Ben Recep Tayyip Erdoğan'sız bir Türkiye'de yaşadım. İnsanlar bugünki gibi 60'ında değil, daha erken emekli olup hayatı yaşayabiliyor, emekli ikramiyesiyle ev alabiliyordu. Barınma ve gelecek kaygısı bugünkü gibi derin değildi. Bazı şeyler yoktu, doğru ama siz "küçülen" dünyanın zorunlu nimetleri olan teknoloji vb. gelişmeleri Erdoğan yarattı sanıyorsunuz. Bundan ibaret.
Oysa her evde çamaşır makinesi vardı, televizyon da vardı.
Hatta bilgisayar, oyun konsolu vb. şeyler de sayısı az olsa da ulaşılabilirdi.
Yok dediğiniz yol ve köprüler zamanın şartlarına uygun olarak vardı. Boğaz Köprüsü'nü Erdoğan mı yaptı? Barajları ya da?
Bütün bunlar bugün daha gelişmiş haliyle ve daha geniş kesimlerin elinde varsa bu Erdoğan'ın değil, teknolojinin ulaşılabilir hale gelmesi ve ucuzlaması sayesinde var.
100 yıldır ABD'de bilgisayar vardı ama muhtemelen 1980'lerde bile çoğu iş yerinde hâlâ daktilo kullanılıyordu. Evlerde ise yoktu. Sonrasında her yerde oldu, üstelik orası menşe ülke idi.
Şu an her evde VR var mı mesela? Yok. Ama ulaşılabilirlik ve gereklilik düzleminde belki 20 yıl sonra olacak.
Bugüne dönersek; var dediğiniz her şey Erdoğan sayesinde daha pahalı. Bir Iphone alana 1 bedava kampanyasından arkadaşımız değil, devlet faydalanıyor vergi yüküyle...
Geçiş garantili yollarla, köprülerle, yap işler devretle bizim cebimizden çıkıyor çıkan, Erdoğan'ın değil. Var olan her şey bile bizim paramız sayesinde.
Kendiniz bir hayalin peşindesiniz, rüyanızı sevdiğiniz için uyku halindesiniz ve istiyorsunuz ki herkes sizinle uyusun.
Ama yok öyle bir hayat.
Yazık... Daha sorunun ne olduğunu kendisi de bilmiyor. Ve ne yazık ki bu şahıs 2013'ten beri MEB'in üst düzey kadrolarında ve ne yazık ki 2.5 senedir de bakanlık yapıyor.
Asıl sorun Üniversitelilerin 26 yaşında mezun olması değil. Asıl sorun üniversite mezunlarının kalifiye olamaması ve iş bulamaması.
Sen 250'den fazla üniversite ile övünüyorsun, ama milyonlarca işsiz yaratmaktan başka bir işe yaramıyor senin sistemin...
Hani bazen bakarsın burnunun ucundaki hazineyi, değeri göremezsin, gider çöplüklerde eşelenirsin ya... İşte öyle bir şey bu.
Oysa ki sana sorunun ana kaynağını ve bunun çözümünü 5 dakikalık breifing ile anlatabilirim.
Şu an Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri hatta başat sorunu, kalifiye eleman problemidir.
70'lerde, 80'lerde hatta 90'larda böyle bir problemimiz yoktu. Başarılı öğrenciler okurdu, okumayan öğrenciler de meslek öğrenir iş güç sahibi olur hayata atılırdı.
İşte bu sebeple de bizim ülkemiz gerek teknoloji ve bilgi birikimi ile gerekse kalifiye eleman kalitesiyle Dünyanın önde gelen sanayi ülkelerinden biriydi.
Bugün pek çok fabrikamızın bakım ustası yok. Fabrikalarımız kendi makinelerini kendi tamir eder, hatta üretimde kullandıkları makineleri geliştirir, kendileri üretirlerdi. Ama bugün pek çok fabrikada bakım ustası yok. İyi bir bakım ustası 100-150 bin TL maaş alıyor. Piyasada iş yapacak zanaatkar yok.
Otomobil tamircilerinde bile sıra var. Arabanızı tamirciye götürüyorsunuz, gösterecek tamirci bulamıyorsunuz sanayide.
Neden?
Çünkü eski ustalar ya emekli oldu, ya hayatını kaybetti, onların yerine gelenler de çoğu Avrupa'ya gitti, kalanlar da iş yetiştiremiyorlar. Bunların yerine alttan gelen-yetişen kalifiye elaman yok.
Eskiden "ağaç yaş iken eğilir"di. Daha ilkokulda öğretmen çocuğun anne-babasına "bu çocuk okumaz, verin bir yere meslek öğrensin" derdi.
