Yaw ne zormuş takipçi sayısını korumak her gün iki üç kişi takibe geçiyor bı okadari bırakıyor olmuyor walla bak çok gücüme gidiyor takip edenlere sesleniyorum napim diğerleri çay kahve börek servisimi yapıyor 🤣🤣🤣da benmi çay ikramı yapmıyorum 🤗😉
@ankara_kusu Bu olaylarda cemaatlerle ilgili yaşananlarda bir tek üzüldüğüm
o da dini konularda zayıf olan inançsız olan inananlarla alay edenler ateistlerin ekmeklerine yağ sürüldü İslâmı bu şekilde hareket ederek bizleri zor düşürenlerde Allah hesabını hem dünyada sorsun hem ahirette
@a8237238542374@Hannereva_12@MuratSaricaTR bizim ülkede herkes her boku bildiğini sanıyo maalesef en büyük problemimiz bu. zerre fikrimiz olmayan konuda bile insanlara akıl verme eğilimindeyiz
" hanımefendi ye cevabensiz yazmışsınız size cevabım yazınızda saklı değil aşikar Kendi topuğuna sıkmak bu olsa gerek"
@yaarenler Yapmış olduğunuz eleştirilerin tamamına katılıyorum canı yürekten katılıyorum ayrıca başındaki boncuklarla yapmış olduğu şekil aklımda soru işareti oluşturdu sembol gibi geldi hani bazı kripto işaretler vardır ya onlar gibi duruyor gibi geldi bana da
ABD ve İran arasında varılan mutabakatı, bölgemizde sulh-u sükûnun hâkim kılınması adına önemli bir gelişme olarak görüyor, memnuniyetle karşılıyorum.
Tüm dünyanın uzun süredir ihtiyaç duyduğu bu haberin bölgemizde kalıcı huzur ve güven ortamının tesisine vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.
İmzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak söylem, tahrik ve eylemlerden kaçınılması ve olası sabotajlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.
Bu neticenin alınmasında ABD ve İran liderlikleri başta olmak üzere müstesna ara buluculuk gayretleri için Pakistan’a teşekkür ediyorum.
Ayrıca Katar ve Suudi Arabistan’ın diplomatik girişimlere sağladıkları desteği takdirle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.
Türkiye olarak bölgemizde barışın, istikrarın ve huzurun tesisine yönelik her türlü çabayı desteklemeye, diplomasi ve uluslararası hukuk temelinde kalıcı çözümlere katkı sunmaya devam edeceğiz.
Sabrımız tükenmiş, vakarımız artık taşmıştır! Hangi cüretle, hangi hadle cihan sultanı Atam Kanuni Sultan Süleyman Han’ın mukaddes ismini o necis, o kokuşmuş ağzınıza sakız etmeye kalkışıyorsunuz? Üç beş kuruşluk alkış uğruna, sahnelerde sergilediğiniz o sefil şovlarınızla yedi iklime nizam vermiş bir hakanı o kirli üslubunuza malzeme yapamazsınız! Mizah kılıfı altına sakladığınız bu iğrençlik ve edepsizlik, doğrudan bu aziz milletin haysiyetine, şerefine ve mukaddesatına yapılmış alçakça bir saldırıdır. Kimse bizim vakarımızı sessizlik, sabrımızı ise acziyet sanmasın; ecdadımıza dil uzatan o hadsiz dilleri kendi karanlıklarında boğmak ve bu haysiyet cellatlarına hadlerini en sert şekilde bildirmek bizim boynumuzun borcudur.
Kendi ecdadına sövmeyi modernlik sanan bu kokuşmuş zihniyet, bu toprakların en büyük utanç vesikasıdır. 5816 sayılı kanunla sağlanan hassasiyetin, 600 yıl dünyaya adalet dağıtmış şanlı ecdadımız için de gösterilmesini; "#DeğerleriKorumaKanunu"nun hayata geçirilmesini devlet büyüklerimizden önemle bekliyoruz. Bu, devlete ve millete olan bir namus borcudur.
İlan ediyorum; Atamın mirasına dil uzatan her bir hadsiz, bunun bedelini hukuk önünde ve milletin vicdanında en ağır şekilde ödeyecektir. Bu haysiyet cellatlarının peşini bırakmayacak, tarih düşmanlarına karşı mücadelemizden tek bir adım geri atmayacağız!
