Her gün mütevazı ve kibar ol, hayalindeki hayatı yarat.
rwt ettiğim herşey onayladığım yada onaylamadığım anlamına gelmez, bir bildigim vardır.
Çankaya Ankara
.
Aşmak ve geride bırakmak mühim...
82 yaşındaki Goethe demiş ki:
"Kendimin gerisinde kalamazdım, bu yüzden kendimi aşmak zorunda kaldım..."
.
.
[Boisserée'ye gönderdiği 27 Eylül 1831 tarihli mektuptan. Goethe: Werke (Hamburger Ausgabe), 3: 466]
Hayatımda hiç bir siyasi partiye üye olmadım. İlkkez üye olmak için kuruluşun resmileşmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Özgür başkanın konuşmasından parçaları izledikçe ağlıyorum istemsiz .
@eczozgurozel Boğazımda bir yumruyla dinlemeye başladım, gözlerim yaşla doldu sonra bir derin nefes aldım, eminlikle, inançla sessiz çoğunluktan biri olarak içimdeki sesi söyledim. -yürüyoruz arkadaşlar.
Öfkeli, kibirli, yargılayan, boş ego ve statü ile var olmaya uğraşan insanlara ‘Haklısın’ deyip geçmek sizi düşürmez.
Karşı tarafın bu şekilde var olma çabasını görmezden gelmek, öz saygınızı korumak adına verilecek en güzel cevaptır.
Yolunuzda bir pislik varsa ‘Sen benim önüme nasıl çıkarsın’ deyip üzerine basmazsınız, bulaşmaması için yolunuzu değiştirirsiniz.
Kalben söylüyorum: Canınızın istediğini yapin…
“Canınızın istediği” nedir?
Çoğu zaman canımızın istediği: alışkanlıklarımız, korkularımız, bağımlılıklarımız ve bize öğretilenlerdir. O “can isteği” değildir!
Gerçek canının istediği şey; seni yaptıktan sonra daha canlı, daha özgür ve daha bütün hissettiriyorsa, muhtemelen doğru yoldasın.
Ama seni boş, ağır, bağımlı ve pişman bırakıyorsa…
istediğiniz şeyi yanlış adlandırıyorsunuz.
“İnsan, canının istediğini yaptığında değil; canının gerçekten ne istediğini anladığında özgürleşir.”
Başkaları size hak ettiğinizi değil, içlerinde ne varsa onu verirler.
Hak ettiklerinizi ise sadece kendi kendinize verebilirsiniz, tabii kendinizi neye layık gördüğünüzü biliyorsanız.
Arifler der ki:
"Allah, sevdiği kulun kalbini bazen hüzünle yıkar; çünkü tozlu aynada cemâl tecelli etmez."
Bu yüzden acı, bir ceza değildir.
O, bâtından gelen sessiz bir davettir.
İnsan onu felaket sanır.
Ruh ise onu eve dönüş yolunun ilk işareti olarak tanır.
Ve gün gelir,
çektiğin bütün acıların tek bir isme çıktığını fark edersin:
Yakınlık.
Çünkü en büyük nimet,
hiç incinmemiş bir kalbe verilmez.
En büyük tecelliler,
içinde en derin boşluğu taşıyabilen kalplere iner.
Belki de bu yüzden hikmet ehli şöyle fısıldar:
"Rab, kalbini kırdığında seni terk etmiş olmaz; seni kendi sonsuzluğunu taşıyabilecek kadar genişletiyordur."