Kurban Bayramı’nın ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Tüm vatandaşlarımın, dünyanın farklı ülkelerindeki, gönül coğrafyamızdaki tüm dostlarımızın, Gazzeli, Filistinli kardeşlerimizin bayramını tebrik ediyorum.
Bayramımız mübarek olsun.
Bugün Marmara Denizi’nde meydana gelen ve İstanbul ile birlikte çevre illerimizde de hissedilen 6,2 büyüklüğündeki depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Depremden hemen sonra başlayan mesaimiz kapsamında biraz evvel AFAD İstanbul İl Afet Müdürlüğümüzde kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdik.
Toplantımızda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum, Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya, Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu, İstanbul Valimiz Davut Gül ve ilgili bürokratlarımız hazır bulundular.
Koordinasyon toplantısında en güncel bilgileri aldık, depremin etkilerini asgariye indirmek için atılan ve atılacak adımları değerlendirdik. Önümüzdeki süreç için gerekli talimatları verdik.
Öğle saatlerinden bu yana yaptığımız arama tarama faaliyetlerimiz neticesinde depremin hissedildiği şehirlerimizde elhamdülillah sıkıntılı bir durum gözükmemektedir. Deprem sebebiyle çok şükür herhangi bir can kaybımız da yoktur.
Vatandaşlarımız müsterih olsun. Devlet olarak tüm birimlerimizle 7/24 teyakkuz halinde kalmaya, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz.
Tekrar tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum.
Rabb’im ülkemizi ve milletimizi her türlü musibetten, afetten, kazadan, beladan muhafaza eylesin.
Ülkenin başına gelen her felaketi fırsata dönüştürmek isteyen habis zihniyet, son beş gündür yaşanan don olaylarında da boş durmadı.
Hasar tespit çalışmaları henüz tamamlanmadan millete korku salma adına her türlü manipülasyona başvurdular.
Gıda arz güvenliğimizin tehlikede olduğundan tutun yurt dışına bağımlı olacağımıza kadar bir sürü tezviratı ortalığa boca ettiler.
Başta hububat, baklagiller ve yağlı tohumlar olmak üzere stratejik öneme sahip tarım ürünlerinde yurt içi gıda arzını olumsuz yönde etkileyecek bir risk elhamdülillah yok.
Lakin -17 dereceye düşen sıcaklıklardan dolayı belli bölgelerde bazı meyve çeşitlerinde sıkıntı söz konusu.
İlk tespitlerimiz kayısı, üzüm, elma, şeftali, nektarin gibi meyve gruplarında farklı derecelerde hasar meydana geldiğine işaret ediyor.
Hasar tespit çalışmalarımızın tamamlanmasını müteakip durum daha net ortaya çıkacaktır.
Bu olay bizlere TARSİM’in önemini tekrar hatırlatmıştır.
TARSİM uygulamasının başladığı 2006’dan bugüne kadar üreticilerimize 38,5 milyar lira prim desteği ve 33,5 milyar lira hasar tazminatı ödedik.
Don, sel, kuraklık gibi durumlardan etkilenmemek için prim bedelinin %70’i kadarının devletimizce ödendiği tarım sigortasının yaptırılması ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıt olunması büyük önem taşıyor.
Çiftçilerimizden bu konuda azami hassasiyet bekliyoruz.
10 bini Millî Eğitim Akademisine olmak üzere toplam 25 bin yeni öğretmen ataması sürecini başlattığımızın müjdesini gençlerimizle paylaşmak istiyorum.
Millî Eğitim Bakanlığımız, atama takvimi ve diğer detaylarla ilgili kapsamlı bilgilendirmeyi önümüzdeki dönemde yapacak.
Bu vesileyle, göz bebeğimiz olan evlatlarımızı emanet ettiğimiz kıymetli öğretmenlerimize emekleri ve fedakârlıkları dolayısıyla ülkem ve milletim adına bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bayramda otoyol ve köprülerimizden 25,7 milyon araç geçti; otobüslerle 9,1 milyon, uçaklarla 6,1 milyon yolcu seyahat etti.
