30 Ağustos Zaferi; bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin, milletimizin birlik ve kararlılığının tarihsel bir ifadesidir.
Bugün bizlere düşen görev, bu büyük mirasın anlamını çalışma hayatında adalet, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle güçlendirmektir.
Bu vesileyle, kamu hizmetinin asli unsuru olan emekçilerimizin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarının da artık somut biçimde ele alınmasını ve kalıcı çözüme kavuşturulmasını temenni ediyoruz.
▪️Taşeron işçilerimizin kadro beklentisinin karşılanması,
▪️Belediye şirketlerinde çalışan işçilerimizin norm kadro kapsamına alınması,
▪️696 sayılı KHK ile kamu işçisi statüsünde bulunan çalışanlarımızın tayin kısıtlamalarının kaldırılması ve meslek kodu sorunlarının çözülmesi,
▪️42–50 yaş aralığında zorunlu emeklilik uygulamaları nedeniyle mağduriyet yaşayan emekçilerimizin talepleri halinde işe iadelerinin sağlanması,
▪️Üniversite mezunu kamu işçilerimizin eğitimleri, mesleki birikimleri ve liyakat esas alınarak hak ettikleri statüye kavuşturulması artık ertelenmemesi gereken temel taleplerdir.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın, yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir zaferin yıl dönümü olarak değil; emeğin, alın terinin, liyakatin ve adaletin de kazanacağı yeni bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz.
Kamu çalışanlarının sorunlarının görmezden gelinmediği, emeğin karşılığını bulduğu, çalışma barışının güçlendirildiği ve sosyal devlet ilkesinin gereğinin yerine getirildiği bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz🇹🇷
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos; bağıms��zlığın, millet iradesinin ve kararlılığın zaferidir.
Bugün de hedefimiz; adaletin, emeğin ve hakkın zaferidir.
Bu zafer hepimizin🇹🇷
#30AğustosZaferBayramı🇹🇷
Liyakat diyorsanız, önce hakkaniyetli konuşalım.
Kamu işçilerini toptancı bir anlayışla “vasıfsız, sınavsız” diye nitelendirmek liyakati savunmak değil, binlerce kamu çalışanının emeğini ve eğitimini yok saymaktır.
Bugün kamuda ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunu; yıllardır kamu hizmeti yürüten binlerce işçi bulunmaktadır. Sorulması gereken asıl soru şudur:
Üniversite mezunu bir kamu işçisinin diplomasının, eğitimine uygun unvan ve kariyer imkânının yıllarca yok sayılması mı liyakattir?
Üstelik işçi ile memurun ücretlerini birkaç rakama indirerek karşılaştırmak da doğru değildir. Statüler; çalışma süresi, toplu iş sözleşmesi, ikramiye/tediye, görev, sorumluluk, kariyer, tayin ve özlük haklarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Biz kimsenin maaşının düşürülmesini veya hakkının alınmasını istemiyoruz.
Biz, üniversite mezunu kamu işçilerine eğitimlerine uygun statü ve kariyer hakkı tanınmasını istiyoruz.
Memurun emeği değerlidir.
İşçinin emeği de değerlidir.
Diploma da değerlidir.
Liyakat, bir kesimi küçümseyerek değil; herkese eğitimine, niteliğine ve emeğine uygun fırsat tanıyarak savunulur.
1/2
Rakamları da doğru konuşalım!
Bugün birçok memurun maaşı 80 bin TL bandına yaklaşmışken, kamu işçisinin maaşını genelleyerek “90-100 bin TL” şeklinde göstermek gerçeği yansıtmıyor.
Kamu işçisinin bordrosunda gelir vergisi dilimleri başta olmak üzere ciddi kesintiler bulunuyor. Ayrıca ikramiye ve tediyeleri aylık düzenli ücretmiş gibi maaşa ekleyip yüksek bir rakam ortaya çıkarmak sağlıklı bir kıyaslama değildir.
Kaldı ki mesele “işçi çok alıyor, memur az alıyor” meselesi değildir.
Memurun hakkı memura, işçinin hakkı işçiye teslim edilmelidir. Üniversite mezunu kamu işçilerinin talebi de kimsenin maaşını azaltmak değil; diplomasının karşılığını alabileceği, eğitimine uygun statü ve kariyer hakkına kavuşmaktır.
Liyakat diyorsak önce doğru rakamlarla, doğru bilgilerle konuşalım.
2/2
Kamuda 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak görev yapan üniversite mezunu işçileriz. Yıllardır kurumlarımızda alın teri döktük, kurumlarımıza sahip çıktık, üstümüze düşen her görevi eksiksiz yerine getirdik.
Ne var ki emeğimizin karşılığını statümüz nedeniyle tam olarak alamıyoruz. Aynı masada, aynı koridorda, bazen aynı görevi yapan memur arkadaşlarımızla aramızda; kadro güvencesi, kariyer imkanı ve sosyal haklar açısından derin bir uçurum var.
Bizler bir ayrıcalık istemiyoruz. İstediğimiz; üniversite diplomamızın, yıllardır verdiğimiz emeğin ve gösterdiğimiz liyakatin karşılığı olarak, talep eden üniversiteli işçilere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na geçiş hakkının tanınmasıdır.
Bu, binlerce ailenin geleceğini ilgilendiren, adaletli ve zamanı çoktan gelmiş bir düzenlemedir. Sesimizin Ankara’ya, meclise, çözüm mercilerine ulaşmasını istiyoruz.
@RTErdogan@_cevdetyilmaz@hasandogan@memetsimsek@isikhanvedat@MemurSenKonf@aliyalcin@OnderKahveci@Kamu_Sen@TBMMGenelKurulu@tcbestepe@NumanKurtulmus@Akparti@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@AhmetAYDIN_02@abuyukgumus@vedatbilgn
Bu haklı davamıza destek veren herkese teşekkür ediyor, ilgili tüm yetkilileri bir kez daha bu konuda adım atmaya davet ediyoruz.
#UniversiteliStatuHakki
@tlnozr44@memurbulteni Kamuda çalışan üniversite mezunu işçiler, yükseköğretim düzeyinde edindikleri bilgi, becerilerle kamu hizmetlerinin nitelikli sunumuna katkı sağlamalarına rağmen, “işçi” statüsünde çalıştıklarından birçok yapısal ve mesleki kısıtlamayla karşı karşıya kalmaktadır.#statüdeğişikliği
Eğitimimize uygun statü, daha güçlü bir kamu yönetimi ve daha verimli hizmet demektir. Üniversite mezunu işçilerin sesi duyulsun. #KamudaUnvMezunuMemur
Kamuda üniversite mezunu işçiler olarak tek beklentimiz; eğitimimiz, tecrübemiz ve emeğimizin kamu personel sisteminde karşılık bulmasıdır. Adalet, liyakat ve fırsat eşitliği doğrultusunda memur statüsüne geçişi sağlayacak düzenlemenin hayata geçirilmesini umut ediyoruz.
#KamudaUnvMezunuMemur