Müslim Sarı, CHP’li belediyelere yönelik her operasyonun ardından neredeyse aynı metni paylaşıyor.
Paylaşımlarında yalnızca operasyonun düzenlendiği belediyenin adı ve birkaç küçük ifade değişiyor. Geri kalan bölüm ise büyük ölçüde aynı şablondan oluşuyor.
Şimdi Etimesgut Belediyesi’ne yönelik operasyon yapıldı.
Eğer bu iletişim kalıbı devam ederse, muhtemel paylaşım da şu şekilde olmalı:
“Bu sabah Etimesgut Belediyemize yönelik gerçekleştirilen operasyon, son dönemde Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik art arda yürütülen adli süreçlerin yeni bir örneği olmuştur.
Yargı süreçlerinin hukuk devleti ilkesi doğrultusunda, siyasi tartışmalardan uzak, masumiyet karinesi gözetilerek yürütülmesi ve tutuksuz yargılamanın esas alınması zorunludur.
Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve gerçeğin eksiksiz şekilde ortaya çıkarılması için süreci dikkatle takip etmeyi sürdüreceğiz.”
Bakalım yine aynı şablon kullanılacak mı?
'' Ölmeden Bir belgeselim olsun isterdim'' dedi.
Biz de ''sen çok yaşa bize kuvvet veriyorsun, çekeriz belgeselini'' dedik; çektik.
İzlemeniz Bizlere gurur verecektir. Tam 30 sene Teröre ve teröristleri aklamaya çalışanlara dik durdu. Gerçekten Yaşayan Anıt... Pakize Alp Akbaba https://t.co/WTVtz0ow8c
Bu yasa TBMM'ye geldiğinde;
Kim VATANSEVER,
Kim YERLİ VE MİLLİ,
Kim TÜRK MİLLİYETÇİSİ,
Kim ADALETTEN YANA,
Kim TÜRK MİLLETİNİN YANINDA,
Kim ATATÜRKÇÜ,
Kim SİZE YALAN SÖYLÜYOR,
✅Anlayacaksınız.
Sonra bu partilere oy verirseniz, başınıza geleceklere ağlamayın‼️
Bu yasa TBMM'ye geldiğinde;
Kim VATANSEVER,
Kim YERLİ VE MİLLİ,
Kim TÜRK MİLLİYETÇİSİ,
Kim ADALETTEN YANA,
Kim TÜRK MİLLETİNİN YANINDA,
Kim ATATÜRKÇÜ,
Kim SİZE YALAN SÖYLÜYOR,
✅Anlayacaksınız.
Sonra bu partilere oy verirseniz, başınıza geleceklere ağlamayın‼️
Terör örgütü silahlı eylemlerle ulaşamadığı hedefine Siyasetçilerimiz sayesinde silahsız olarak ulaşmayı hedeflemiş.
Sürece destek veren siyasetçiler de sonra utanmadan “bak hiç şehit verilmedi” diye alkışlamamızı isteyecekler.
Ama bu hayallerin sahiplerini de yeneceğiz. Amaçlarına ulaşamayacaklar.
Mecliste Çerçeve ancak Mustafa Kemal’in resmi için kullanılır. Teröristin istediği yasa için değil…..
***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım , işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI
SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
***
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
***
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ , BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ ...
PROMPTER MAHKUMİYETİ VE DEVLET ADAMLIĞI
Atatürk'ü ölçü alan bir kuşak olarak Demirel'in pek çok icraatını ve siyaset biçimini eleştirdik.
Fakat o bir devlet adamıydı.
Şu hafızaya, hakimiyete bakın, bir kelime hamaset yok, rakamlarla ve tarihlerle sadece icraatı anlatıyor.
Prompter yok, önündeki kağıda bakmak yok, saygısızlık, argo, bozuk Türkçe yok, yok, şiir ya da şarkı yok, holigan tezahüratı yok.
