Kimseye demeden, kimseye değmeden, kimseden olmadan, kimseden ummadan, kimsenin saçina ak olmadan, sırtına yük olmadan, kalbine iz bırakmadan,sıyrılıp gitmek lazim şu hayattan..
Ne yaşarsam yaşayayım, kendimle 1 saat baş başa kaldığımda toparlanıyorum.
Artık insanlar ve istişare bana iyi gelmiyor.
Ben ve Allah…
Düğümün çözülmeme ihtimali yok.
Kaba saba bir dünyada ahlaki incelik, yaralanmaya açıklık ve savunmasızlık getiriyor. Güzeli hissedebilen, doğruyu söyleyen ve bedel ödemeyi göze alan insan, dünyadaki hoyratlığa karşı daha çıplak kalıyor. Erdem hem bir kuvvet, hem de göğsünü hain oklara açmak, yara almak ihtimali demek.
Zeytinin sayısını bilir, ona göre yermişsin,
her şeyin ölçülü, ben ölçüsüzlükten belirmişim.
Öfkem İbrahim’in ateşinden fazla, mutluluğum İbrahim’i görmüş gül gibidir.
Bana ölçüyü öğret ya Muhammed(s.a.v.)
bana haddimi bildir.
“Üslup ruhun, kalbin, zihnin öyle aynası ki üslûbunu sevmediği insanı da sevemiyor insan. Üslup her şeyi sızdırıyor. Bilgeliği, iyiliği, riyayı, sahteliği, kibri, kötülüğü, art niyeti, sevgiyi her şeyi. İnsan birini sevmeye üslûbundan başlıyor..”
İnsan çoğu zaman fazlasıyla sınanır
Dindarsan, inançsızlarla;
Merhametliysen, zalimlerle;
Sessizsen, gürültücülerle;
Sabırlıysan, acelecilerle;
Bilgiliysen, cahillerle…
Hayat, sende ne fazlaysa
Onun zıddını çıkarır karşına.
Ne kibirlen diye fazlanla,
Ne eksik kal diye zıddınla