Olmayacağının farkındaydım. bir sonu olduğunu, tadının damağımda acı bir tat bırakacağını biliyordum. sonucunda uzun süre düzelemeyeceğimi hissetmiştim. dedim ki kendime, sonuna kadar bu insanla bu yol yürünür.
iki adım bile atamadım.
ama olsun işte
güzel sevdim.
iki tane donemim var, biri duygusal olarak savunmasiz olup her seye ve herkese inanmak istedigim donem, digeri kalbimin yerinde tas varmis gibi her seye kendimi kapattigim donem, arasi yok
Okudunuz mu bilmiyorum ama Gazap Üzümleri’nde şöyle bir cümle geçer: “Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben… Biz artık geçmiş zamanız.” Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et,anlamlandır ve ondan ders al. Gerçek başlangıç,unutmak değil; bilinçle devam etmektir.
"Çok pişman olacaksın, çünkü her defasında kalbimi kırmana rağmen seni her hâlinle sevmeye devam eden ve senin için herkesi karşısına alacak birini kaybettin."
bi ömrü heba etmenin en kolay yolu nedir derseniz takılı kalmaktır derim. kapanmış bir defterin sayfalarında kendine yer aramak. değiştiremeyeceğin bir geçmişi aklında tekrar tekrar yaşayıp bugünü soldurmak..o hikayeye sıkıca tutunayım derken kendi ellerini bırakmak