IBAN’dan, açıklama yazmadan ödeme alan esnafın hesabına giden 1.000 TL’yi tespit edip vergi cezası kesmeni sağlayacak yapay zekâ destekli sistemlerin var. Ama fon piyasasında bir senede %40.000 getiri sağlayan fonun döndürdüğü pisliği tespit edecek mekanizman yok. Öyle mi?
Muhalif gazeteci, belediye başkanı veya sosyal medya fenomeni gözaltına alındığında sekiz açıdan, 4K çözünürlükte; elleri arkadan kelepçeli, kafası öne eğik şekilde karakola götürülürken görüntülerini servis edebiliyorsun. Ama bu fon olayının başındaki adamların gözaltı videoları tost makinesiyle çekilmiş gibi: karanlık, çamur gibi görüntü; suratları bile belli olmuyor. Öyle mi?
Millet yurt dışında okuyan çocuğuna 1.000 euro harçlık gönderirken banka 50 tane açıklama, izah, belge talep ediyor; havale MASAK denetimine takılıyor. Ama bu adamların İsviçre’ye gönderdiği yüz milyonlarca frankı tespit edemiyorsun. Öyle mi?
Bu iş sıradan bir dolandırıcılık hikâyesi değil. Kaybolan para ne kadar büyükse, işin skandal boyutu daha da büyük.
Mağazaların kasada zorla telefon numarası istemesinden gerçekten bıktım. Dün yine iki ürün aldım. Zaten aynı ürünleri pazaryerlerinden daha pahalıya satıyorlar. Kasada telefon numaramı vermek istemediğimi söyledim, cevap: “O zaman %40’a varan indirimden yararlanamazsınız.” Ortada %40 indirim falan da yok. Sistem şu: Numaranı verirsen normal fiyat, vermezsen ceza fiyatı. Ben alışveriş yapıyorum, sadakat programına üye olmuyorum. Telefon numaram neden ürünün fiyatını belirliyor? Bu artık “kampanya” değil, kişisel veriyi vermeye zorlama yöntemi. Gerçekten merak ediyorum: Devlet bu işe daha ne kadar seyirci kalacak? @ticaret@omerbolatTR@KVKKurumu@etuketici
Bir vatandaşın isyanı:
“Dişim ağrıdan duramayacak hale gelince devletin ağız ve diş sağlığı merkezine gittim.
Röntgen çekildi, ‘Bu dişe kanal tedavisi lazım’ dediler. Tamam, yapalım dedim. ‘Burada bugün yapamayız, endodontiden randevu almanız gerekiyor’ dediler.
MHRS’ye giriyorum randevu yok. Birkaç hafta sonrasını bekleyecek halim de yok; gece ağrıdan uyuyamıyorum.
Mecburen özel dişçiye gittim. Adam aynı gün kanal tedavisini yaptı, dolgusunu kapattı. 6.500 TL ödeyip çıktım.
Şimdi benim anlamadığım şu:
Ben yıllardır SGK primi ödüyorum. Devletin koskoca diş hastanesine gidiyorum, doktor var, cihaz var ama tedavimi yaptıramıyorum. Sonra mecburen özelde binlerce lira ödüyorum.
Parası olmayan ne yapacak? Ağrıya mı dayanacak, dişini mi çektirecek?
Madem kanal tedavisi için sonunda özele gideceğiz, devlet diş hastanesinde bu bölümler neden var?”
Geçen sene İsviçre'de yediğim trafik cezası için Ziraat Bankası'ndan ceza tutarı olan 127 euro'yu banka aracılığıyla gönderdim, Ziraat Bankası benden bir sürü evrak istedi bu para niye gidiyor, sebebi ne diye. Ponzi foncular 1.7 milyar TL para yollamış kimse bu nedir diye sormamış.