@1881_1938_MKA_@ozlemdogan_@Denizli_Emniyet Bu yaptığınız hareketler islama dinime dirayetime zerre kadar zararı dokunmaz dokunamaz bile umurunda bile değilsin debu
ancak kendinize ve etrafınıza duyduğunuz saygıyı gösteriyor hatta ve hatta kendinizi sevmediğinizi gösteriyor üzücü
Öncelikle İlber Ortaylının ailesinin acısını paylaştığımı ifade edeyim.
İlk olarak; İlber Ortaylının vefat haberini duyduğumda arkasından mesaj veya hiçbir görüş paylaşmadım.
Fakat Fatih Camii haziresine defnedileceğini duyunca hiçbir hakaret vs işlemeden sadece görüşümü beyan ettim.
Fatih Camii, ecdada bir anlamda kamuya aittir. Nasıl, onun Fatih Camii haziresine defnedilmesini isteyenler bu konuda görüş beyan edebiliyorlarsa, biz de gömülmesini istemediğimizi beyan etme hakkına sahibiz.
Onlar görüşlerini ifade edecekler fakat biz İfade edemeyeceğiz öyle mi? Böyle bir şey olabilir mi?
Fatih Camii haziresine gömülmesi haberine kadar hiçbir şekilde görüş beyan etmedim, bu haber çıkmasaydı görüş de beyan etmeyecektim.
Ömründe camiye girmemiş adam diyerek Allahlık (haşa) taslamışım, Allah adına karar vermişim gibi gerçekten uzak ve kimi it sürülerinin (afedersiniz) hakaret dolu sözleriyle karşılaştım,
Bunun üzerine bir sürü, benim yanımdaydı, önümdeydi, arkamdaydı vs şeklinde bir sürü camiye girdiğine ilişkin şahitlikler sıralandı.
Bunlar çok güzel fakat bunlar yeterli değildir.
Bunun da kararını Allah adına ben vermiyorum.
Yine onun Elçisi, Efendimiz SAV'in bizzat kendisi veriyor.
İslamın 5 şartından ikincisi namazdır, ilk iki şart hiçbir şekilde kişiden sakıt olmaz.
Mali gücünüz yerinde değilse ve sıhhatiniz el vermiyorsa (ki bunu İslami hassasiyeti olan bir Hekim söylemeli) oruç, zekat, hac sizden sakıt olabilir (ancak orucun diyetini ödersiniz).
Ama mali gücünüz, sıhhatiniz olsun-olmasın Kelime-i Şehadet ve Namaz hiçbir şekilde sakıt olmaz.
Göz ucuyla bile olsanız namaz farzdır, kılmanız gereklidir. O namaz da bir-iki kere değil ömür boyu ve günde 5 keredir.
Kim, onun için, beş vakit namazındaydı, cumaları hiçbir şekilde kaçırmazdı diyebilir?
Zira 3 cumaya üst üste gitmeyenin kalbi mühürlenir.
İlber Ortaylı bütün cumaları ve 5 vakit namazı takip eden birisi miydi? Namazsız ve cumasız dini bütünlük olur mu?
Onun namaz kıldığını ben gördüm diyerek bir-iki kere gördüğünü söyleyip, ona sürekli namaz kılıyormuş gibi şahitlik yapmışlarsa vay onların haline.
Bakalım Allah katında bu şahitliğinizin hesabını nasıl vereceksiniz.
Çünkü buradaki mevzu bir-iki kere camiye gitti gitmedi değil, günde 5 vakit ve ömür boyu namaz kılıyor mu kılmıyor muydu meselesiydi?
Dini bütünmüş belli etmek istemiyormuş gibi açıklamalar yapıldı.
Öyle bir şey de olamaz:
Mesela Kelimei şehadet getirilirken sadece içinden iman etmek yetmiyor, dışarıdan da dil ile ikrar etmeniz gerekir. Yani açığa vurmanız şarttır.
Kelimei şehadetteki şart gibi namazı camide kılmak da vacip derecesinde kuvvetli bir sünnettir.
Efendimiz SAV Sahabisine, üstelik sabah namazı için sürünerek de olsa mescide geleceksin şeklinde sıkı uyarılarda bulunmuştur.
Yani namaz, geçerli mazeret olmadıkça camide, açıktan kılınır, herkes görür.
