Sistem kuralları yazar, tesadüf ise o kuralların arasındaki boşluklara sızarak anlamı doğurur. Düzen, kendi sınırlarını ancak tesadüfün çarptığı duvarlarda keşfeder.
Osmanlı Sarayında paşalar, beyler kuştütü yataklarda keyif çatıp altın kadehlerden şerbeti yuvarlarken, arka mahalledeki kör bir kuyunun dibinden ömrü tersanede kürek çekmekten çürümüş 18’lik bir forsa çocuğun kemikleri çıkıyor topraktan.
Arkeoloji dediğin öyle altın maskeli mumyaların lüksüne, ihtişamına çökmek değil,o sarayları kanıyla kuran ama adı tarihten silinen binlerce kölenin hakkını çölün kumundan söküp almaktır. Mevzuyu krallar yazar, asıl raconu arkeoloji keser :ppp
Gençken her şeyi biriktirirsin, Eşya, insan, anı, hırs... 40'tan sonra ise tek lüksün hafiflemektir. Hayatın yarısı toplamakla, kalan yarısı çöpleri atmakla geçiyor
Gerçek adalet, güçlü bir insanın gücünden vazgeçebildiği an başlar ki bu insan doğasına aykırıdır. Bu yüzden dünya asla adil olmayacak. Bizler sadece kendi haksızlıklarımıza sessiz kalıp, başkalarının haksızlıkları üzerinden erdem sinyali veren ikiyüzlü yargıçlarız.