Raylı sistemleri 10,5 milyon kişi kullandı.
Yollarımızdaki bu haraketlilik, ülkemizi yüksek standartlı yol ağıyla donatmamızla doğrudan bağlantılıdır.
Bölünmüş yollarımız, ülkemizin yol ağının %43’ünü oluştururken trafi��in %83’üne hizmet veriyor.
Bu yollarla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında da düşüş sağladık.
2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı yaklaşık 8,5 milyonken şehirler arasındaki ortalama hızımız saatte 40 kilometreydi.
Bugün ülkemizdeki araç sayısı 31,5 milyonu geçmesine rağmen ortalama seyahat hızımız 90 kilometreye çıkmış durumda.
Yani taşıt hareketliliği %195 oranında artarken trafik kazalarında kaza yerinde can kaybı 5’te 1 oranında geriledi.
Trafik güvenliğine yönelik yatırımlarımız, bölünmüş yollarla sınırlı değil.
Yeni yol yatırımlarımız ve güvenlik odaklı uygulamalarımızla trafik kazalarından kaynaklanan can kayıplarını daha da azaltmakta kararlıyız.
Türkiye’nin sert ve yumuşak güç unsurları, daha önce hiç olmadığı kadar dış politikamızda etkin rol oynuyor.
Muhalefet, yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örtmek için Batı’ya, Batılı medya kuruluşlarına yalvarırken biz Türkiye’nin itibarını küresel ölçekte artırmaya çalışıyoruz.
Mandacılık hastalığından kendini kurtaramayan ana muhalefetin bizim bu ufkumuzu, bizim vizyonumuzu, bizim diklenmeden dik duruşumuzu, Türkiye’yi 23 yılda nereden nereye getirdiğimizi anlaması zaten mümkün değildir.
Onlar bırakın dünyayı okumayı, burunlarının dibini bile görmekten acizler.
Ülkemizde son 23 yılda nasıl büyük bir değişim yaşandığını kavrayacak donanıma, bilgiye, kavrayışa da sahip değiller.
Muhalefet görmese de şu gerçeği herkes görüyor ve kabul ediyor:
Türkiye, çok kutuplu dünyada bir kutupbaşı olarak ağırlığını daha fazla hissettirmektedir.
Yeniden şekillenen küresel sistemde Türkiye, inşallah hak ettiği yeri bu sefer mutlaka alacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’i ebedî âleme irtihalinin 28’inci yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum. Mekânı cennet, makamı ali olsun.
Nevruz Bayramı’nı Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında her yıl ortaklaşa kutlamanın zamanının geldiği kanaatindeyiz.
Mayıs ayında Macaristan’da yapacağımız zirvemizde Nevruz Bayramı’nın Türk dünyasının ortak anma ve kutlama günü olarak kutlanmasını teklif edeceğiz.
Ramazan Bayramı öncesinde Filistinli kardeşlerimize destek olmak amacıyla insani yardımlarımızı artırdık.
Ateşkesin yeniden tesisi, zulmün son bulması, soykırım şebekesinin durdurulması için diplomatik temaslarımızı hızlandırdık.
Çocukların kanından beslenen terör devletinin sadece insanlık vicdanında değil, uluslararası mahkemeler önünde de mahkûm edilmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz ve yapacağız.
Şımardıkça şımaran, günden güne daha pervasız hale gelen katliam çetesinin bölgemizi kan deryasına çevirmesine asla izin vermeyeceğiz.
Kendilerince yeni haritalar çizenler kirli ve sinsi emellerine Allah’ın izniyle ulaşamayacak.
Bin yıldır bu coğrafyada yan yana kardeşçe yaşayan milletler olarak barış, huzur ve istikrar dolu geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz.
Yeni gün manasına gelen nevruzun, adına yakışır biçimde yeni bir dönemin girizgâhı olmasını ümit ediyoruz.