Şimdi bir öğretmenin bir öğrenci velisine bunu deme şansı yok. Hele bir denesin, anneler ve babalar "benim çocuğuma öğretmen mobbing uyguluyor" diye ortalığı ayağa kaldırır...
Gelişen teknoloji ve sosyal medya çağı ile biz tam 2 nesil kaybettik malesef. Bunları biz yazdıkça devlet görmezden geldi, hiçbir önlem almadı.
Şimdi bu 2 neslin kaybı hayatımıza kalifiye eleman sıkıntısı, işgücü sıkıntısı olarak dönüyor.
Akıllı hükümetimiz de bu işgücü sıkıntısını Suriyeli, Afgan yahut Afrikalılarla çözmeye çalışıyor, ama nafile...
Bir millet alttan kalifiye eleman yetiştiremiyorsa o devletin sonu gümbür gümbür yaklaşmaktadır.
AKP iktidarının bize kaybettirdiği 2 nesli, ancak 2 nesilde tamir edebiliriz. Çok geç kaldık bazı şeylerde.
Yapılacak şey aslında çok basit.
Yarından itibaren Türkiye'deki 130 devlet üniversitesinden 100'ünü, 75 vakıf üniversitesinin de 60'ını hemen kapatacaksın.
Üniversiteye giriş zor olacak. Sınavda hak eden üniversitesini okuyacak, üniversite kazanamayan ise gidip meslek öğrenecek, hayata atılacak.
İşte sayın bakan, sizin bahsettiğiniz sorunun basit çözümü budur. Böylece Üniversite öğrencilerinin tüm sorunları da çözülmüş olur. Sorunun çözümü 5 dakikalık iş... İsteyene tabi...
Şehirlerin büyük bölümü madenlere ruhsatlı, izin başvurusu bekliyor. Örneğin Muğla ormanlarının yüzde 70'i maden ruhsatlı. Suyun aktığı her yer santral ya da maden. Yedigöller bölgesinde bile ruhsat başvurusu var. Zeytinlikler dahi şirketlere açıldı. Tarımda vahşi sulama, golf sahaları, zenginlerin sulak hobileri, say say bitmez.
Yaşar Kemal'in dediği gibi "İşçiye yaşayacağı kadar bir şeyler bırakmak zorunda olan kapitalist düzen, doğadan bunu bile esirgiyor, doğayı salt hiçbir şey vermeden sömürüyor."
Bu çılgın sömürüyü yok sayıp "duş alırken az su kullanın, diş fırçalarken musluğu kapatın" diye ahkam kesen yarım akıllı tipler türedi. Güya ırmağının akışına öldükleri ülkenin ırmaklarının kurutulmasına üç kuruş için göz yumanlar, alkış tutanlar, ırmağı savunanların da karşısına dikilenler varken hem de...
⏺️Fatih Altaylı’yı söylemediği sözden niyet okuyarak tutukla. ⏺️Leman çizerlerini karikatürde kast etmediklerini yorumlayarak hapse at.
⏺️Manifest grubunu sahne şovlarından dolayı adliyeye götürüp yurt dışı çıkış yasağı ver.
⏺️Kızılcık Şerbeti dizisine senaryo nedeniyle inceleme başlat. Senaryoyu değiştir.
⏺️Mabel Matiz’i şarkı sözü nedeniyle adliyede polisler arasında savcıya götür.
⏺️Tele 1 yöneticilerini hatalı KJ nedeniyle TV binasından polislere aldır, adliyeye götür.
⏺️Gazeteci Furkan Karabay’ı haber yaptığı için tutukla 7 ay sonrasına duruşma günü ver.
⏺️Ve bir şaka programında hadis olduğu tartışmalı, toplumun çok büyük çoğunluğunun sadece atasözü olarak bildiği bir söz nedeniyle Boğaç Soydemir ve Enes Akgündüz’ü tutukla.
Hukuk güvencesinin kalmadığı ülkeye niyet okumayla, çarpıtmalarla, saçma yorumlarla zifiri karanlık çöküyor. Ülke bir kafese dönüşüyor.
Şarkı sözünü beğenmedim, gözaltı. Dizi senaryosunu beğenmedim, gözaltı. Youtube'da yapılan şakayı beğenmedim, gözaltı. Sahne kıyafetini beğenmedim, gözaltı. Sosyal medya paylaşımını beğenmedim, gözaltı. Sokak röportajını beğenmedim, gözaltı. Bu liste nereye kadar uzar?