Bir de bugünün, yaptıkları ucuz hamaseti ya da hakaretlerle dolu konuşmaları bile prompter mahkumiyetinde yapan siyasetçilerine bakın.
Türk siyasetinin nereden nereye düştüğünü bir anlığına düşünün.
Bakın ideolojik bir açıdan bakmıyorum, nesnel olarak sadece şu kısacık konuşmayı değerlendiriyorum.
Siyaset bu kadar aşağı düşerken, kaçınılmaz bir fizik kaidesi olarak sürtünmenin etkisiyle ahlakı, bilgiyi, sorumluluk duygusunu hep o yüksek irtifalarda bırakmış.
Düşünün ki, artık sivrisineklerin vızıldadığı, bulaşıcı hastalıkların ve timsahların kol gezdiği durgun bataklık sularında yapılıyor siyaset.
Gün o gün ki, pek çok yönünü eleştirdiğimiz Demirel'i bile mumla arar olduk.
Sevr vs Lozan:
Sevr hazırlanırken Türk temsilcilere söz hakkı verilmedi.
Lozan hazırlanırken Türk temsilciler eşit düzeyde muamele gördü.
Sevr, işgalcilerin topraklarında imzalandı.
Lozan, tarafsız bir ülkede imzalandı.
Sevr'de Trakya sınırı Çatalca'dan geçer.
Lozan'da sınırlar Meriç-Karaağaç'a kadar uzanır.
Sevr'de İzmir çevresi Yunanlara, Antalya ve Konya civarı İtalyanlara, Çukurova ile Malatya-Mardin civarı Fransızlara bırakılır.
Lozan'da bu bölgelerin tamamı Türklerindir.
Sevr'de doğu Anadolu Büyük Ermenistan'a bırakılır.
Lozan'da doğu Anadolu Türklerindir.
Sevr'de Kürtlerin özerklik hakkı bulunur.
Lozan'da özerklik yoktur.
Sevr'de boğazlar silahlı güce sahip bağımsız uluslararası komisyon tarafından idare edilir.
Lozan'da boğazlar Türkiye'nin liderliğindeki komisyon tarafından idare edilir.
Sevr'de İstanbul yoktur. Constantinople vardır ve başkent olmak zorundadır. Osmanlı uslu durmazsa şehir Türklerin egemenliğinden alınabilecektir.
Lozan'da İstanbul vardır. Tüm egemenliği Türkiye'ye aittir.
Sevr'e göre Osmanlı ordusu en fazla 50 bin kişiden oluşabilir. Ordu, yabancılar tarafından denetlenecektir. Orduda uçak bulundurulması yasaklanmıştır.
Lozan'da ordudaki asker sayısı ve silah kısıtlamaları tamamen kaldırılmıştır.
Sevr'de kapitülasyonlar vardır.
Lozan'da kapitülasyonlar kaldırılmıştır.
Sevr'de savaş tazminatı vardır.
Lozan'da savaş tazminatı kaldırılmıştır.
Sevr'de kabotaj hakkı yoktur.
Lozan'da kabotaj hakkı vardır.
Şu cümle şu anda herkese normal geliyor.
Şu cümleyi normal kabul eden hiç kimse normal değil.
Çünkü terör normalize edilirken, normal terörize edilmiş durumda.
PKK'ya özel af düzenlemesinden söz edilebiliyor memleketimizde.
Halkımız huşu ve sessizlik içerisinde dinliyor ve bütün bunların vatanın selameti için yapıldığına inanıyor.
Distopik bir korku filmi gibi...
Neyzen Tevfik Üstat bir kıta şiir ile ne çok şeyler anlatmış, her mısrasını farklı durumlarda kullanarak uzun uzun anlatacaklarınızı anlatmış oluyorsunuz, ruhu şat mekanı cennet olsun..
🔴CB için ömrünü vermiş, Erdoğan'ın davasına hizmet etmiş bir gurup AK👇👇
"Fakirleştik, perişanız, 3'lü marketlere kayyum atayın, Mehmet Şimşek'i görevden alın..."
