Palavrayı bırakalım.
Nasıl başladı bu “yürüyüş”?
Herşey çok güzel olacak, dendi.
Oldu mu?
Bakalım:
1. Adamın birisi 2023 CB seçiminin kaybedildiği gecenin sabahında düğmeye bastı ve “CHP’de değişim” dedi.
2. Mütegallibenin partimize sızdığını ve örgütlendiğini 19 Temmuz 2023’te kamuoyuna sızdırılan zoom toplantısında öğrendik.
3. Adamın birisi devam etti ve 9 Eylül 2023’te, “CHP değişecek, Türkiye değişecek” dedi.
4. Adamın birisi devam etti gene. CHP’nin DNA’sıyla oynadı ve 38. Kurultayı satın aldı ve “gel Özgür seni genel başkan yapıyoruz” dedi.
5. Adamın birisi karabasan gibi 100 yıllık partimize resmen çöktü.
6. …Ve sahneye iki santroforlu teknik direktör olarak Özgür bey çıktı. Bir yanımda Ankara, bir yanımda İstanbul ve ortada ben Manisa pozuyla bir süre durumları idare etti.
7. Adamın birisi huylandı. Ne Ankara’sı, ne Manisa’sı; İstanbul gibi nimet ortada dururken, diye kükredi. Aslan Özgür miyavladı.
8. Daha ortada seçim meçim yokken, CB forsu genel merkezin bayrak direklerine çekilmişken, Manisa’nın mesir macunlarıyla İktidarın küçüklü büyüklü ortaklarıyla hediyeleşip halvet olmuşken olacak iş miydi bu? Bir kez daha miyavladı Aslan Özgür.
9. Adamın birisi kararlıydı. Gene kükredi. “Seni ben oturttum o koltuğa, kodum mu oturturum, kıvırmayı bırak, hemen bir yolunu bul ve CHP’nin tek cumhurbaşkanı adayının “BEN” olduğunu açıkla!”dedi.
10. Aslan Özgür “çok demokratik” bir yol buldu. Tek adaylı önseçim! CHP tarihindeki “birinci ve tek” en demokratik önseçim budur.
11. Meğer adamın birisinin çok acelesi varmış. Kendisine yolsuzluk operasyonu yapılacağını taaa bir yıl önceden öğrenmiş. Kendi tayfasını toparlamış; neyi, nasıl, nereye sokuşturur da bu vartayı atlatırız planları yapıyormuş arka odalarda.
12. Ama Aslan Özgür herşeyi bildiği halde halkımızın önüne çıktığında renk vermemiş.
13. Dayanışmayı büyütmüş de büyütmüş. Bir de ne görelim, o çok demokratik önseçimi, ülke genelinde başlatılan fason dayanışma imzalarıyla taçlandırmasın mı?
14. Adamın birisi partinin tek adayı, halkın gözbebeği olmanın verdiği özgüvenle, bir sabah erken, sanki hiçbirşeyden haberi yokmuş, ilk kez duyuyormuş gibi yaparak; evinin yatak odasından çektiği ikinci bir videoyla başlattı “direniş”ini! Biliyorsunuz ilk video “değişim” di.
15. O saatten sonra herkes anladı kimin Aslan, kimin fare olduğunu.
16. Ama Aslan Özgür gene renk vermedi. Yürüdü karanlığın üstüne. Ara seçim dedi, erken seçim, dedi. Ha bugün dedi, ha gelecek bahara dedi. Dedi de dedi. Yürüdü de yürüdü. O yürüdükçe, hedef uzaklaştı. Yürümeyi bıraktı koştu. Hedef daha da uzaklaştı.
17. Bu arada bir de baktı ki, adamın birisinin kendisini kazığa oturtur gibi oturttuğu koltuk; partiyi ele geçirmek için taaa 3 yıl önceden yaptığı hileleri, desiseleri, adam ayartmaları kabak gibi ortaya çıkınca, altından kaymaya başladı.