Şarkı sözlerinden dizi senaryolarına, sahne kıyafetlerinden youtube şakalarına, sokak röportajlarından eleştirel sosyal medya paylaşımlarına... Her olay anında karakolluk, adliyelik. Kapkaranlık bi yol içindeyiz, bir toplum bu kadar boğulmaz.
Bu haberimizden sonra çok sayıda veli mesaj attı. Tahmin edeceğiniz üzere çocuğunu devlet okuluna gönderen AKP yöneticisi, eski bakan yok gibi.
Hepsinin de geçmişte imam hatiplere dair açıklaması var. O zaman çocuğunuzu niye yollamıyorsunuz? Halkı böyle kandırıyorlar işte…
Ne yapsın yani, çocuğunu tuvaletlere sabun koyulamayan, saçma sapan tarikatların protokol ayağına cirit attığı devlet okuluna mı göndersin? Adam koskoca milli eğitim bakanı, kendi çocuğunu milli eğitim sisteminden kaçıracak imkanı var ve kullanıyor, ne yapsın yani
İmam hatipleri dünyaya örnek gösterdi,
kızını özel koleje yazdırdı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 8. sınıf öğrencisi kızı için Ankara’da özel bir koleji tercih etti.
Sınıflarda 25 öğrencinin eğitim gördüğü kolejde kapalı yüzme havuzu bulunuyor, hijyene önem veriliyor ve profesyonel güvenlik personeli görev yapıyor.
Gitar, keman ve piyano derslikleri olan kolejde ayrıca bir sağlık merkezi de yer alıyor. Öğrencilere kahvaltı ve öğle yemeğinin yanı sıra “ikindi vaktinde” poğaça, meyve ve kuruyemiş gibi atıştırmalıklar sunuluyor.
Tekin, Haziran ayında İmam Hatip modelinin dünyada bir benzeri olmadığını savunmuş ve şunları söylemişti:
“Ben diyorum ki bunu neden biz marka haline getirmiyoruz. Dünyada İmam Hatip tarzı eğitimleri, yani hem pozitif hem dini eğitim vermek isteyen ülkeler ile bu modeli paylaşabiliriz diye düşünüyorum.”
Ancak Bakan’ın kızını gönderdiği okulda dini ağırlıklı eğitim verilmediği, aksine karma eğitim uygulandığı öğrenildi.
Bakanlık, konuya ilişkin soruları yanıtsız bıraktı. (İsmail Arı / BirGün)
Bu adamlar, yani MADO'nun sahipleri 35 kişiye mezar olan Manolya Sitesi’nin yıkımından sorumlu tutuldukları için yargılanıyorlar.
Hatta bu sanıkların 22,5 yıla kadar hapisleri isteniyor ancak durum bu işte...
İmamoğlu'nun diploma iptalinde imzası olanlardan biri on gün içinde dekan oldu. Biri fakülte yönetim kuruluna girdi. Birinin paylaşımlarından koyu akpli olduğu anlaşıldı. Biri tügvacı çıktı. Bağımsız karar dediklerinin hepsi böyle, aşırı bağımsız
Şimdi.. bir ton mesaj geliyor, düzgün üslupluları tenzih ediyorum ama çoğu ya Türkçe değil (yani öğrenememiş) ya da hakaret niteliğinde.
Arkadaşlar.
Hükümetle devleti, kurumla kişiyi, vatandaş olmakla meslek erbaplığını ayıramadığınız sürece,
ve EN önemlisi şunu unuttuğunuz sürece:
“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
..SİZİN de, HERKESİN de haklarını korumak için çırpındığımızı zaten anlayamayacaksınız.
Parti marti değil konu, “fanatizm” ve içerdiği tehlike. Anayasal haklarını kullanan insanların, “hakları” olmayan bir şekilde yetkilerini kötüye kullanan insanlar tarafından hukuksuzca zorbalanmasının yarattığı tehlike. Birbirimize düştüğümüzde arkamızdan dönen dolapların yarattığı tehlike.
Sidik yarışı değil bu. Çocuk kavgası hiç değil.
Neden deliriyorlar, biliyorsunuz. Boykot, midesine tekme atacaklari çocuk değil, böğrüne vuracaklari işçi değil, iceri alip korkutacaklari vatandas degil, bir halt yapamıyorlar. Bir hayalet ile savaşıyorlar.
Sadece 1 senede tarikatların boykot çağrısı yaptığı 15 konser ve festival yasaklandı. Şu an tarikatlar bir şirketi boykot etse, gecesinde o şirkete el konulur. Ama halk boykot çağrısı yapınca anında soruşturma açılıyor. Çünkü bağımsız yargı