Kimsenin bilmesini istemezdi diye bir mesele burada kişilerin tercihine bırakılmamıştır.
Bir de kemalistliğini açıkça ifade eden kişi dindarlığını neden göstermekten kaçınır ki?
Bunun için Yağmur Tunalının alıntıladığım tweette, ibadetlerini gizlemek bir yana Müslümanlara karşı nasıl mesafeli olduğunu, Müslümanları DİNDEN GEÇİNEN TAİFE, CAHİL vs diye nasıl suçladığını kendi gözlerinizle okuyun.
Onun için, falancaların arkasından dualar ederdi, hatimler okuturdu da denildi.
Bu iyilikler, Türkiyede haziresi önemli 5-10 camiden birisine defnedilme hakkını ona vermez.
Öte yandan Sultan Fatihin, Ayasofyanın cami olarak kalma konusundaki ısrarının hatta bedduasının bilinmesine rağmen onun müze olarak kalması mücadelesini veren bir kişiyi Sultan Fatihle kabir arkadaşı yapmak Fatihe zûl değil midir?
Hem Sultan Fatihe içki içti iftirasında bulunacak hem Ayasofyanın müze olmasını savunacak hem de onun Fatih Camiine defnedilmesi istenecek ama biz de buna karşı hiçbir şey söyleyemeyeceğiz öyle mi?
Anıtkabire ya da çalıştığı üniversitelerden birine ya da herhangi bir mezarlığa defnetseydiniz hiçbir şey söylemezdim.
ASLA UNUTMA!
İsrail askerlerinin doktor kılığına girerek Filistin hastanesine girip insanları öldürdüğünü asla unutmayın.
Bu terörizm ve savaş suçudur.
Japonlar 170 çocuğun şehit edildiği bombalamıyı animasyonla acıyı canlandırmış.
Kuşu ölene baş sağlığı dileyen alemlere rahmet Peygamberin Ümmeti ne hale gelmiş hey hat😔
Japonlar kadar olmayanlar var.🤲🏼💔
Geçtiğimiz 10 günlük süreçte 4 sahnemden kazandığım tüm gelirimi Hatay bölgesinde ihtiyaç sahipleri ile paylaşmanın mutluluğunu yaşadım. Ülkemizin farklı illerinde imkan sahibi kimselere örnek olmayı başardığımı, onların da sahaya indiğini ve bakkal/eczane gibi esnaflarımızdaki borç defterlerini topladklarını duyuyor ve tebrik telefonlarını alıyorum. Bu güzel tablo içimi huzurla doldurdu ve bu ay sonuna kadar çıkacağım tüm sahnelerimin gelirlerini o illerdeki esnaflarımızın borç defterlerini toplayarak ihtiyaç sahiplerine destek olmaya devam etmeye kararlıyım. Erzurum, Trabzon ve Samsun’da sahaya ineceğiz önümüzdeki hafta. Destekleriniz, ilginiz, yayınlarınız, yorumlarınız ve benimle paylaştığınız tüm güzel duygularınız için teşekkürler ederim.
Vahabiliğin kabir gibi görünen hassasiyeti aslında İslam tarihini kökünü kurutmaktır.
Nasıl mı?
Buyrun okuyalım:
Sadece Efendimiz SAV'in kabri bellidir şeklinde ifade her ne kadar kesin cümle ile kullanılmış olmasa da şüphe oluşturduğu için diğer bütün Peygamber kabirleri zan altında kalacaktır.
Hangi Peygamberin kabrine giderseniz gidin acaba bu kabir de Halis Bayancuk'nun dediği gibi ihtimali midir kesin midir diye tüm Peygamberlerin kabirleri tartışmalı bir duruma gelecektir.
Halis Bayancuk'un burada kullandığı gerekçeye bakar mısınız.
Peygamberlerin kabirleri dolaştıkları yerlerde değil diye o kabirleri yok hükmüne getiriyor.
Peki Eba Eyyübel Ensari Hazretleri İstanbulda mı dolaşmıştı, niye kabri İstanbulda o zaman?
Sadece bu gerekçe üzerinden tüm Peygamberlerin kabrlerinin yeri yalanlanır mı?
Bunun dediği doğru bile olsa Peygamberler başka yerlerde dolaşıp başka bir yere gittiğinde kabre orada konulamaz mı?