Vodafone bayiye gidiyorum, engelli raporumu getirdim tarife indirimi için diyorum onu biz yapamıyoruz sistem çalışmıyor karşı bayiye gidin oradaki arkadaş halleder ben şimdi arıyorum diyor. Karşı bayideki yırtık hanımefendi cümlemin bitmesini beklemeden onda olmayan sistem bende nasıl olcak sen anlamamışsındır diyor. Hanımefendi onu yönlendiren kişiye sormalısınız diyorum hayır yanlış anlamışsınızdır diyor asla anlatmama müsade etmiyor sanki hikayedeki salak benmişim gibi. Engellinin işlemini halletmemek için 40 takla atıyorsunuz şikayet edicem diyorum istediğin yere et diyor. Şimdi soruyorum size bu çalışanlarınıza ne vadediyorsunuz da bu kadar kaygısızlar? Sürekli vatandaşa sen anlamamışsındır diyerek geri zekalı yerine koymayı siz mi tembihliyorsunuz? Neden Çanakkale merkezdeki hiçbir bayinizde engelli işlemlerim hiçbir zaman halledilmiyor? Davamı taşıyabileceğim en üst merciye taşıyacağım. Sadece görmüş olduğum muamele için. @VodafoneTR@vodafone@VodafoneUK@VFreeZone@VodafoneDestek@tuketicienstitu@TuketiciBasvuru@thdankara@ezgiyenn
Gsm operatörleri nasıl bu kadar ‘keyfi’ çalışıyorlar anlayabilmek mümkün değil.
30 yıldır müşterisi olduğum operatör, müşteri sadakatini ödüllendireceği yerde, eski aboneye yeni aboneden daha pahalı bir paket ücretini nasıl çıkarabiliyor? Üstelik yeni gelen müşteriye rahatça uygulanan, mevcut olan statünden (premium/red/platinium vb gibi) bir daha düşük bir pakete ikna edilmeye çalışılıyorsun. Bununla ilgili bir yaptırım, müşterinin adil çözüm hakkını rica ediyoruz. @Turkcell@VodafoneTR@TurkTelekom@BTKbasin@RekabetKurumu@ticaret
FİLLİ BOYA’NIN SAHİBİ - GÖZDE AKPINAR
Henüz 25 yaşındaydı.
Babasını kaybetti.
Babasının prensesiydi.
Ailenin tek çocuğuydu.
Sektöründe Avrupa'nın en büyük fabrikası, 340 trilyon liralık devasa ciro ve binlerce çalışanın sorumluluğu omuzlarına kaldı.
Cesareti vardı ama, tecrübesi yoktu. Üstelik, babası ona daima nasihat ederdi, “kaç kişi çalıştırıyorsan, o kadar insan akşam çorbasını içiyorsa, yüzün gülsün, yok eğer o insanlar akşam aç kalıyorsa, sen de aç kal” derdi.
Bu sözler kulaklarında çın çın çınlıyordu, altında ezilmeden taşıyabilmesi için zamana ihtiyacı vardı, pişmesi gerekiyordu. Şirketin yönetimini aile dostlarına ve profesyonellere bıraktı, kendi şirketine yönetim kurulu üyesi olarak katıldı. Öğrendi, öğrendi, öğrendi. 29 yaşında kendini hazır hissetti. Direksiyona geçti. Yönetim kurulu başkanlığı koltuğuna oturdu. Kriz ortamıydı. Herkes kemerleri sıkmaya gayret ederken, o tam tersini yaptı, Türkiye'ye olan güveniyle yatırımını arttırdı, herkes küçüldü, o büyüdü.
Babasının kendisine bıraktığını ikiye katladı, fabrika sayısını dörde çıkardı, çalışan sayısını üçe katladı. Vergi rekortmenleri listesinin değişmez ismi oldu. Türkiye'nin en güçlü 50 işkadınından biri oldu. Babasının vasiyeti gereği, kazandığını, toplumla paylaştı. Sosyal sorumluluk projelerine büyük önem verdi. Özellikle kadınlar için, fırsat eşitliğinden faydalanamayan kızlar için çaba harcadı. Aile Bakanlığı'yla işbirliği yaptı, “kadın ustalar” projesini hayata geçirdi, kadınlara 15 şehirde meslek eğitimi verip, iş hayatına kazandırdı.
Özgecan vahşice katledildiğinde, 30 televizyon kanalının reklam kuşaklarını eşzamanlı olarak satın aldı, yarım dakika boyunca simsiyah karartı. Ne logo vardı, ne marka… Zifiri karanlıkta sadece “Özgecan için” yazıyordu. Ticari kaygıyla değil, toplumsal bilinci arttırmak için yapılmıştı. Tokat gibi çarptı. Kadına yönelik şiddette böylesine etkili bir reklam tarihte görülmedi. “Bir kadın ve bir kız çocuğu annesi olarak, bu sorunu ruhumun derinliklerinde hissediyorum” düşüncesiyle.
Kadına yönelik şiddete dur demek için atılan her adımda yeraldı, her projeye katkı sağladı, para harcadı, mesai harcadı. Şiddet mağduru 12 kadının hayat hikayesinin anlatıldığı “Ölümcül Yaralı” isimli uluslararası farkındalık projesine İstanbul'da evsahipliği yaptı. Tübitak ve Boğaziçi Üniversitesi'yle birlikte yoksul kız çocuklarımız için Bilim Kampı düzenledi.
