görülüyor ancak hakkını savunamayan veliler yüzünden hiçbir şey değişmiyor bilâkis kötüye gitmeye devam ediyor..
Bunca saçma sapan törenlerin ve ona zıt paralel dibe vuran eğitimin müsebbibi olan 24 yıllık #AKP hükümetine #neden bunlara önlem almıyor görmezden geliyor diye sormak isterdim ancak eminim ki bizden daha iyi görüyor ve biliyorlar ..
Ancak işte bir bam teli soru;
ZATEN AKP BUNUN OLMASINI İSTEDİĞİ İÇİN Mİ #MÜSADE #EDİYOR📷
📍Yer, İznik. Yıl, 1921
Türk köylülerini sığındıkları mağarada yine yakarak ve el bombalarıyla katletti Yunan ordusu.
Köylülerin naaşlarıyla dolu mağaranın önünde işgalci Yunan 11. Tümen askerleri,
ağır koku yüzünden burunlarını kapatıyorlar.
Unutma unutturma!
#GreekWarCrimes
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Esenyurt 1989…
Türkiye’nin birçok yerinde benzer mahalleler vardı…
Hani “Eski Türkiye” güzellemeleri yapıyor ya bazıları… Durum buydu..O zaman da güzel yaşayan mutlu azınlık bilmezdi buralarda yaşanan hayatları.
Bitlis Tatvan'da cuma namazının ardından esnafımız ve vatandaşlarımızla bir araya gelerek gönül sohbetlerinde bulunduk.
Ziyaretlerimiz sırasında; Tatvanlı esnaf kardeşlerimizin halini hatırını sorduk, hayırlı ve bereketli kazançlar temennisinde bulunduk.
Samimiyeti, vefası ve devletine olan bağlılığıyla gönül coğrafyamızın müstesna ilçelerinden biri olan Tatvan’da vatandaşlarımızla sohbet ederek talep ve görüşlerini dinledik.
Bu ülkenin gerçek gücü; sabahın ilk ışıklarıyla dükkânını açan, alın teriyle helal rızkının peşinden yürüyen esnafımızdır.
Esnafımız; sadece ticaretin değil, Tatvan'ımızın huzurunun, dayanışma kültürümüzün ve toplumsal birlikteliğimizin de en kıymetli yapı taşlarından biridir.
Milletle devlet arasındaki gönül köprüsünü ayakta tutan, duasıyla memlekete bereket katan esnafımızın güçlü olması; şehirlerimizin güçlü olması demektir.
Osmanlı Devletinin başına bu İttihatçiler gelmeseydi, iddaa ediyorum 1. Dünya Savaşı çıkması uzardı, çıktığında ise Türk Devleti ve milleti bu kadar rezil olmazdı. İşin ilginç tarafı öyle sinsice propaganda yapmışlar ki "Vatan haini" olarak yargılanılabilecek insanları övgülerle anan onbinleri görüyoruz. İttihatçileri sevmiyorum. Seveni de sevmiyorum...
İzmir'de ilk direnişi göstererek 22 süngü darbesiyle şehit edilen Albay/Miralay Süleyman Fethi Bey
İzmir’in Yunan işgali sırasında ilk direnişi göstererek şehit düşen Albay Süleyman Fethi Bey hakkında konuşan Prof. Dr. Erhan Afyoncu;
-Hasan Tahsin de 1960'lı 70'li yıllara kadar hiç adı olan birisi değil.1960'lı 70'li yıllardan sonra gündeme gelmiştir.
-İzmir'de düşmana karşı ilk direnişi yapan ve şehit olan kişi Süleyman Fethi Bey'dir. Kendisi albay.
-12 Nisan'da düşmanı İzmir'e çıkarmıyor. 15 Mayıs'ta da Asker alma şubesi başkanı, albay. Zito Venizelos diye Yaşasın Venizelos bağırtmaya çalışıyorlar. Bir Türk subayı bağırır mı? Süngülüyorlar.
-Bağırmayınca 20-22 yerine süngülenerek şehit oluyor. İzmir'deki ilk direnişi yapan Süleyman Fethi Bey'dir.
-Süleyman Fethi Bey'i unutmuşuz. Yani ilk şehidimiz İzmir'deki son derece önemli bir isimdir.
-İlk direniş Hasan Tahsin'in değildir. İlk direniş Süleyman Fethi Bey'indir. Tabii o 70'li yıllarda İzmir basınının öne çıkartmasıyla oluyor.