Ya kardeşim sana teklif edilen maaş az da sen neden bu kadar sığ bir cümle söylüyorsun. Ne demek başka hiçbir mesleğin katkısı yok. Bu ülke sadece nato veya savunma sanayisi ile dönmüyor. Kıymetli bir çok meslek var. Yani kendi hakkını savunurken başkasını gömme hastalığını bıraksak aslında bunca kavga gürültü olmayacak.
Because bad people have no boundaries. This grants them the freedom to do absolutely anything without a conscience. Naturally, the numerical balance is disrupted. For this reason, defeating one bad person always requires multiple good people.
From the outside, this situation might be perceived as a weakness on the part of the good, but that is not the case. Because at the core of goodness, there is no ambition to win or triumph. As long as goodness continues to be practiced, its purpose is already fulfilled.
Evil, on the other hand, is only satisfied by victory. This is because every person with this mindset suffers from an inferiority complex, which can only be suppressed through winning.
Bu topluma en çok zarar veren kötüler değil, kötülüğe susan sessiz çoğunluktur.
Bir kere müdür bana odasında hakaretler etmiş, tehditler savurup bağırıp çağırmıştı. O sırada odada bulunan 3 tane aslan gibi müdür yard��mcısı delikanlı, haklı olduğumu bile bile suspus olmuşlardı. Hatta "sen haklıydın ama konuşamazdık" bile dediler.
Şimdi o müdür günah keçisi olup defoldu gitti. Millete çektirdikleri de yanına kâr kaldı, çünkü haksızlığa şahit olanlar korkup susmayı tercih ettiler.
Şimdi düşünüyorum, haksızlık karşısında susan bir insan hayatını ne uğruna yaşıyor olabilir acaba? Kayda değer neyi kalır ki geriye?
@teologmete@edipyuksel Mete, gerçekten derdin üzüm yemek mi bağcı dövmek mi belli değil. Senin bu sorularına cevaplar verildi yeni değil bu sorular, dedim "canlı yayından kaçtılar" diye sitem ettin. Adam sana canlı yayın teklif etmiş "sen hele bi yaz" diyorsun.
Kahramanmaraş’taki okul saldırısında ağır yaralanan 11 yaşındaki bir öğrencimizi daha bugün kaybettik. Acımız tarifsiz.
Ailesine, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve tüm halkımıza başsağlığı ve sabır diliyorum. Maraş’taki saldırıda can kaybı maalesef 10’a yükseldi.
En güvenli olması gereken yerler olan okullarda artık şiddeti, hatta ne yazık ki ölümleri konuşuyoruz. Hiçbir velinin çocuğunu okula gönderirken içi rahat değil; herkes “acaba bugün ne olacak?” kaygısıyla yaşıyor. Şiddeti besleyen uygulamalarla, protokollerle ve okulu okul olmaktan uzaklaştıran anlayışla bu güvensizlik her geçen gün büyüyor.
Bu kadar büyük bir acıya rağmen en üst düzeyde hâlâ gerçek bir sorumluluk duygusu yok. Ne hesap veren var ne istifa eden. Yapısal sorunları görmezden gelen, talepleri duymazdan gelen, sorumluluğu örtmeye çalışan; “mış gibi” yapan, şekilci çözümler ve sloganlarla günü kurtarmaya çalışan bir yaklaşım var.
Çocukları koruyamayan bir eğitim sistemi sürdürülemez.
Bu yaşananlar kader değil; ihmalin ve politik tercihlerin sonucudur.
Sorumlular derhal hesap vermeli, istifa etmeli.
Eğitimciler dinlenmeli, eğitimin gerçek yapısal sorunları gecikmeden ve kararlılıkla çözülmelidir.
Çocukların geleceksizleştirildiği, okulların güvensizleştirildiği; adaletin aşındığı, liyakatin tasfiye edildiği bu düzende bu acılar son bulmaz!
Enam Suresi.151:
De ki: Gelin, rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; biz, sizin de onların da rızkını veririz.
+++
Ben "Kur'ancı" tabirini çok garip bulsam da yine de bunun üzerinden cevap vereyim.
Yeni bir şey bulmuş değilsin Mete. Uzun yıllardır "Kur'ancılara" yönettiğini sandığın (bazıları çok saçma olsa da) bu sorulara bir çok kişi tarafından gayet tatminkar cevaplar verildi, hala da veriliyor.
Yani bu soruları bir yere yapıştırın, diye tavsiye vermek yerine biraz araştırma yapmak daha sağlıklı olacaktır.
@sametyahyabal Ya bu iş git gide inanılmaz bir noktaya doğru sürükleniyor. Adam "esir kadınları satma yok tecavüz adabından bahsedilmiş" diye açıklama yapmış.
Gerçekçi bir yorum yerine duygusal bir tepki olmuş. Açıkçası çok çok hatalı görüşler bunlar.
1) Devlette çalışan herkes aynı değil. Nitelikli eleman çok. Öyle senin kafandaki gibi çok az falan da değil. Maşallah herkes sosyolojik araştırma kurumu olmuş. Tek başlarına bilimsel otorite mübarekler.