Türk milletine mensup olmanın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın onurunu, şerefini yaşayan herkesi terörsüz Türkiye hedefi için güç birliği yapmaya davet ediyoruz.
Türk sinemasının duayen isimlerinden değerli oyuncu Filiz Akın’ın vefatını üzüntüyle öğrendim.
Usta oyuncumuzun ailesine, yakınlarına ve sevenlerine taziyelerimi sunuyor, tüm sanat camiamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Ramazan’ın 22’nci iftarını İstanbul İl Başkanlığımızın kıymetli neferleriyle, değerli dava ve yol arkadaşlarımla birlikte yaptık.
İftar soframızı teşrif eden her bir kardeşime yürekten teşekkür ediyorum.
AK Parti olarak her zaman Ramazan ayını layıkı veçhile geçirmeye gayret ettik.
Genel Merkeziyle, Kadın ve Gençlik Kollarıyla, il, ilçe, belde teşkilatlarıyla ve elbette belediyeleriyle Türkiye genelinde hepimiz sahadayız.
Kalan günleri de en verimli şekilde değerlendirerek inşallah bu Ramazan’ı hakkını vermiş olarak tamamlayacağız.
Bayramda da yine milletimizle beraber olacak, gönüllere dokunacağız.
Bizler millete sevdalanmış bir kadroyuz.
Her birimiz aziz milletimizin hizmetkârıyız.
Allah ömür ve imkân verdikçe hepimiz bu görevimizi en iyi şekilde yerine getirmenin çabasında olacağız.
Kırarak, dökerek, dışlayarak değil; gönüller kazanarak ilerleyeceğiz.
Kamplaşmayı körükleyen, kutuplaşmayı derinleştiren değil; kucaklaşmayı, muhabbeti, konuşmayı ve kardeşliği yücelten tarafta yer alacağız.
Muhalefet ne yaparsa yapsın biz sağduyuyu, sabrı ve sükûneti hiçbir zaman terk etmeyeceğiz.
Yüz binlerce gencin hakkının yendiği diploma sahtekârlığı dâhil ortaya bir sürü pislik saçılıyor…
Sağdan soldan balya balya paralar fışkırıyor…
Yüz milyarlarca liralık korkunç bir vurgundan bahsediliyor…
Ama CHP Genel Başkanı ve şürekâsı bunların hiçbirine cevap veremiyor.
Milletin huzuruna çıkıp “sahtekârlık yoktur, hırsızlık yoktur; yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, irtikâp, iltimas yoktur” diyemiyorlar.
“Ne biz ne de arkadaşlarımız harama el uzatmadı” diyemiyorlar.
Kendi belediye başkanlarına, kendi belediye yöneticilerine; beraber iş yaptıkları, yıllarca birlikte yol yürüdükleri arkadaşlarına kefil olamıyorlar.
Aslanlar gibi çıkıp iddialara cevaplar vermek yerine bize saldırarak, Cumhur İttifakı ortağımıza ve onun muhterem Genel Başkanı’na edepsizlik ederek, sokakları karıştırarak, gençlerin arkasına saklanarak, marjinal sol örgütleri öne sürerek yavuz hırsız misali suç bastırmaya çalışıyorlar.
CHP Genel Başkanı’na soruyorum:
Sayın Özel, neden korkuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz; bu telaş, bu panik havası, bu saldırganlık niye?
Daha düne kadar “şaibe yok” diyordunuz.
Daha düne kadar şeffaflıktan, dürüstlükten dem vuruyordunuz.
Ne oldu da birden etekleriniz tutuştu?
Ne oldu da dizleriniz titremeye başladı?
Şimdi kimi tasfiye edecek, kimi sırtından hançerleyeceksiniz?
Alengirli yollarla şimdi kimin ayağını kaydıracaksınız?
Önce Suriye’de eski rejim artıklarının çıkardığı olayları bahaneyle mezhepçilik fitnesini alevlendirmek istediler.