18. Aslan Özgür telaşlandı. Aldı mesir macunlarını karşı mahalledeki dostlarının kapısına dayandı; ben sizin kahramanınızım, bunu bana nasıl yaparsınız, diye çıkıştı.
19. Onlar da, sen hele bir şu terörsüz Türkiye işine gir, gerisini biz hallederiz, dediler. O da girdi.
20. Ama adamın birisi pirelendi. Parti yönetimi, kendisinin direnişi varken ve hapisteyken “başkanım Özgür”başka bir sorunu nasıl gündeme taşırdı? Kükredi de kükredi.
21. Özgür pıstı. Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli halkası olan İmralı ziyaretini -üstelik söz vermişken- yapamadı!
22. Kader ağlarını örmüştü bir kere. Önce adamın ona hediye ettiği koltuk gitti.
23. Direndi Özgür. Arka planda olan bitenden habersiz yüzlerce, binlerce, milyonlarca masum insanı kandırarak umutsuz direnişlere kalkıştı. Yürüdü de yürüdü.
24. Herşeyini kaybetmiş insanların son hamlelerini yaptı. Parti genel merkezini gasp etmeye kalkıştı. Olmadı. Adamın birisiyle arkadan döndürdüğü dolaplardan habersiz insanları, vicdan yaparak yollara dökmeye çalıştı. Olm
Şişli Belediyesi'ne kayyım olarak atanan Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, Kuştepe Mahallesi'nden Adıyaman Menzil'e otobüs kaldırdı. Tarikata verilen destek ve fotoğraflar sosyal medyadan duyuruldu. https://t.co/wEqo6EgB1j
#TarikatlarDağıtılsın
@ismailozcan06 ADAM BİR NUMARALI ATATÜRK VE TC DÜŞMANI. BUNU HALA ANLAMAYANLAR YA ZIR CAHİL YA DA HAİNDİR! BU ARADA ÖZEL-İMAMOĞLU DA KEMALİST DEĞİLDİR. ZATEN KEMALİSTLERİ KILIÇDAROĞLU CHP'DEN ATTI....
💢 Erdoğan, Nato sonrası basın toplantısında, Ege'de Yunanistan'ın kara sularını 6mil üzerine çıkartması durumunda bu durumu savaş nedeni sayan TBMM'nin 1995 tarihli "casus belli" kararını önemsiz saydı ve dikkate almamayı ima etti, Türk halkının büyük kısmının bu kararı bilmediğini ve haberdar olmadığını söyledi.
Adalar Denizi'ndeki kara suları sorununun Yunanistan ile karşılıklı görüşüp, halledilebileceğini söyledi.
Erdoğan'ın bu açıklamalarını hiç olumlu görmedim, umarım baskılar karşısında meclisin "casus belli" kararını yok sayıp Ege'de taviz vermezler.
@can_atakli_ GERÇEK ŞU Kİ NE KILIÇDAROĞLU NE DE İMAMOĞLU CHP'Lİ DEĞİL. BUNU ÖĞRENMEK İÇİN İMAMOĞLU'NUN YAPTIRDIĞI TURGUT ÖZEL MÜZESİ'NİN AÇILIŞ TÖRENİNDE İKİLİNİN YAPTIKLARI KONUŞMALARI DİNLEYİN. GOOGLE'DA BULABİLİRSİNİZ. İMAMOĞLU BİR ÖZAL HAYRANIDIR VE YAPTIRDIĞI MÜZEDE BUNU AÇIKLAMAKTA.
Geçtiğimiz ay DEM’ li Sırrı Süreyya rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. ricali devlet dahil memlekette kim varsa hastane önünde kuyruk oldu. Memleketin en iyi lüks hastanesi Florance nightingale ve en iyi doktorları seferber edildi. Süreci ekranlardan dakika dakika verildi.
Yani son günleri dahil bir hıyrını görmediğini söylediği cumhuriyetin tüm imkanlarını dibine kadar sömürdü.