Bazen milyonlarca erkek hiç bi işe yaramaz.
Bir kadın her şeyi değiştirir.
Müfit Can Saçıntı'nın ifadesi:
⭕1990 yılından beri, yani 36 yıldır, mizah benim mesleğim.
⭕Toplam 10 yıl boyunca Olacak O Kadar programının yazarlardan biriydim.
Sayın Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip, sosyal siyasal taşlamalar içeren Üç Baba Hasan isimli oyunu izleyip alkışladığında oradaydım. Çünkü yazarlarından biriydim.
⭕36 yıldır Hiçbir esprim, şakam hakkında suç duyurusunda bulunulmadı.
Dolayısıyla bugüne kadar ifade vermek zorunda kalmadım. Bu yüzden şaşkınım.
⭕Nasreddin Hoca şenlikleri 65 yıldır yapılıyor. 65 yıldır hiçbir Temsili Nasreddin Hoca hakkında dava açılmamış suç duyurusunda bulunulmamış.
⭕Bu sene temsili Nasreddin Hoca seçilince gurur duydum. Nasreddin Hoca’ya ve torunlarına layık olmaya çalıştım.
⭕Zira Nasreddin Hoca’dan Neyzen Tevfik’e, Karagöz’den Ziya Paşa’ya Anadolu mizahı, sosyal içeriklidir.
Toplumsal Meselelerle ilgilidir.
⭕Nasreddin Hoca’nın sosyal mesaj içermeyen hiçbir fıkrası bugüne taşınmamıştır.
⭕Bizim mizahımızı, hiçbir mesaj kaygısı içermeyen vodvil, fars, clown gibi dış mihraklı mizahtan ayıran budur. Sosyal, siyasal içerikli mizahı eleştirmek, en hafif tabirle yerli ve milli bir tavır değildir.
⭕Bu nedenle şenliklerin açılışında, Nasreddin Hoca’ya layık bir konuşma yaptım.
⭕Bir kişi hariç bütün halkın ve hazirunun gülüp alkışladığı video kayıtlarıyla sabittir.
⭕Mizahçıların en büyük kabusu esprisini, şakasını açıklamak zorunda kalmaktır. Bu nedenlerle şakamı açıklamayı, savunmayı, zul ve zulüm sayarım.
⭕Müştekiyi tanımam. Orada görmedim, herhangi bir şekilde muhatap olmadım. Yerel basından okuduğuma göre yaptığım espriyle “Muhatapları rencide ettiğimi beyan etmiş.”
⭕Ben “ Nasreddin Hocan’nın eşeğine kayyum atandım” dedim. Bu cümlede muhattabım eşşektir. Müşteki eşşeği rencide ettiğimi mi düşünmektedir.
⭕Avukat olduğunu öğrendiğim müşteki, eşeğin manevi ve mecazi avukatlığına mı soyunmuştur.
Bu konuda ifadesine başvurulmasın temenni ediyorum.
⭕Şaka yapmıyorum. Temsil Nasreddin Hoca olma teklifi geldikten sonra, eşeğin yükünü azaltmak için tam 8 kilo verdim. Bir hayvan ve eşşeksever olarak eşeği rencide etmemeye özen gösterdim.
⭕Bu konuyla, emniyetin ve adli makamların ciddi gündemini ve Ciddi dertlerle muhattap olan kamuoyunu meşgul ettiğim için, varsa kusurum kendi payıma özür dilerim.
⭕Başka sözüm yoktur. Hukuki bir savunma yapmayacağım. Hukuki boyutunu sayın savcıya, dava açılırsa sayın hakime, tarih nezdinde de
halkımızın, milletimizin takdirine bırakıyorum. Başka diyeceğim yoktur.
@getmidas bu hesabın sahibi arkadaş size 10 kere yazmış hep otomatik dönüşler yapmışsınız.
Ne adam akıllı bir açıklama var ne gerçek bir bilgi verilmiş.
Adam salı günü satmış,mkk da pblk ibaresi var ama her gün hesabımdaki para düşüyor,zararım artıyor diye sormuş.
Gerekli açıklamayı yapacak mısınız?
Bu satış saat 11:28 den önce yapıldığı için o günün sonudaki fiyat ile satıldı dolaysı ile alacaklı olduğu rakam sakı kapanışından hesaplanan rakam değil mi?
Her gün artan zarar sistematik bir hata mı?