Hoş biz bunun, bu değerlendirmesini tabii ki doğru bulmuyoruz ama bu değerlendirme doğru bile olsa mevcut Peygamber kabirlerinin tamamını tartışmaya açmıştır.
Bu da neye yol açar?
Peygamber kabirlerinin hiçbirinin olmadığı, gösterilemediği bir ortamda, Peygamberler tarihini tartışmaya açar.
Öyle ya, Peygamberler tarihi var ama hiçbirine ait tarihte hiçbir iz yok.
Temiz iş değil mi?
Geçmişinize ait hiçbir izi size bıraktırmıyorlar ve bunu da Tevhid adına yaptırıyorlar.
Bir bölge işgal edildiğinde ( mesela; en yakın dönemde ABD'nin özellikle Kerkük'te olmak üzere Irak, Sırbistan'ın Bosna işgalinde) işgalciler tapu ve nüfus kayıtlarını yakmışlardır.
Bu şekilde geride hiç belge yani iz bırakmamışlardı.
Ama yakamayacakları, ortadan kaldıramayacakları tabiri caizse taş gibi bir belge türü var:
Bunlar da mezar taşlarıdır.
Mezar taşlarını ne yaparsanız yapın ortadan kaldıramazsınız ve mezar taşları orada yaşanılan tarih boyunca yüzlerce yıl belki binlerce yıl o geçmişi size nakış nakış aktarırlar.
Bundan dolayı özellikle İngilizler ve Ruslar işgal ettikleri bölgelerde mezarlıkları tahrip ettiler ve bir dönemin tarihini silmeye çalıştılar.
İşgal ettikleri bölgelerde mezarlıklara saldırmak orayı yönetme amacıyla hareket eden işgalcileri haliyle tedirgin eder.
Yani hem o ülkenin ordusunu yenmişsiniz, gençlerini öldürmüşsünüz hem gelip kendi kanunlarınızı uyguluyorsunuz, bir de bunun üstüne o bölgenin mezarlıklarını tahrip ediyorsunuz.
Tüm bunların üzerine halkta oluşacak tepki haliyle işgalcileri rahatsız eder.
Bunu en kolay yoldan halletmeye çalışırlar.
İşte tam olarak burada işgalcilerin imdadına İslam tarihinin en büyük fitnelerinden biri olan İbni Teymiye yetişir.
Mezarlıkları, kabirleri ziyaret ettiğinizde siz orada yatan kişiye dua ediyorsunuz diye uydurdukları bir iftira üzerinden, mezar ziyaretlerini ve orada duayı şirk diye yaftalarlar.
İslamı koruma adına da güya bu şirkin oluşmasına mani olmak için mezarları ve mezarlıkları bizzat kendileri tahrip ederler.
Gidin bakın Suudi Arabistanda bir tane mezar taşı göremezsiniz.
Mezarları, mezarlıkları, mezar taşlarını İngilizlerin kendileri tahrip edeceğine, İbni Teymiye gibi bir fitnecinin seleflerine, üstelik Tevhidi koruma adına yaptırırlar.
Ve bunlar yani fitneci İbni Teymiyenin selefleri ortada hiçbir düşman yokmuş gibi mezarlara, mezarlıklara saldırırlar.
Mezopotamya'da, Balkanlarda birçok Osmanlı mezarlığı bunların eliyle yok edilmiştir.
Ruslar ve İngilizler bu şekilde temiz iş çıkartmışlardır.
Mezarlıkları yani mezar taşlarını kendileri hiç dokunmadan yine kendilerine Tevhid ehli diyen kişiler tarafından ortadan kaldırtmışlardır ve kendileri de suçlu görünmemişlerdir.
Bu durumda birbirinin kanını döken iki taraf da müslümanlar olmuştur.
Zaten onlar da işgal ettikleri bölgelerde Müslümanları zayıflatma amacı taşımaktaydılar.
Böylelikle de suya sabuna dokunmadan İbni Teymiye fitnesinin ürettiği fikirle iki Müslüman grubu birbirleriyle çatıştırmış olurlar.
Kendileri de kenarda kahvelerini yudumlamaya devam ederler.
Bir süredir bakkal ve eczaneleri geziyor, borç/veresiye defterlerini kapatıyorum. Peki sizce ben bunları neden göstere göstere, açıktan yapıyorum?
