ABD'li emekli subay Douglas Macgregor:
─ İran ile İsrail birbirlerine istediği kadar füze atsın; İran İsrail'i işgal edemez ama Türkiye eder.
─ Atatürk Türkiye'de hâlâ saygı gören bir lider ama Türkiye artık Atatürk'ün Türkiye'si değil, bunu anlamalılar.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerini öğrendikten sonra Koruma Müdürü Muhsin Köse'yi hazırlıklı olmaları konusunda uyardı:
➖ "Serseri bir mayın var."
"Oğuzhan Uğur şüpheli konuma düşebilir"
🗣️ Avukat Hadi Dündar:
➖ "Bu derneğin (Ahbap) kişisel menfaat sağlamak amacıyla kurulduğu tespit edilirse, para toplayan ve aracılık eden herkes suçun ortağı olacaktır."
"Hiç mi barikat kurmadınız?"
CHP Nazilli İlçe Başkanlığı'nda eski yönetim, görevi devralmak için gelen yeni İlçe Başkanı Naim Atmaca ve ekibini binaya almadı.
FETÖ'nün darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde Erdoğan Demir'in kaydettiği görüntüler:
➖ "Belki öleceğim ama şerefimle öleceğim."
➖ "Motoru üstlerine sürdü, adamı vurdular."
➖ "Sonuna kadar vatanımızı savunacağız."
15 Temmuz; iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi haline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir.
FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış olmakla birlikte FETÖ tehlikesi hâlen devam etmektedir.
Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir yapıyla mücadele asla rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz.
Altını çizerek söylemek istiyorum:
Demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren, fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan habis bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız.
Çünkü Allah muhafaza, unutursak eski sıkıntıları tekrar yaşarız.
Unutursak şehitlerimize olan görevimizi yerine getirmemiş oluruz.
Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz.
O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.
Zalime merhamet etmek, mazluma zulmetmek demektir.
Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz.
15 Temmuz gecesi “hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” düsturuna sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleriyle iftihar ediyoruz.
Meclisimizin necip mensuplarının, bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır.
Mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum:
Artık reddimiras yapan bir Türkiye yok.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı’nın kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz.
Kriterleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz.
Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkânını güçlendiriyoruz.
Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayisinin istifadesine sunuyoruz.
Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan, 6 ay ana para ödemesiz, 36 aya kadar vadeli kredilerin 12 puanlık maliyetini de hükûmet olarak biz karşılıyoruz.
Bu iki program sayesinde imalat sanayisi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz.
Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun.
“Beş dakikacık bir görüşme” için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz.
Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir.
Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz.
Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır.
Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır.
Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.
NATO Zirvesi, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ne gerek var” diyenlere, “iktidara gelirsek Külliye’yi yıkacağız” diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır.
Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân Milletin Evi’dir.
Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır.
Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır.
Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara Zirvesi, medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur.
Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında hâlen devam ettiğini görüyoruz.