#mhrs randevu aldım. Saatinde oradaydım. Doktor izin almış. Gelmedi. Şimdi sanki ben randevuya gitmemişim gibi mesaj geldi. Yakın zamana randevu alamayacağım.
İki kere mağdur oldum ama suçlu gözüküyorum.
@saglikbakanligi
Dün eşimle birlikte yine tribündeki yerimizi aldık. Ortam yine coşku dolu, takım harika gidiyordu…
5. gol sevinciyle stat bir kez daha coştuğu sırada, arka sıramızdan elinde iki bardak KAYNAR su/çayla geçmekte olan çocuk yaşta sayılabilecek bir taraftarın bardaklarından biri başıma döküldü.
Sonrası; statta ilk yardım, Medicana Acil ve geceyi noktaladığımız Kartal Devlet Hastanesi Yanık Merkezi…
Buradan @Fenerbahce’mize önemli bir çağrım var:
Tribünlerde ağzı açık bardaklarla kaynar içecek servisi yapılmamalı. Sıcak içecekler daha düşük ısıda ve mutlaka güvenli, kapaklı karton bardaklarda verilmeli.
Dün o kaynar su benim başıma değil de küçücük bir çocuğun ya da bir bebeğin üzerine veya yüzüne gözüne dökülseydi??
Çok daha ağır sonuçlar doğmadan bu konuda önlem alınmasını talep ediyor ve yürekten umuyorum. 💛💙
#20Eylül #CumhuriyetinFeneri #ÖnlemŞart @mrarslanoglu@Fenerbahce
ilker ayrık, sydney’deki hyde park’ta atatürk’ün topraklarımızda hayatını kaybeden avustralyalı askerlerin annelerine başsağlığı dileklerini ilettiği mektubun yer aldığı atatürk anıtı’nı ziyaret etmiş.
ey büyük atatürk,
yüceliğin karşısında titriyorum.
Yurt dışı çıkış harcı 1.580 TL’ye yükseliyormuş. Ben bu mevzuyu hala anlamış değilim. Yurt dışına çıkarken devlete nasıl bi masrafımız oluyor da bu parayı ödüyoruz? Bilen varsa bir zahmet anlatsın artık.
YENİ Parti Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz:
- 15 Temmuz Şehitler ve FSM köprülerinin ağır bakımları 2024’te tamamlandı.
- Bir sonraki ağır bakım 30 yıl sonra.
- ‘Bakım masrafı’ gerekçesi kuyruklu yalan. Bunun adı organize soygundur.
Avrupa şampiyonu olan kızlarımızla hep birlikte sevindik, gururlandık, heyecanlandık. Başarıları hepimizin göğsünü kabarttı, gözlerimizi yaşarttı.
Ama insanın aklına takılan bir soru var:
Yıllardır bu takımın en önemli parçalarından biri olan Ebrar Karakurt neredeydi?
Evet, sakat olduğu biliniyor. Ancak bildiğimiz kadarıyla bu sakatlık, oynamasa bile takımın yanında bulunmasına ya da maçları tribünden takip etmesine engel olacak bir durum değildi.
Peki neden hiç görünmedi?
Üstelik başka takımlarda, sakatlanan oyuncuların unutulmadığını gösteren güzel örnekler gördük. Mesela Sırbistan takımı madalya törenine sakatlanan takım arkadaşlarının formasıyla çıktı.
Bizde ise ne takım arkadaşlarından, ne teknik ekipten, ne yöneticilerden ne de yorumculardan Ebrar’ın adı neredeyse hiç duyulmadı.
Bu kadar önemli bir oyuncunun tamamen sessizliğe gömülmesi ister istemez soru işareti yaratıyor.
İnsan gerçekten merak ediyor: Ebrar Karakurt neden yoktu ve neden kimse ondan söz etmedi?
Biz halk ve seyırci olarak ebrarı görmek istiyoruz çok basarılı hanım bir kızımız çok seviyoruz neden oyunlarda yoktu bir sakatlıgı varsa bir acıklamasını isterdik yonetımin çok acı bir durum yok sayılması bizler Ebrarı maçlarda görmek istiyoruz evet çok istiyoruz Ebrar basarılı sporcu ..🙏🙏🏀🏵️🎗️💕❤️💙💚
#TarihteBugün 📅
Türk Süvarileri halkın sevinç gösterileri arasında İzmir'e girdiler. (9 Eylül 1922) 🇹🇷
“Şanlı bayrağımız, İzmir Hükümet Konağı’ndaki göndere çekiliyor.”