Bakara Suresi 274. ayet, mallarını gece-gündüz, gizli-açık Allah yolunda (hayra) harcayanların mükafatlarının Allah katında olduğunu, bu kişilerin korku ve üzüntü yaşamayacaklarını müjdeler. İnfakın zaman ve yöntemine bakılmaksızın samimiyetle yapılmasının önemini vurgulayan ayet, infak edenlerin huzuruna dikkat çeker.
Demek ki, bazen sadakanın açıkça yapılıp insanlara duyurulmasında da fayda olabilir. Böylece halk, sadaka vermeye teşvik edilmiş olur. Kalpteki niyet tertemiz olduktan sonra...bir takım yorumları/eleştirileri boş ve gereksiz görüyorum.
Kur’an okumamış, kulaktan duyma bilgilerle ahkam kesen/çok bilen/ boş konuşan / oturduğu yerden poposunu kaldırmaktan ve başkaları için herhangi bir şey yapmaktan aciz kişileri değerlendirmeye almıyorum.
Sevgiler, ÇELİK
Bu haritayı yayınladım” diye neler deniyor, gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Kaç belediye konseri aldın, hangi televizyonda program yapacaksın? Arkadaşlar, 20 yıldır anlatıyorum ama herhalde duymadınız: İki istisna dışında ben belediye konserine çıkmıyorum. 50 kere davet edilsem de, yıllar önce “çıkmayacağım” dedim. Televizyon programı da yapmıyorum. Haritada sadece “Allah, bu savaşın Türkiye’ye sıçramasını engellesin; Allah Türkiye’yi korusun” dedim. Bunu bambaşka yerlere bağlamak, nasıl sığ bir düşünce! Şok geçiriyorum.”Bu haritanın bu şekilde kalmasını sağlayanlardan Allah razı olsun.Sizlere de Allah akıl fikir versin.
Mühim bir Belge: Yahudiler, hahamlarını Müslüman fakihlere şikâyet ediyor…
Bu belgenin tarihi Eyyûbî Sultanı Necmeddin Eyyûb dönemine kadar uzanmaktadır.
Yahudiler bu belgede, Yahudi liderlerinin (ancak ilim sahibi olmayan kişilerin) ibadette bulunan rükû ve secde uygulamasını kaldırma niyetinden şikâyet etmektedirler. Bu uygulama daha önce Musa b. Meymun (Maimonides) tarafından sinagogda kabul ettirilmişti.
Musa b. Meymun, rükû ve secdenin Yahudi ibadetinde zorunlu bir ritüel olduğunu, geçmiş dönemlerde uzun süre ihmal edilmesinin ise büyük bir hata olduğunu söyleyerek fetva vermişti.
Bu nedenle mektubu yazanlar, İslam fakihler meclisinden bu mesele hakkında hüküm vermelerini ve görüş bildirmelerini talep etmektedirler.
Belgenin Tam Metni
Bismillahirrahmanirrahim
“Allah’ın itaatine muvaffak kıldığı ve rızasına ulaşmaları için kendilerine yardım ettiği Müslümanlardan olan saygıdeğer fakihler, imamlar ve din önderleri bu konuda ne buyururlar?
Yahudilerden bir topluluk vardır ki söz onların elindedir. Bunlar Yahudilerin reisi ve ona tâbi olan âlimleridir. Onlar kendi dinlerinde rükû ve secdeyi sabit kılmış ve bunun eskiden beri şeriatlarında bulunduğunu söylemişlerdir. Böylece dinlerinde var olan bir uygulamayı yeniden ihya etmiş, onu benimsemiş ve yaklaşık yirmi yıl kadar uzun bir süre uygulamışlardır.
Ancak onların reisi vefat edince, ilim ehli olmayan biri ortaya çıkmış ve önceki uygulamanın aksine konuşarak rükû ve secdeyi inkâr etmiştir.
Bu kişinin yaptığı bu muhalefet karşısında ona ne gerekir? Eğer bu bir muhalefet ise hükmü nedir?
Bize fetva veriniz. Allah size rahmet etsin.”
Kaynak:
Hossam Elharery
Shelfmark: T-S AS 182.291
Editör: Geoffrey Khan, Arabic Legal and Administrative Documents in the Cambridge Genizah Collections (1993).