Alevi canlarımızı kışkırtarak kardeşliğimize pusu kurmaya kalktılar.
Muvaffak olamayınca bir yolsuzluk operasyonu üzerinden milletimizi provoke etmeye kalkıştılar.
4 gündür milletin huzurunu kaçırma, insanlarımızı kutuplaştırma adına ne varsa hepsini yapıyorlar.
Önlerine gelene hakaret etmekten sadece görevini yapan polislerimize saldırmaya…
Yolsuzluk ihbarlarını araştıran yargı mensuplarına gözdağı vermekten sokak terörüyle millî iradeyi baskı altına almaya kadar ne ararsan her şey bunlarda var.
Bugün basın-yayın kuruluşlarını da alenen tehdit ederek nasıl bir ruh halinde olduklarını ifşa ettiler.
İstanbul başta olmak üzere şehirlerimizde bir gerilim ve kargaşa atmosferi oluşturmak için her yolu deniyorlar.
Gelinen noktada şunu çok net görebiliyoruz:
Mevcut yönetim altında CHP, seçmenlerinin taleplerini Meclise taşıyan bir parti değil, gözünü para bürümüş bir avuç belediye soyguncusunu aklayan bir aparata dönüşmüştür.
Belediyelerden nemalanan çıkar şebekeleri, CHP’yi boğazına kadar kire, pasa, çamura, yolsuzluğa, hukuksuzluğa bulaştırmış durumdadır.
Lafa her başladıklarında Atatürk’ün kurduğu parti olmakla övünenler, sırf ağababalarına diyet borçlarını ödemek adına Gazi’nin partisini hırsızların emrine vermiştir.
CHP’ye çökmüş bir avuç paragözün asırlık partiyi parmağında oynatması, “Gazi’nin emaneti” diyerek CHP’ye oy veren insanlarımızı da üzüyor.
Emin olun, samimi CHP’li vatandaşlarımız da İSKİ skandalından 32 yıl sonra aynı rezilliklere tekrar şahit olmayı içlerine sindiremiyor.
Bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum…
Sokaklara çıkarak, yanına sol örgütleri, marjinalleri, Vandallar�� alarak millî iradeye parmak sallama dönemi geride kalmıştır.
Sokak terörüyle siyasete, adalete istikamet çizilen günler eski Türkiye’yle birlikte mazide kalmıştır.
Türkiye demokratik bir ülkedir, bir hukuk devletidir; üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bağımsız bir ülkedir.
Cesaretiniz varsa bırakın demokrasi işlesin, bırakın hukuk işlesin.
Yüreğiniz yetiyorsa bırakın mahkemeler hiçbir baskı altında kalmadan Türk milleti adına kararını versin.
Bırakın akla kara, masumla mücrim hukuk tarafından ortaya çıkarılsın.
Siz ister kabul edin ister kabul etmeyin…
Türkiye’de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir.
Türkiye’de suç işleme özgürlüğü olan imtiyazlı bir azınlık yoktur ve olmayacaktır.
Demokrasinin, hukukun, meşru zeminin dışında çözüm arayanlar bugüne kadar daima avuçlarını yalamışlardır, inşallah bundan sonra da emellerine ulaşamayacaklardır.
CHP ve yandaşlarının tahriklerle kamu düzenini bozmasına, milletimizin huzurunu kaçırmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz.
Türkiye üzerinde operasyon yapılmasına, ameliyat yapılmasına, toplum mühendislikleriyle 85 milyonun arasına yeni nifak duvarları örülmesine müsamaha göstermeyeceğiz.
Bin yıldır olduğu gibi Alevi’si Sünni’siyle, Kürt’ü Türk’üyle, Laz’ı Çerkes’iyle bu topraklar üzerinde bir ve beraber yaşamaya, kardeşçe yaşamaya inşallah devam edeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız, birlik olacağız, diri olacağız; kendi menfaatlerini korumak için 85 milyonun kardeşliğine pusu kuranları hep birlikte bozguna uğratacağız.