SOSYOLOG
İstanbul Üniversitesi-Okul Öncesi Öğretmeni -👫
Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu Mezunu
🌈🎉💣
Demeter Tarımsal Kalkınma Kadın Kooperatifi Kurucu Ortağı
@turkonfed Bşk.Yardımcısı @suatciftci89#DOĞUSİFED Başkanı @MuslumErbayy & Doğusifed Y.K.Üyeleri, #Hakkâri İş Kadınları Derneğimiz ile birlikte @SS_DEMETER kadın kooperatifini ziyaret ederek İş birliği ve kadın istihdamını konuştuk. Misafirperverlikleri için teşekkür ediyoruz.
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nde, Demeter Kadın Kooperatifi olarak eşitlik ve adalet için emek veren tüm kadınları tebrik ediyoruz. Alın teri, mücadelesi ve yarınlara dair umuduyla yolu aydınlatan tüm kadınlara selam olsun.Birlikte üretiyor, birlikte güçleniyoruz.
#5Aralık
Yürümenin yaratıcılık üzerindeki etkisine yönelik 4 araştırma yapılmış Stanford Üniversitesi tarafından. Çok güzel bulgular var. Bazıları şöyle:
📌 Yürümek, serbest fikir akışını gerektiren ıraksak düşünmeyi desteklerken, kısıtlı ve tek cevaplı yakınsak düşünmeyi desteklemedi.
• Iraksak Düşünme (Divergent Thinking): Belirli kısıtlamalar olmaksızın serbest bir fikir akışı yoluyla çok sayıda alternatif fikir veya çözüm üretme sürecidir.
• Yakınsak Düşünme (Convergent Thinking): Belirli kurallara ve mantıksal adımlara dayanarak tek bir doğru cevabı veya en iyi çözümü bulma sürecidir.
📌 Yürüdükten sonra oturan katılımcıların yaratıcılık seviyeleri, hiç yürümemiş olanlara göre anlamlı derecede daha yüksekti ve o anda yürümekte olan grubun seviyesine yakındı. Bu, yürümenin yaratıcılık üzerinde kısa süreli "kalıcı bir etki" (residual effect) bıraktı��ını gösterdi.
📌 Yürüme eyleminin kendisi, yüksek kaliteli ve yapısal olarak karmaşık analojiler üretmenin ana itici gücü olarak ortaya çıktı. Dışarıda tekerlekli sandalyede itilmek (sadece çevresel uyarım almak) yaratıcılığı yürüme kadar artırmadı.
📌 İster içeride ister dışarıda olsun, yürüyüşün yaratıcı üretim üzerinde güçlü bir etkisi vardır.
📌 Bu pozitif etkilerin, sadece dış mekandaki görsel uyarılardan kaynaklanmadığı, bizzat yürüme eyleminin kendisinin yaratıcılığı tetikleyen ana faktör olduğu ortaya çıkmıştır.
İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin ölmeden önce son kez dinlemek istediği şarkı 'Nobahari' ,
"Bir ömür daha lazım ölümümüzden sonra. Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik."
Var ol Oktay Kaynarca!
Var ol Oktay Kaynarca!
Helal olsun Oktay Kaynarca!
Bir an için ağlayacaksınız zannettim.
Lütfen sanat camiasını harekete geçirmeye çalışınız sayın Oktay Kaynarca
Lütfen bu tarz yayınları çoğaltınız
@atvcomtr@MilyonerAtv@AtvHaberTurkiye@yenisafakwriter
"iPhone almayacaksan çocuk yapmayacaksın!"
Bu sözleri söyleyen: 9 veya 10 yaşında bir çocuk.
Yer: Site bahçesi.
Bu sadece bir çocuk inadı mı, tüketim toplumunun en çıplak fotoğrafı mı?
Bu çocuk aslında diyor ki:
"Beni, markaların kimlik belirlediği bir dünyaya getiriyorsan, oyunun kurallarına göre oynamalısın."
iPhone burada sadece telefon değil, sosyal varlığının anahtarı.
Baudrillard'ın "simgesel değer" teorisi ete kemiğe bürünmüş hali bu.
Nesneler artık ne işe yaradıklarıyla değil, neyi temsil ettikleriyle var oluyorlar.
Bu çocuk bize sistemin en dürüst eleştirisini yapıyor:
"Akran grubumda görünmez olmaktansa hiç doğmayayım."
Bu sadece çocuksu bir istek mi, yoksa toplumsal gerçekliğin en saf ifadesi mi?
Ne dersiniz???
“Hayat, Hakkari yolları gibidir.
Her virajında umut, her rampasında sabır, her durağında farklı bir hikaye vardır.
Ve sarp yamaçlarında bile daima ufka uzanır, düşleri”…
Vicdan, sıcak ve yumuşak bir sözcük. Altın değerinde, ağır bir sözcük. Herkesin, kayıtsız, şartsız herkesin saygı duyduğu. Üzerinde hemfikir olduğu bir sözcük. Ancak nerede o ?
Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.Hatta, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır...
#6subat2023
“Eğer sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır.”
Pierre Bourdieu
Tarifsiz bir acı. 😢
Bugün Yüksekova ilçemizde 12 yaşında ki Eslem Teker yavrumuz başıboş sokak köpeklerin saldırısıyla hayattan koparıldı. Peki kim sorumluluk alacak, elbette her zamanki gibi hiç kimse…
Öncelikle Eslem yavrumuza Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Acılarını yürekten paylaşıyorum.
Sokak hayvanları sorununda çözüm üretmekte başarısız olan yöneticiler ve yetkili kurumlar bu sorunun artmasında büyük rol oynamaktadır. Sokak hayvanları konusunda yaşanan sorunlar çözüm yollarının yeterince etkin kullanılmadığını gösteriyor.
Bütün sorumlu kurumlar görevlerini yapıp, bu sorunun çözümünü sağlamalı ve özellikle çocuklar için sokaklar güvenli hale getirilmelidir.