"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
Okullarda yarı çıplak şekilde Vals oynayan öğrenciler medeni(!)
Ramazan etkinlikleri düzenleyen öğrenciler ise beyni sulanmış(!)
Az domuz uşağı değilsiniz.
-Kudursanız da kültürel hegemonyanız bitti!
Biz şeriat istiyoruz dediğimizde birinin kaçıncı karısı olacaksınız diyenler, özgürlük adı altında 10 kişiyle birlikte olmayı normal görüyor. Demek ki fazla özgürlüğün sonu sapkınlıkmış.
Erdoğan girdiği her seçimi nasıl kazanıyor biliyor musunuz?
Her zaman gerçeği söylediği, güçlünün değil haklının yanında olduğu için;
İşte bu yüzden Halkın Tercihi Erdoğan
Atlas Çağlayan hakkında bir bilgi okudum:
Annesi yıllarca çocuk hasreti çekmiş, Atlas tüp bebek tedavisiyle ikiz olarak dünyaya gelmiş ve sadece 1 kilo olarak doğup hayata tutunmuş.
Yıllarca beklenilen bir çocuğu bir saniyede hayattan kopardılar!
SOKAKLARDA KEKO İSTEMİYORUZ!
Sumud Filosu temsilcilerinden Ramazan Tunç:
Ablukanın kırıldığını dünyaya ilan edebiliriz.
Mikeno ve Adagio gemileriyle irtibatımız yok. Ancak bu gemiler Gazze karasularından sinyal veriyor.
Bu filo, “abluka kırılamaz” düşüncesini yerle bir etti.
Bu yaratık Sultangazi'de bir okulda öğretmenlik yapıyor.
Gereğinin yapılacağına pek ümidim yok ama biz yine de paylaşalım!
@SiberayEGM@AliYerlikaya@Yusuf__Tekin
Bunların derdi işçinin emekçinin hakkını savunmak falan değil
Bunların tek derdi, kaos çıkarmak. Her yerde yapabilirlerdi eylemlerini ama yapmıyorlar niye? Devlete de polise de düşmanlar çünkü
Bakar mısınız? Karşılarında düşman varmış gibi nasıl saldırıyorlar, yazık #1Mayıs