@besimecz Belediye başkanı hava atmaya değil, zabıta görevini yapmaya gitmiş.
Gereksiz ayrıntılara değil, vatandaşa sorun çıkaran kuralsızlıklara uyarı yapılmış.
Üsttenci değil, uyarıcı/uzlaşmacı bir tavır takınılmış.
İşte olması gereken bu, tebrikler.
Tarafların üst bir kişi veya kurum tarafından güç dengesi altında tutulduğu durumlarda, taraflar arasındaki mücadelenin sınırları da; değerlendirme ölçütü de retorikten ibarettir.
Kayıtlı örnekleriyle Antik Yunan'dan günümüze bilindiği üzere.
Descartes'dan en yakın arkadaşı ve akıl hocası Beeckman'a,
"Genel olarak doğal nesnelerden, mesela böceklerden ve sineklerden öğrendiğimden daha fazalasını senden öğrendiğime veya öğrenebileceğime -ya da bana herhangi bir şey öğretebileceğine-
+
Bazı "merhametsiz" kişiler bunu eleştirmişler, oysa "patili canlar" için bu bile yeterli bir hizmet değil.
Buna ülke servetini "iyi" ve "faydalı" işler için harcamak denir.
@gagahaberyeni Kadınlar sürekli bir kendini gösterme psikolojisi içerisindeler.
Ablacım etkinlik bahanesiyle 10 yaşındaki çocuklardan da rol çalmayıver.
+
Descartes'ın felsefe öğretmenlerini de içine alan Cizivit ve genel Katolik eğitim kadrosu için;
"İbn Rüşd'ü anmak veya ondan alıntı yapmak yasaklanmıştı. İlla bir alıntı yapılması gerekiyorsa, bu ona övgü içermemeli ve mümkün olduğunca başka bir kaynağa havale edilmeliydi."
Ben Descartes'ı sessizliği seven, yanlız takılan biri olduğu için, kişilik olarakta uysal sanıyordum.
Oysa biyografisinde şöyle tanımlanıyor; "Entellektüel anlamda kendi görüşünü kabul etmeyen veya farklı bir yorum getiren herkese çatan, sürekli kavga içinde olan birisiydi".
+
Descartes'ın ilk eğitime başladığı kurum La Fleche Koleji, bir Cizivit okulu (Entellektüel bir Hristiyan tarikat~).
Okul 13 sınıftan oluşuyor:
6'sı hazırlık - Genel olarak Dil-Retorik-Beşeri bilimler
3'ü Felsefe Mantık-Fizik-Metafizik-Etik
4'ü Teoloji (Descartes bunu almıyor)
@parmakuclari Bence tam tersine modern felsefenin özü şu düşünce:
"Olması gereken anlamında bir hakikatten söz edilemez, ancak olan vardır. Olan ise algılardan ibarettir ve algılar özneldir.
Dolayısıyla değer ifade etmesi bakımından "hakikat" bir değil, kişiler kadar fazladır ve kişilerdedir."
Gerçekten futboldan hiçbir şey anlamıyorum. Demin İngiltere'ye kale karşısından atış hakkı verdiler, adamlar atamadı. Sonra bir hak daha verdiler, gol oldu.
Önceki maçta da Portekiz mi, diğer takım mı ne dümdüz gol atmıştı saymamışlardı.
Ona dair ilginç birkaç bilgi daha:
Marx'ın resmi eşinden toplam 7 çocuğu var. Bunlardan 4 tanesi, daha küçük yaşta yoksulluk ve olumsuz şartlardan ölüyor.
Bir tane de hizmetçiden gayrimeşru çocuğu var deniliyor.
Eşi Hristiyan, düğünleri kilisede oluyor. Fakat o da ateist oluyor.
Marx ilginç bi karakter. Hem baba, hem anne tarafından dedeleri haham (Yahudi din adamı).
Sonradan babası iş gereği Yahudilikten, Hristiyanlığa (Protestan) geçiyor.
Aynı şekilde annesi de istemeye istemeye Hristiyanlığa geçiyor. Marx'da vaftiz ediliyor ama sonradan ateist oluyor.