Ahahahahaha beter olun amk, su veren itfaiyenin hortumunu.
‼️Sayın Cumhurbaşkanınım, bu şahıslar hakkında acilen CB hakaret, Devlet kurumlarını aşağılama, yalan bilgiyi alenen yayma ve halkı kin ve düşmanlığa tahrikten soruşturma açar mısınız?
Sayın Hocam her yaratığın bir faydası vardır boşuna dememişler. Mesela ben “Beyin hücresi yakıt olarak sadece glikoz kullanır, ateşleyicisi de oksijendir.” Bilgisini bu vesileyle öğrendim, teşekkür ediyorum 🙏
Önemli olan kimin CHP genel başkanı olacağı mı yoksa Cumhuriyetin devamı mı!?
CHP genel başkanlığı belirsiz bir zamanda elde edilene kadar kurumlaşacak bir monarşide CHP genel başkanı olsan ne olur, olmasan ne olur!..
Bazen insan ne diyeceğini bilemiyor beyni glikoz kullanmayanlara!..
Not: Beyin hücresi yakıt olarak sadece glikoz kullanır, ateşleyicisi de oksijendir.
Prof.Dr. Erhan Afyoncu: 1884'de ll. Abdülhamid zamanında ferman okuyacak bürokrat yok!"
"Osmanlı'da 1828'de ll. Mahmut’un imamı Zeynel Abidin efendi Arşanusluğuna cepheden bir mektup geliyor mektup ağır okuyamıyorlar Osmanlı Türkçesiyle ifadeler ağır gelmiş 2.Mahmut kızıyor elinden alıyor o bitiriyor mektubu.İlginç bir olay 1884’de meydana geliyor.2. Abdülhamit diyor ki Mısır meselesiyle ilgili eskiden beri verilmiş fermanları çıkarın diyor arşive giriyorlar Beylikçinin liderliğinde bakıyorlar Mühimme defterleri Oğuz dönemine kadar inmiyor 1550’lerden başlıyor 40-50 tane defter bulduk padişahım ama malüm olmayan hat ile yazılmıştır bilinmeyen dediği yazı mühimme defteri okuyacak adam olmadığı için bunu okuyamıyorlar.Ondan sonra 1900’lü yıllarda Napolide doğum dilleri mektebi kuruluyor.Siyakat yazısı bilen adam arıyorlar yok.
Demek ki neymiş;
1 gecede cahil bırakılmamış; 1 gecede cahil bırakıldığımızı anlamışız...
Aynı wikileaks belgelerinde, Ümit Özdağ'ın başkanı olduğu Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi için de şöyle diyor:
"Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Başkanı Ümit Özdağ ile görüştük. Ankara'nın Çankaya semtinde. ASAM'ın lüks görünümü, Özdağ'ın başarılı bir fon toplayıcısı olduğunu gösteriyor. ASAM daha önce TGS tarafından finanse ediliyordu. Ancak, ASAM şu anda (2003) İslamcı Türk gıda şirketi ÜLKER tarafından 5 milyon dolarlık bir hibe ile destekleniyor‼️"
Sınıf sınıf inceledim: Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi bu yıl 128 mezun verdi. Bu 128 öğrenciden 21’i üniversite sınavında ilk 100’e girdi. Bu durum, hayatın olağan akışına aykırı görünmektedir. Konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla mutlaka adli ve idari soruşturma başlatılmalıdır.
📌121 Yıl Önce bugün, 21 Temmuz 1905'te Yıldız Hamidiye Camii çıkışında 2. Abdülhamid'e bombalı saldırı düzenlendi.
Abdülhamid bu saldırıdan kurtuldu, lakin 26 vatandaşımız hayatını kaybetti, 50'den fazla vatandaşımız da yaralandı.