Okumak için Ankara’ya geldiğinde Cumhuriyetin sağladığı imkanlarla ilk defa bir ögünde 3 çeşit yemek yenildiğini tecrübe eden Sırrı ömrünü ona bu imkanları sağlayan cumhuriyete karşı savaşmakla geçirdi.
Teröristbaşına babam dedi, devletin yıkılması milletin bölünmesi için terör örgütünün siyasi kanadında yer aldı, PKK’ lı leşler için şehit kavramını kullandı, sözde Ermeni soykırımı dahil her meselede Türk milletine hasımlık güttü.
Bu hasımlıkları güderken vekil oldu, Meclis başkan vekili oldu. Teröristbaşına babam dedi, barış elçisi oldu. Postacılığını yaptığı terör örgütünün taleplerini kabul etmezsek örgüt tarafından öldürüleceğimizi ima etti ve ölüm haberini verecek başçavuşun evimize geleceğini söyledi. Tartıştığı Enver Ayseveri evine örgütü yığmakla tehdit etti. Bu haliyle sevimli adam oldu. Barış elçisi oldu.
Ömrü Cihangir’in sosyetik mekanlarında geçti. Bu şatafatlı hayatı yaşarken muhalif aydın!!! sayıldı.
Dün Nihat Genç abimizin entübe edildiği haberini aldık. Bir gün evvel hastaneye gitmiştik. Yenge hanım ve oğlu vardı.
Nihat abi bir kuzey fırtınasıydı. Doğru, deli, dolu.
Hayatını bu millet için yaşadı. Kalemi bu toprakların en güzel hikayelerini yazdı. Eyvallahsızdı. Yeri geldi seyyar satıcılık yaptı.
Bir gün akşam yürüyüşü yaparken, gel dedi şurda sana bir döner ısmarlayayım. Abi aç değilim dedim. O an göz göze geldik, Fatih dedi param var. Param var dediği buraya yazsam pek çok insana komik gelecek bir rakamdı. İçim sızladı. Kitaplarından dolayı biraz telif gelmişti.
Hayattaki mal varlığı bir evi oldu. Evi aldığında aramış ve o çocuksu heyecanıyla evim var artık Fatih demişti. Ev görmesine eşimle gittim. Evi nasıl bir heyecanla gezdirdiğini anlatabilmek için Nihat Genç olmam lazım.
Yazacak çok şey var. Ancak yazacak takatim yok.
Sırrı, Cihangirin sosyetik mekanlarında muhalif aydın??? rolü keserken Nihat abi Yüksel caddesinde Engürü kıraathanesinde oturuyordu.
Nihat abi biricik evladına iş bakarken Sırrının kızı ve damadı Alaçatıyı üstlerine yapıyordu.
Bu toprakların soylu çocuğu Nihat Genç hastanede entübe halinde. Tedavi gördüğü hastaneye gelip gidenler sadece dostları. Ne ricali devlet var ne mersedeslerle, makam şoförleriyle gelenler…
Bir tarafta Cumhuriyet için yaşayan ve yazan Nihat abi diğer yanda Sırrı… Bu turnusol mahiyetindeki iki hayat size bir şey anlatamıyorsa benim yazarak anlatmam imkansız. Ne yazalım, ne anlatalım…
Abi iyi ki bu dünyadan geçtin!
İyi ki seni tanıdık!
Eyvallahsız olmak ruhumuzda vardı belki ama sen bizim ruhumuza dokundun!
Su oldun, ışık oldun, rüzgar oldun!
İstanbul Üniversitesi Rektörü Osman Bülent Zülfikar, Diş Hekimliği Fakültesi mezuniyet töreninde protesto edilmişti.
Zülfikar’ın konuşmasından bir bölüm:
“Burada mezun olan öğrencilerimizin içerisinde kaç tanesini bebekleriyle görmek isterdim, yavrularıyla görmek isterdim. Ellerini tutarak gelmelerini görmek isterdim. Çünkü yaşınız en uygun, en verimli zaman. Bunları asla unutmamak lazım. Ama tabii ki öyle bir anlayışa geldik ki hep öteleriz.”