Günlerdir beni “iftira atmakla”, “yalan söylemekle” suçlayan Melih Gökçek ve avanesi…
Belgeleri savcılığa sunacağımı anlayınca, TV100’de Sinan Burhan’a yaptıkları açıklamada; benim Onlar DOSYA programında ,Sözcü TV de anlattıklarımı ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdıklarımı harfiyen doğrulamışlar!
Hadi buyurun…
Yurt binasını da…
Vilbert’teki 8,5 milyon Euro’luk alışveriş merkezini de…
Lüksemburg’daki 180 milyon Euro’luk alışveriş merkezi pazarlığını da…
Harfiyen doğrulamışlar!
Günlerdir “yalan”, “iftira” dedikleri ne varsa, şimdi çıkıp kendi ağızlarıyla anlatıyorlar.
Daha durun…
Ben yeni başlıyorum.
Eksik bilgi vermişsin talha. Oyuncu hem 7,4 milyon euroluk alacağından feragat etmiş hem de bugüne kadar kulüpten kazandığı tüm paraların üzerine ekstra 5 milyon euroyu kulübe geri ödeyecekmiş.
Türk usulü tokalaşma filan değil, yanaklar birbirine değince ibne olacağını sanan bazı muhafazakarların millete alıştırdığı salak kafa tokuşturma hareketi
Bir vatandaş Cumhurbaşkanı'na gayet uygun dille "eşim kayıp, ulaşamıyoruz" diyor. Kötü bir şey de yok. Reji yayını kesiyor. TRT de kesmiş, Habertürk de kesti. Artık yayıncılıkta alışkanlık oldu. Vatandaş şikayet ederse yayını kes geleneği, bütün felaketlerde aynı...
🗣️Fırat Aydınus: Semedo’nun Yalçın’a basması kırmızı kart olmalıydı.
🗣️Serdar Akçer: Ciddi faullü oyun nedeniyle kırmızı kart görmeliydi.
🗣️Erman Hoca: Semedo atılmalıydı.
🗣️Mark Clattenburg: Semedo’nun pozisyonu kırmızı
Ataşehir’de finans merkezinin tam karşısında oturuyorum. Finans Merkezi tam bir fiyaskodur. Finans merkezi inşaatı başladığında yandaş medya burası dünyanın finans merkezi olacak diye yayınlar yaptı. Yüklencilerinden biri Ağaoğlu idi. İnşaat bir süre sonra neredeyse tamamen durdu, Ağaoğlu projeden çekildi, zar zor ite kaka bitirdiler. Aslında bitirmiş de değiller, etrafındaki yol çalışmaları hala devam ediyor. Burası inşaata başladığında Merkez Bankası’nın buraya taşınacağı söyleniyordu. Şu an böyle bir şey yok. Özel sektörün de buraya ilgi duyduğu yok, devlet bankalarının genel merkezlerinden başka bir şey görmedim. Burası bitecek diye Batı Ataşehir halkı senelerce evinin camını açamadı tozdan dumandan. Normal bir ülkede en az iki sene daha önce bitebilirdi, uzadıkça uzadı. Bitti de ne oldu? Evimin kapısından çıktığım dakika trafik başlıyor mesai çıkışı. Ne dünyanın finans merkezi oldu ne de katma değerli bir üretime hizmet etti. Bu finans merkezinde bir doluluk veya iş hacmi de göremiyorum, külliyen israf bir proje. Günün sonunda müteahhitler kazandı bize de trafiği tozu dumanı kaldı.
Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına elkonulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu ?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.
Can Bonomo, tutuklanan Tolga Akış için paylaşım yaptı.
“Ahlak artık 90 yaşında, klostrofobik, sese, eğlenceye, neşeye gelemeyen, huysuz, mendebur ve gammaz bir komşuya dönüştü. Standartlar bu kadar düşükken Manifest'in, Ezhel'in, Deniz'in ne şansı olabilir?”
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Deniz Göktaş’ın vekillerinden açıklama:
“Savcılığın ikinci ayını tamamlayan soruşturmada, bu yeni suçlamayı tahliye kararından dakikalar sonra ve mesai saatleri dışında devreye sokması, 1970’li yıllarda ve 12 Eylül döneminde vücut bulan “Kişiyi ne olursa olsun cezaevinde tutma” anlayışının dirildiği kuşkusunu yaratmaktadır”
Deniz Göktaş bu espriyle suçu ve suçluyu övmüş.Bu kafayla,sel ve su taşkını ihtimalini hava durumu bülteninde okuyan spikeri de halkı korku ve paniğe sevk etmekten alabilirler. Hatta meteoroloji tahminleri tutmadığında halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma olur mu,neden olmasın?
Deniz Göktaş’ı cezaevinde tutmak için hukuku çiğnemeye doyamıyorlar. Tahliye kararı çıkınca Daltonlar çetesi ile ilgili espriyi ‘Suçluyu övmek’ diye absürt biçimde yorumlayıp Deniz Göktaş’ı cezaevinden çıkmadan tekrar tutukladılar. Artık herkes yaptığı her espriden ayrı ayrı tutuklanabilir. Yargını geldiği hal budur. @karabayfurkan5 haberi.
Deniz Göktaş hakkında tutukluluğuna yapılan itirazın ardından tahliye kararı verildi.
Cezaevinden çıkamadan “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla tekrar tutuklandı. (Medyascope - Furkan Karabay)