Saldırıyı Taşnaksütyun adına Edward Jorris adlı terörist yapmıştı.
Joris yakalandı. Ölüm cezasına çarptırıldı.
Lakin Edward Joris, Belçika vatandaşıydı.
Belçika Hükümeti devreye girdi ve Osmanlı'ya "ultimatom" verdi.
‼️Ardından terörist Jorris, Abdülhamid'in izni ile serbest kaldı ve Belçika'ya gitti.
Ne muhteşem Osmanlı değil mi?
NOT: O kafayla gidenler bebek katilini bırakmaz mı sanıyorsunuz yoksa?
#tarih #tarihtebugün #YıldızSuikastı #salı
“Türkiye, çeyrek yüzyıldır, “Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede demokrasi olabilir mi” sorusuna aranacak cevap için bir laboratuvar gibi oldu.
Sorunun yanıtını henüz bulduğumuzu söyleyemem.
Ancak şunu artık kesinlikle söyleyebilecek durumdayız: Siyasal İslamcı zihniyetin egemen olduğu bir ülkede demokrasi, kişisel hak ve özgürlükler, farklılıkları koruyarak bir arada yaşamak gibi kavramlara hayat hakkı filan beklemeyin.”
Herkese Merhaba, geçtiğimiz perşembe gününün ilk saatlerinde, yaşadığım bölgeden sorumlu jandarma birliği tarafından, BirGün gazetesinin bir paylaşımında okuduğum, "Kanuni Sultan Süleyman şakası nedeniyle ceza alan komedyen" haberi üstüne yaptığım yorumum gerekçe gösterilerek, "halkı alenen kin ve düşmanlığa teşvik" suçlamasıyla gözaltına alındım. Cep telefonuma ve kimliğime el konuldu. Cep telefonumun şifresini orada ve o dakikada verdim. Gözaltı işlemlerimin ardından İstanbul Emniyet Md. götürüldüm. İlk alınışım ve serbest bırakılışım arasında bana toplam dört kere sağlık kontrolü yapıldı. Gözaltı sürecim boyunca -bakış dahil- hiçbir kötü muameleye maruz kalmadım. "Çağlayan Adalet Sarayında" alınan savcılık ifademde, temmuz ayı boyunca paylaştığım tüm sosyal medya mesajlarım önüme bir klasör halinde konuldu ve bunların, bana isnat edilen suçun unsurlarını taşıdığı söylendi. Ailemden aldığım eğitim; mesleğim ve mesleğimin yapılış ve sahneleniş prensipleri nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme" suçu işleme imkânım olmadığını, bu suçlamayı reddettiğimi ve mümkünse suçlamalarına başka bir kulp bulmalarını rica ettim. Ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine gönderildim. Kısa süren yargılanmam ardından, yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezasına çarptırıldım. Bilgisayar kullanmadığım ve cep telefonuma el konulduğu için sonrasında haliyle kimselerle iletişim kuramadım. Arayanlara, soranlarla çok teşekkür ederim. İstemeden sebep olduğum, aile büyüklerimin akan gözyaşları ve iç sıkıntıları dışında hiçbir üzüntüm yoktur. Tüm paylaşımlarım istisnasız X hesabımda durmaktadır, duracaktır, yenileri paylaşılacaktır, dolayısıyla susmam ve susturulmam mümkün değildir. Evlâtlarımız ve ülkemiz için aydınlık bir gelecek talebi hapsedilemez. Sevgilerimle.
Üç Ejderha Türkiye'nin belası oldu!
Aynı kuluçkanın üç farklı yüzü: NATO, FETO, APO.
Biri sistemin içine sızdı, biri sınırları zorladı, biri zihinleri bulandırdı. Sağcı öldü, solcu öldü; Türk acı çekti, Kürt yara aldı. Ama asıl mesele dışarıdaki düşman değil, onlara açılan içerideki kapılardı.
Tamamı 👇
https://t.co/XTDXZzynvF