2) 1-2 saat çalışıp ortalama üstü maaş alıyor gibi bir durum yok. Bu yanlış bir genelleme. Kendi kişisel gözlemini genele yaymak doğru değil. Hatta ciddi bir kitle hak ettiğinden azını kazanıyor.
3) Konu memuriyetin verimsizliği değil, verimsiz denetim. Denetim mekanizmasını eleştirmek yerine memuru hedef almak haksızlık. Sen bugün kendi şirketine babanın oğlunu eleman olarak alsan denetleme olmazsa performans düşüklüğü kaçınılmaz olur. Bu durumda eleman sistemi kaldırılsın demek mi doğru yoksa denetim yapılsın demek mi?
4) Eleştiridiğin vergi meselesi ise tam bir facia. Bu insanlar ortaya iyi ya da kötü bir değer koyuyor. Sağ cebinden aldı sol cebine koydu demek bu insanların emeğini hiçe saymaktır.
5) Dilinize dolamışsınız bi "ömür boyu maaş garantisi" ni herkeste aynı hata. Açar 657'yi bakarsın, çalışmayana neler var görürsün. Sorun kanunda değil, sorun bu kanunu uygulama noktasında. Asıl sorumluyu eleştireceğine memurları işten atalım demek garip doğrusu.
6) Ekonominin bu şekilde düzeleceğini sanmak veya bunlar yapılmazsa ekonomi düzelmez demek komik sadece. Buna diyecek laf yok.
Emeğiyle para kazanan insanları genelleyerek "çalışmıyorlar veya haketmiyorlar" diye yaftalamak, onları ekonominin kötü gidişatından sorumlu tutmak yerine asıl haketmeyenleri konuşmak gerek.
Zeliha teyzemiz, kirada torunlarıyla birlikte yaşam mücadelesi vermektedir. Engeli nedeniyle akülü sandalyeye ihtiyacı vardır. Yakacak odun ve kömürü olmadığı için sokaktan topladığı bez parçalarını yakarak ısınmaya çalışmaktadır.
Sizin desteklerinizle teyzemizin tüm ihtiyaçlarını gidermek istiyoruz. Ailemizin sizin desteklerinize ihtiyacı var.
5:8 "...Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin..."
Kur'an okumaya ilk başladığım zamanlar bu ayeti gördüğümde inanılmaz etkilenmiştim. Basit bir cümle gibi görünse de özünde uygulama açısından hiç de öyle basit değil.
Düşünün, birine(bir topluluğa) kin duyuyorsunuz ama öyle bir zaman geliyor ki o birisi veya birileri haklı oluyor ve siz onlara karşı adil olmak zorundasınız. Hoşunuza da gitmiyor ayrıca.
Hatta bazen onları daha da ezebilecek gücünüz olsa da aynı şey geçerli. Zira haksızlık yapmamanız emrediliyor. Bu, iyi insan olma yolunda mükemmel bir kontrol mekanizması bence.
Sokaktan 100 kişi çevirip soralım "Düşmanlık beslediğiniz, nefret ettiğiniz biri haksızlığa uğrasa adil olmanın gereği olarak onu savunur muydunuz?" diyelim. Ben bir çok kişinin "evet" diyeceğini düşünmüyorum. Ama aynı 100 kişinin büyük bölümü "müslümanım" diyecektir.
Bu sebeple Altay ve onu destekleyenlerin büyük bir bölümü Gürkan Engin'e yaptıkları bu ve birçok adaletsizliği küçümsememeli "oh iyi oldu" diyip
Nitekim 29:2 ayetinde şöyle denmektedir:
"İnsanlar, imtihan edilmeden sadece "İman ettik!" demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar!"
Ee neyi kanıtladın sen şimdi? Yahu adam videosunun altında aynen şunları yazmış:
"Ehli sünnetin hak ilan ettiği 4 mezhebin de üzerinde ittifak ettiği görüşe göre, velisi, henüz adet bile görmeyecek kadar küçük olsa dahi kız çocuğunu ondan izinsiz evlendirebilir. Üstelik bu evlilik sadece nikah akdi ile sınırlı da değildir. Çocuğun velisi, çocuğun ilişkiden zarar görmeyeceğini düşünüyorsa, damadın çocukla ilişkiye girmesi de caiz görülmüştür."
Bu iddiasını da 4 mezhebe dair kaynaklar vererek delillendirmiş. Kaynakları da üşenmemiş, açıklama kısmına drive linki vererek koymuş. Kaynaklara göre de iddia edilen her şey doğru.
Daha hala neyi savunuyorsunuz?
Her şeyi savunursun anlarım da çocuk ya bunlar çocuk! Küçücük çocukların nikahlanmasını savunduğunuz yetmiyor bir de kalkmış küçücük çocukların cinselliğe dayanırsa zifafa girebileceğine cevaz veren adamların iddialarını tevil etmeye çalışıyorsunuz.
Bir de diyor pişman olursun falan. Doğru; peygamberin 6 yaşında bir kız çocuğu ile nikahlanıp 9 yaşında zifafa girdiğini, 6-9 yaş(verilen cevazlara göre yaş şartı da yok) civarı çocukların nikahlanabileceğini hatta dayanabilirse cinsel ilişkiye girebileceğini savunan yazıları din diye konuşan adamları ciddiye alıp cevap yazdığım için pişman oluyorum bazen.