Bir fincan kahve alın. Para, iş, ilişkiler, zaman… Hepsinde aynı kural işliyor. Çoğu insan bunu bilmiyor. Bilenler ise çok daha az çabayla çok daha fazlasına ulaşıyor. Bugün size bunu anlatacağım.
Adı: 80/20 Kuralı 👇
@BurgerKingTR 25 haziranda yerinde verdiğim siparişte paketi eksik ürün ile teslim etmişler. Müşteri hizmetleri yok yapay zekaylacevap verip inceleniyor diyorlar. Gidip tüketici hakem heyetine mi başvuralım. Dolandırıcılar
Bir fincan kahve alın. Hepimiz yüksek enflasyonla boğuşuyoruz. Enflasyonun birikimimizi ve yaşam maliyetimizi nasıl etkileyeceğinden endişeleniyoruz. Size enflasyonun işletmeler ve yatırımcılar için neden bu kadar tehlikeli olduğunu adım adım anlatacağım.
Bir kahve dükkanı zincirine sahip olduğumuzu düşünelim. Her yıl 5 milyon TL’lik kahve satıyoruz, 1 milyon TL’sini kâr olarak cebimize koyuyoruz. Yıllık ciro 5 milyon TL, maliyetler 4 milyon TL, yıllık kâr 1 milyon TL. Enflasyon sıfır olsaydı bu performansı her yıl tekrarlar, her yıl 1 milyon TL nakit çekebilirdik. İstikrarlı ve güvenilir bir gelir kaynağı.
Peki enflasyon yılda %30 olursa ne değişir? Müşterilerimiz kahvemizi çok sevdiği için fiyatlarımızı da %30 artırabildiğimizi varsayalım talepte düşüş olmadan. Ciromuz 5 milyon × 1,3 = 6,5 milyon TL olur. Ama maliyetlerimiz de kira, çekirdek, maaşlar %30 artar: 4 milyon × 1,3 = 5,2 milyon TL. Kâr: 6,5 milyon eksi 5,2 milyon = 1,3 milyon TL yıldan yıla %30 artış. Kötü görünmüyor. Peki sorun nedir?
Kısaca sorun: Sermaye. Dükkanlarımızın stok ve sabit varlıklara kahve çekirdeği, espresso makineleri ihtiyacı var. Enflasyon yüksekken bunları yenilemek de pahalılaşır. Sürekli yeni sermaye pompalamak zorunda kalırız. Ve her yeni sermaye TL’si, işletmeden çekemeyeceğimiz bir TL’dir.
Rakam koyalım. Dükkanlarımıza 3 milyon TL sermaye koyduk i ciro başına 0,60 TL. Enflasyon sıfırken bu yatırıma her yıl 1 milyon TL kâr çekiyoruz, yaklaşık %33 getiri. Ancak enflasyon %30 olunca sermaye de aynı oranda büyümek zorunda: 3 milyon × 1,3 = 3,9 milyon TL. Ek 900 bin TL kârımızdan gidecek. 1,3 milyon TL’lik kârımızın 900 bin TL’sini işletmeye geri yatırmak zorunda kalacağız sadece 400 bin TL çekebileceğiz.
İşte enflasyonun sorunu bu. Çekilebilir nakit 1 milyondan 400 bine düştü enflasyon %30 olmasına rağmen %60’a yakın düşüş. Üstelik bu 400 bin TL de değer kaybetmiş liralarla: 400 bin / 1,3 = yaklaşık 308 bin TL eder. 3 milyon TL’lik yatırımımıza reel olarak yıllık yaklaşık 308 bin TL çekebiliyoruz yüzde 10 civarı reel getiri. Enflasyon, gerçek getirimizi %33’ten %10’a düşürmüş. Bu da fiyatlandırma gücümüz olduğunu varsayarak. Fiyatlandırma gücümüz yoksa düşüş çok daha keskin olur.
Bu yüzden enflasyonlu dönemlerde fiyatlandırma gücü yüksek ve sermaye ihtiyacı düşük işletmeleri aramalıyız. Yüksek stok tutmak zorunda kalan perakende ve sanayi şirketlerinin hisseleri bu yüzden enflasyon beklenenden yüksek çıktığında sert düşer sürekli sermaye ihtiyacı, ortağın cebine giden parayı eritir.
Türkiye’de yıllardır yaşadığımız yüksek enflasyon ortamında bu mekanizma her gün, her sektörde işliyor çoğu zaman fark edilmeden. Bir şirkete bakarken sadece “kârı büyüyor mu” diye sormak yetmez. “Bu büyüme ne kadar sermaye yutuyor” diye sormak gerekir. Kâğıt üzerinde büyüyen ama cebinize hiçbir şey kalmayan bir işletme en tehlikeli tuzaklardan biridir.
Bu yazıyı beğendiyseniz faydası olabilecek kişilerle paylaşın lütfen.
20/
Fiyat ile değer arasındaki o fark işte yatırımcı ile spekülatör arasındaki fark da tam orada başlar. Siz bir hisseye bakarken hangi soruyu soruyorsunuz: “Bu ne kadar yükseldi?” mi, yoksa “Bu gerçekten ne kadar eder?” mi?
Bu yazı işinize yaradıysa paylaşın belki birisinin işine yarar.
Finans, para psikolojisi ve piyasa gözlemi üzerine yazmaya devam ediyorum. @3Pfinans
1/
Bir fincan çay alın.
Buffett’ın bir sözü var: “Fiyat ödediğiniz şeydir. Değer ise aldığınız şeydir.” Bu iki kelime arasındaki fark, borsada kazananla kaybedeni ayırır.
Bugün bir şirketin gerçekte ne kadar “ettiğini” nasıl anlarız, adım adım anlatacağım. Sonunda bunu kendi başınıza nasıl yapacağınızı göreceksiniz.
19/
Önemli olan şu: Hiç hesap yapmadan, sadece grafiğe veya gündeme bakarak alım yapmak ile şirketin kazanç gücünü, büyüme patikasını ve makro ortamı düşünerek bir değer tahmini yapmak arasında uçurum var. Birincisi kumar, ikincisi yatırım.